AMED- Kürt kültürünün önemli bir parçası olan dengbêjî geleneğinin genç bir temsilcisi olan Yusuf Aydın, Kürt kültürünün nirvanası olarak tanımladığı bu geleneğin, genç kuşaklar için bir toplumsal kılavuz ve kendini tanıma aracı olması gerektiğini belirtti.
Kürt kültür ve sanatının en köklü anlatım biçimlerinden biri olan dengbêjlik, yüzyıllardır sözlü hafızanın taşıyıcısı olarak varlığını sürdürüyor. Aşkı, acıyı, göçü ve direnişi sözlü bir anlatımla dile getiren dengbêjler, yalnızca birer sanatçı değil; aynı zamanda bir toplumun hafızası ve sesi olma görevini üstleniyor. Bugün ise bu kadim gelenek, genç dengbêjlerin yorumuyla yeniden hayat buluyor. Modern dünyanın hızla değişen dinamikleri içinde genç kuşakların ilgisini çekerek, geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü kurarak kültürel sürekliliğini korumaya devam etmeli.
Dengbêjîliğin gençlere hitap edebilmesi ve sürdürebilirliğinin sağlanması için geleneğin yeni ifade alanlarıyla buluşturulması daha geniş kitlelere ulaşmasına katkı sunuyor. Bu sayede genç kuşaklar, kendi dil ve kültürleriyle daha güçlü bir bağ kurma imkânı sunuyor. Batmanlı bir anne ve babanın çocuğu olarak Amed’de doğan ve küçük yaşlarından itibaren, dengbêj olan dedesinin divanlarında büyüyen Yusuf Aydın dengbêj geleneğinin genç bir temsilcisi olarak bu mirası devam ettiriyor.
Dengbêjîyi sürdürebilmek bir varoluş koşulu
Dengbêjînin Kürt kültürünün nirvanası olduğunu söyleyen Aydın: “Dengbêjî şu şekilde adlandırabilirim. Yani her ulus sadece diliyle değil, kültürü, yaşam tarzı, efsaneleri, destanları ve mitolojileriyle kendi içerisinde birbirlerinden ayrılırlar. Dengbêjî örnek yaşam tarzını, örnek yaşam kurallarını insanlara gösterebilme açısından iyi bir kaynaktır. Yani dengbêjîyi sürdürebilmeyi bir varoluş koşulu ile standartize edebilirim. Çünkü dengbêjînin içerisinde kendini tanıma, kendini bütünleştirme ve kendi kendine yetebilme, bir ana malzemeyi başka bir malzemenin dışına çıkarmadan kendini sürdürebilme açısından gerekli olan her şey vardır. Dengbêjîyi günümüze de uyarlarsak eminim ki bizim günümüzde de ne kadar güçlü bir ulus olduğumuzu gösterebilecektir.”
Geçmişten günümüze süre gelen boyutlarıyla dengbêjî değerlendirildiğinde sadece yaşlılar arasında değil toplumsal bir kılavuz olarak en yaşlısından en gencine kadar toplumun içerisinde varlığını sürdürdüğüne değinen Aydın, sözlerine şöyle devam etti: “Bence şu anda yaşlılar arasında popüler olmasının sebebi de genç kuşaklara aktarımı konusunda maalesef yetersiz kalınabilmesinden dolayı böyle olmuştur. Yani bu da bana göre esasında asimilasyonun bir parçasıdır. Çocukların gittiği okullar, çocukların yetişme tarzları özellikle çocukların biraz da böyle ailesinden kopuk bir yaşam tarzına sahip olmasına değinerek söyleyebilirim ki Türk okullarında Türk kültürüyle yetişip büyüdükleri için bu kültür reaksiyonundan da maalesef mahrum kaldılar. Ve bu da asimilasyonun zaten özel bir politikasıydı.”
Gençler başka bir kültürün kopyası olmamalı
Kültürel değerlere sahip çıkmaları için gençlere çağrıda bulunan Aydın, “Ne olursa olsun kendilerinden taviz vermemeliler ve kendilerinin de bir birey olduğunu, bireylerin kendi aralarında toplulukları, toplulukları kendi aralarında halklara ve uluslara dönüştüğünü göz önünde bulundurarak genç arkadaşlarımızın, genç kardeşlerimizin de başka bir kültürün, başka bir ulusun veya başka bir toplumun kopyası olmamaları açısından kendilerini tanıyabilmeleri, yetiştirebilmeleri ve kendi kendilerine yetebilmeleri açısından dengbêjînin ne kadar önemli bir kültür vurgusunu taşıdığını görmelidirler” dedi.











