Tarihi belgesiz, tamamen yoruma dayalı bir yöntemle açıklamak yanlış olacağı gibi; yorumsuz, tamamen belgelerle ifade etmek de bir o kadar eksik ve anlaşılmaz olacaktır. Bu anlamda tarihsel olayları, var olan belge ve bilgiler temelinde anlamlı yorumlar geliştirerek açıklamak daha yerinde olacaktır.
Bu yazımızda, Kürtlerin ana ve atalarından sayılan Gutilere ilişkin eldeki bilgi ve belgeler ışığında kısaca kim olduklarını anlamaya çalışacağız. Dönemin karmaşık ilişki biçimi ve konuya dair bilgilerin sınırlılığı, dönemi her boyutuyla anlamamızı zorlaştırsa da belli bir çerçeve çizmemize imkan vermektedir.
Kayıtlara Gutiler, Sümerlerin kuzeyinde, Zagros Dağlarında yaşayan bir topluluk olarak geçmişlerdir. “Guti” isimlendirmesi Sümer ve Akad kökenli olup, hayvancılıkla uğraşan halk anlamına gelmektedir. Arkeolojik belgelerden anlaşıldığına göre, Elam ile Mezopotamya’yı ayıran Zagros Dağları’nın eteklerine Gutium memleketi deniliyordu. Günümüz Kerkük bölgesi içerisinde yer alan Arapha adlı bir şehir kurdukları, dillerinin Hurrice olduğu ve çivi yazısı kullandıkları bilinmektedir.
Gutilerin birçok kabilenin birleşimiyle konfederal bir yapıya sahip olduğu ve bu temelde gelişen işgal saldırılarına karşı koydukları anlaşılmaktadır. Tarihte oynadıkları en büyük rollerden biri de Akad İmparatorluğu’na son vermiş olmalarıdır.
Akadlar, Kral Sargon (MÖ 2334 – MÖ 2279) döneminde bütün Sümer şehirleri başta olmak üzere birçok bölgeyi ve şehri işgal ederek tarihteki ilk imparatorluğu kurmuşlardır. Baskıcılığıyla anılan Akad İmparatorluğu, dönemin halkları üzerindeki zulmü sistemleştirdiği de söylenebilir. İşte, Gutilerin tarihte oynadıkları en önemli rollerden biri de, Akad imparatorluğuna karşı koymaları ve nihayetinde imparatorluğun yıkılmasında belirleyici olmalarıdır.
Bulunan belgelerde bu durumun Tanrı Enlil’in cezası olarak belirtildiği görülmektedir. Merkezi Agade şehri olan imparatorluk, Naram-Sin krallığında Tanrı Enlil’in tapınağı olan Ekur’un yağmalanması ve Naram-Sin’in tanrılara olan saygısızlığı sonucunda tanrıların gazabıyla yıkıldığı ifade edilir. Bu olay, Sümer kaynaklarında “Agade’nin Laneti: Öcü Alınan Ekur” isimli şiirsel bir belge olarak tarihe geçmiştir.
Tarihçi Gordon Childe, Tarihte Neler Oldu kitabında şu şekilde özetlemiştir:
“Mezopotamya’da karanlığın bulutlarını, gördüğümüz gibi, kendilerine saldıran uygar toplumlarla savaşmak için emperyalizme karşı silahlanmış olan Gutiumlu barbarlar temsil ediyorlardı. Bu barbarların yaptıkları yıkımda, imparatorluk tekelleri darmadağın oldu, hâzinelerde saklanan birikmiş servet birdenbire dolaşıma sokuldu ya da düpedüz yok edildi, büyük ‘evler’ yıkıldı.”
Agade’nin yıkılmasından sonraki birkaç yüzyılda yaşamış olan Sümerli şair Ludingirra ise bu olayı bir Sümer atasözü ile açıklar ve der ki:
“Düşman ülkesine saldırırsan onlar da sana saldırır.”
Sonuçta gerçekten de böyle olmuştur. Gutiler bu saldırganlığa karşı MÖ 2154 yılında Akadları yıkmış ve uzun bir dönem bölgede yönetim gücü olmuşlardır. Sümer Kral Listesi adlı tablette Gutilerin 21 kralından bahsedilir. Bu 21 kralın ilkinin ismi bilinmemekle beraber, toplamda 91 yıl 40 gün yönetimde kaldıkları yazılıdır.
Son kral Trigan, Uruk Kralı Utu-hegal ile girdiği savaşı kaybedip tutsak edilmiştir. Trigan’ın 40 günlük yönetimi bu şekilde son bulmuş, Gutiumlular da daha önce geldikleri dağlara çekilmişlerdir.
Bahsedilen Guti krallarının aslında kabile reisleri olduğu ve bir meclis tarafından seçimle başa geldikleri tahmin edilmektedir. Tanrı-kralların onlarca yıl darbeyle ya da ölene kadar sürdürdükleri iktidar anlayışına karşı Gutiler, belgelerde de görüldüğü üzere belirli bir süre yönetimi seçip zamanı geldiğinde değiştirmişlerdir.
Sonuç itibarıyla, egemenler tarihsel hakikatleri çarpıtarak tek gerçekliğin ve kutsallığın kendileri olduğunu göstermek isterler. Bu anlayışla barbar olarak nitelendirilen Gutilerin, halkların direniş geleneğinin içinde değerlendirilmesi gerektiği kanısındayız.
İsa Yıldız