Comuneros İsyanı, Kastilya’da şehir halkının feodalizme ve merkezi monarşiye karşı geliştirdiği önemli bir öz yönetim direnişidir. Üretim ve yönetimde halkın söz sahibi olmaya çalıştığı bu deneyim, demokratik komünal toplum geleneğinde güçlü bir halkadır.
Tarih boyunca ezen ile ezilen arasındaki çelişki, insanlığın komünal köklerinden uzaklaştıkça derinleşti. Devletçi uygarlığın hiyerarşi, feodal ayrıcalıklar ve merkezi baskı üzerine kurulu düzeni karşısında, eşitlik, doğrudan katılım ve komünal yaşam biçimleri çeşitli dönemlerde direnişle varlığını sürdürdü. Bu karşıt çizgilerden biri, demokratik komün geleneğini geliştirirken, diğeri devletçi egemenliği güçlendirdi. 1520-1521 yıllarında Kastilya’da (İspanya) patlak veren Comuneros İsyanı, Avrupa tarihinde şehir vatandaşlarının öncülüğünde gerçekleşen önemli bir komün deneyimi olarak öne çıkar. Kısa süreli olmasına rağmen, ezilenlerin öz yönetim kurduğu ve feodal ayrıcalıklara karşı eşitlikçi taleplerle ilerlediği bu hareket, komün tartışmalarının erken ve çarpıcı örneklerinden biridir.
O dönem Kastilya Krallığı, V. Charles’in (I. Charles) yönetimi altındaydı. Charles Hollanda’da büyümüş, İspanyolca bilmeyen bir Habsburg’du ve tahta çıktığında yanında Flaman danışmanlar ve soylular getirmişti. Bu “yabancı işgali”, Kastilyalı şehir halkı arasında büyük tepki yarattı. Ağır vergiler, feodal ayrıcalıklar ve paranın ülke dışına çıkarılması, şehirlerde yaşayan halkı ve zanaatkârları isyana sürükledi. Yahudilerin ve Müslümanların kovulması sonrası ekonomik sıkıntılar, savaş masrafları ve borçların yükü ağırlaştırmıştı. Şehirler (özellikle yün ticaretiyle zenginleşen Valladolid, Tordesillas, Toledo, Segovia gibi merkezler), kralın ülke dışına çıkmasıyla beraber Flaman naibin baskısına karşı ayaklandı.
Bu koşullar, şehir vatandaşları arasında doğal bir dayanışma ve kolektif hareket yarattı. 1520 baharında Toledo’da başlayan hareket hızla yayıldı. Şehir meclisleri kralın valilerini (corregidor) kovdu, “Comunidad” adı verilen özerk meclisler kurdu. 13 şehir bir araya gelerek Santa Junta (Kutsal Junta) oluşturdu. Juan López de Padilla gibi liderler ön plana çıktı ve “Başkomutan” seçildi. İsyan, sadece vergi karşıtlığı değildi; feodal ayrıcalıklara karşı eşitlikçi talepler, yabancı danışmanların kovulması, paranın Kastilya’da kalması ve şehirlerin gerçek öz yönetimi gibi talepler taşıyordu.
Ağustos 1520’de hareket doruğa ulaştı. Medina del Campo’nın yakılması isyanı alevlendirdi. Comuneros, Tordesillas’ı ele geçirerek “Deli Joanna”yı (Charles’in annesi) sembolik olarak “kral” ilan etti ve onun adıyla meşruiyet aradı. Yeni yönetim, şehir milisleri ve halk meclisleri üzerinden işledi. Bazı direnişçiler, İtalyan şehir cumhuriyetleri gibi bağımsız komünler ağı önerdi. Bu kısa dönem, Kastilya tarihinde şehir halkının feodalizme ve merkezi monarşiye karşı en kapsamlı öz yönetim denemelerinden biri oldu. Üretim ve yönetimde halkın daha fazla söz sahibi olmaya çalıştığı, eşitlikçi taleplerin dillendirildiği bir deneyim olarak yaşandı.
Ancak bu durum uzun sürmedi. Radikal talepler arttıkça bazı soylular ve orta sınıflar endişelendi. Kraliyet güçleri (Constable ve Amiral önderliğinde) toparlandı. 5 Aralık 1520’de Tordesillas kaybedildi. 23 Nisan 1521’deki Villalar Savaşı’nda comunero ordusu kraliyet süvarileri ve topçusu karşısında büyük kayıp yaşadı. Liderlerden Juan de Padilla, Juan Bravo ve Francisco Maldonado idam edildi. Toledo son direnişi gösterdi; Padilla’nın eşi María Pacheco önderliğinde savunma yapıldı ama Ekim 1521’de şehir düştü.
Kısa süreli olmasına rağmen Comuneros İsyanı’nın etkileri derin oldu. Şehir özerkliği sarsılsa da, feodal ayrıcalıklara karşı eşitlikçi talepler toplumsal hafızaya kazındı. Charles, 1522’de İspanya’ya döndüğünde Flaman danışmanları azalttı, bazı reformlar yaptı ama merkeziyetçiliği pekiştirdi. İsyan, Habsburg İmparatorluğu’nun Kastilya’yı mali ve siyasi kalbi haline getirmesinde rol oynadı. Bazı tarihçiler bunu “ilk modern devrim” ve “ilk öz yönetim deneyimi” olarak değerlendirirken, diğerleri sınırlı bir vergi ayaklanması olarak görür. Üzerinde uzlaşılan nokta ise şudur: Comuneros İsyanı, Avrupa’da şehir temelli, anti-feodal ve eşitlikçi bir direnişin belgelenmiş önemli örneklerinden biridir.
Uzun vadede isyan, İspanya’daki güç dengelerini yeniden şekillendirdi. 19. yüzyılda bazı kesimler tarafından isyan “özgürlük mücadelesi” olarak nitelendirildi. Mitolojik bir hikaye haline getirenler de oldu. Günümüzde Kastilya ve León Özerk Bölgesi’nde 23 Nisan Villalar Savaşı’nın yıldönümü resmî tatil olarak kutlanıyor. Villalar kasabası “Villalar de los Comuneros” olarak anılıyor. Anıtlar, bayraklar ve kutlamalarla bu direniş hafızada yaşıyor.
Comuneros İsyanı, insanlığın eşitlik, öz yönetim ve adalet arayışının tarihsel sürekliliğini gösteren güçlü bir örnektir. Ne kadar kısa sürerse sürsün, her gerçek direniş, devletçi uygarlığın karşısında demokratik komün geleneğini yeniden canlandırır. Ezilenlerin yönetimde ve şehirlerde söz sahibi olabileceği fikri, 1520-1521’de olduğu gibi bugün de diri ve mümkündür. Bu mücadele geçmişte farklı biçimlerde yaşandı; bugün de farklı biçimlerde devam ediyor. Comuneros’un mirası, daha adil bir yaşam arayışının belleğindedir.
Sonraki yazı: Münster Komünü / Almanya
Jiyan Kolik









