Henüz 22 yaşındayken idam edilen Leyla Kasım, Kürt halkının direniş tarihinde önemli bir yere sahiptir. Cesareti, inancı ve boyun eğmeyen duruşuyla sembolleşen Kasım, Kürt kadınların ve gençlerin mücadelesinde yaşamaya devam ediyor.
Leyla Kasım, 1952 yılında Kerkük’e bağlı Xaneqîn ilçesinde yoksul bir ailede dünyaya gelir. Beş çocuklu bir ailenin tek kızı olan Kasım, gece yarısı doğduğu için babası Arapça “gece” anlamına gelen “Leyla” adını verir. Henüz dört yaşındayken ailesiyle beraber Hewlêr’e taşınır. Burada Wend İlkokulu’nda eğitim gören Kasım, derslerinde başarılı bir öğrenci olarak bilinir.
Ailesi, 1958 yılında Baas rejiminin Araplaştırma politikaları nedeniyle Bağdat’a göç etmek zorunda kalır. Maddi zorluklara rağmen babası kızının eğitim görmesini ısrarla destekler. Ortaöğrenimini Bağdat’ta tamamlayan Kasım, 1971 yılında Bağdat Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’ne girer. Üniversite yıllarında Kürdistan’daki gelişmeleri yakından takip eden Kasım, kısa sürede politik bilinci gelişmiş, Kürt öğrenci hareketinin aktif üyelerinden biri haline gelir.
Henüz 20 yaşındayken Kürdistan Öğrenciler Birliği (YXK) ile tanışan Kasım, böylece örgütlü mücadeleye katılmış olur. Özellikle kadınların da özgürlük mücadelesinde yer alabileceğini göstermek isteyen Kasım, daha sonra bunu “Kadınların da vatan için mücadele edebileceğini ve canını feda edebileceğini göstermek istedim” sözleriyle ifade eder.
Bu yıllarda Güney Kürdistan kritik bir dönemden geçiyordu. 1974 baharında Baas rejimi Kürtlere karşı savaş ilan etmiş, Kürt ailelerini Bağdat’tan çıkarmış ve Qeladizê kentini bombalamıştı. Leyla Kasım ve arkadaşları, tam da böylesi bir zamanda eylem yapma kararı alır. Ezilen Kürt halkının sesini dünyaya duyurmak amacıyla bir uçak kaçırma eylemi planlayan grup, yapacakları eylemin gayet bilincindedir.

Planlama çerçevesinde hareket eden grubun eylemi, uçağın iki saat gecikmesi nedeniyle deşifre olur. Bunun sonucunda Leyla Kasım, arkadaşları Cevad Hemevendi, Neriman Fuad Mesti, Hesen Heme Reşid ve Azad Süleyman Miran ile beraber Baas istihbaratı tarafından yakalanarak cezaevine konulur.
Gözaltında ağır işkencelere maruz kalan Kasım, hiçbir şekilde geri adım atmaz. Tutukluluğu süresince kendisine yapılan işkencelere rağmen halkına ve davasına ters düşmez. Mahkeme sürecinde hâkime, “Beni öldürün fakat şu gerçeği de bilin ki benim ölümümle binlerce Kürt uyanacak” diyerek onurlu direnişini sonuna kadar sürdürür.
İdam edilmeden önce annesiyle kısa bir görüşme fırsatı bulan Kasım, annesine, “güzel annem; tasalanma, ben bir dava insanıyım. Kürt halkı ve Kürdistan için savaşıyorum. Dün Saddam ve beraberinde bir grup buraya geldi. Beni kandırabileceğini, ilkelerimden taviz vereceğimi zannediyordu. Hatta mücadeleden vazgeçmem için maddi tekliflerde bulundu. Fakat ben bunları kabul edecek kadar onursuz değilim. Halkımı satmayacağımı, Kürdistan davasına adandığımı söyledim. Anne, bizim ölümümüzle binlerce Kürt insanı uyanacak, özgürlük bayrağımız dalgalanacak. Ben öldüğümde üzülmeyin, saç örgülerimden bayrak yapsınlar” der.
12 Mayıs 1974 sabahı, Saddam Hüseyin’in emriyle Leyla Kasım ve dört arkadaşı idam edildi. Leyla Kasım henüz 22 yaşındaydı. İdam sehpasına çıkarken Kürtlerin ulusal marşı “Ey Reqîb”’i okuduğu söylenir.
Onurlu yaşamında Kürt halkının özgürlüğü için mücadele eden Leyla Kasım, Güney Kürdistan’da Baas rejimi tarafından idam edilen ilk Kürt kadın olarak tarihe geçti. Cesareti, inancı ve direnişiyle sembol haline gelen Kasım, Kürt kadınları ve gençleri için bir ilham kaynağı olmaya devam ediyor.
Ali Güney











