HABER MERKEZİ- Êlih’te 2024 yılında evinden ayrıldıktan 3 gün sonra cansız bedeni Heskîf Baraj Gölü’nde bulunan Rojwelat Kızmaz’ın ağabeyi Mehmet Kızmaz, Rojwelat ve Gülistan’ın hayatta olmamalarının birbirinden bağımsız olmadığını söyledi.
Dêrsim Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2’nci sınıf öğrencisi iken 5 Ocak 2020 tarihinde kaybettirilen Gülistan Doku soruşturması kapsamında 13 Nisan’da yapılan baskınlarda şuana kadar aralarında Gülistan Doku’nun kaybettirildiği dönemde İl Özel İdare Memuru olan Erdoğan Elaldı, Gülistan Doku’nun SİM kartını kendi telefonuna takarak kimi bilgileri sildiği öğrenilen eski polis memuru Gökhan Ertok, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Güven, Cemile Yücer, Engin Yücer ve Zainal Abakarov hakkında tutuklama kararı verildi. Böylece 8 kişi tutuklandı.
Tunceli Valisi Tuncay Sonel, oğlu Mustafa Türkay Sonel ile Sonel’in o dönem korumalığını yapan Şükrü E.’nin savcılıktaki sorgusu sürüyor.
Dosyadaki yeni gelişmeler ise akıllara Gülistan Doku’nun yakın arkadaşı olan Rojwelat Kızmaz’ın şüpheli ölümünü de getirdi. 9 Şubat 2024 tarihinde Êlih (Batman) merkez Petrol Mahallesi’nde bulunan evinden ayrılan ve ailenin bütün arama ve kayıp ihbarlarına rağmen 3 gün sonra Heskîf (Hasankeyf) Baraj Gölü’nde cansız bedenine ulaşılan Rojweat Kızmaz’ın abisi Mehmet Kızmaz, konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
‘Dosya çok farklı yönlendiriliyordu’
Rojwelat ile Gülistan’ın yakın arkadaş olmalarından dolayı ikisinin de ölme biçimlerinin şüphe uyandırdığını söyleyen Mehmet Kızmaz, “Süreç ilerledikçe yaşananların tek bir kişiyle açıklanamayacağını, daha geniş ve organize bir yapı olabileceğini düşünmeye başladım” dedi.
Dêrsim gibi her noktasında kamera ve güvenlik olan bir yerde bir insanın bu şekilde kaybolmasını mantık dışı olarak gördüğünü söyleyen Mehmet Kızmaz, “O kentin coğrafyasını bilen biri olarak Gülistan’ın durumunun bireysel bir özne ile değil bir grup, ekip işi olduğuna ihtimal veriyordum. Bu durumu bir iki gazeteci arkadaşımla da konuşmuş, fikir alışverişinde bulunmuştuk. Fakat dosya çok farklı yönlendiriliyordu” diye belirtti.
‘Gülistan olmadan Dêrsim’den çıkmak istemiyordu’
Gülistan’ın kaybolmasının ardından kardeşi Rojwelat’ın uzun süre Dêrsim’den ayrılmadığı ve Gülistan’ın bulunması için çabaladığını aktaran Mehmet Kızmaz, “Bu süreç kardeşimin üzerinde ciddi bir etki yarattı. Gülistan olmadan Dêrsim’den çıkmak istemiyordu. Son olarak Êlih’e geldiğinde de Gülistan’la ilgili her gelişmeyi takip ediyordu” dedi.
‘Kardeşim hayattayken aranmadı’
Rojwelat’tın evden sabah saatlerinde ayrılmasından sonra şüphelendiklerini ve karakola kayıp ihbarında bulunup hayatından şüphe ettiklerini belirtmelerine rağmen 3 gün boyunca herhangi bir arama girişimi olmadığını aktaran Mehmet Kızmaz, “Pazar günü ikindiye doğru Hasankeyf’e gittiğini biz kendi çabamızla öğrendik. Pazartesi günü saat 11.30 gibi ise bedeni sudan çıkarılıyor. Kardeşimin otopsisine giren adli tıp uzmanı ile yaptığım iki ayrı görüşmede yaptığı değerlendirmeye göre kardeşim evden çıktıktan sonra üç gün boyunca hayatta kalıyor ve pazar günü yaşamını yitiriyor. Yani kardeşim hayattayken aranmıyor” diye konuştu.
‘Kovuşturmaya yer yok kararı verildi’
Dosyada yer alan kamera kayıtlarında Rojwelat’ın evden çıktıktan sonra minibüse bindiğini ve Hasankeyf’e gittiğinin görülmesine rağmen daha sonra “kovuşturmaya yer yok” kararı verildiğini söyleyen Mehmet Kızmaz, “Yani aslında o kararın içinde bile, kardeşimin nerede olduğu, hangi güzergâhı kullandığı ve nasıl bulunabileceği açıkça görülüyordu. Bu da şu anlama geliyor; Eğer görev yerine getirilmiş olsaydı, kameralar incelenseydi ve ilgili yerlere zamanında haber verilseydi, kardeşime saatler içinde ulaşılabilirdi. Ama bu yapılmadı” dedi.
‘Hayatta olmamaları birbirinden bağımsız değil’
Yakın iki arkadaş olan Gülistan Doku’nun ve Rojwelat’ın bugün hayatta olmamasının birbirinden bağımsız olmadığını kaydeden Mehmet Kızmaz, “Çünkü hiçbir şey birbirinden bağımsız değildir. İki dosya arasında önemli bir benzerlik var; Süreçlerin yürütülme biçimi. Kardeşimi bu noktaya getiren süreç yakın arkadaşının kaybolmasının yarattığı boşluk ve yaşamına ilişkin belirsizlikti. İkisini de ölüme götüren nedenleri ortaktı. Özel bir politika, buna özel savaş politikası da denilebilir. Zamanında müdahale edilmemesi, sorumluluk alınmaması ve görevini yapmayan bir anlayış…” şeklinde konuştu.
Kaynak: MA










