Enter your email Address

  • Anasayfa
Perşembe, Ekim 15, 2026
Berû Ajans
  • Analiz
  • Dijital Medya
  • Ekoloji
  • Ekonomi
  • Gençlik
    • Genç Kadın
    • Genç Kalemler
    • Üniversite
  • Güncel
  • Kültür-Sanat
  • Özel Dosya
  • Röportaj
  • Spor
  • Teknoloji
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Gör
  • Analiz
  • Dijital Medya
  • Ekoloji
  • Ekonomi
  • Gençlik
    • Genç Kadın
    • Genç Kalemler
    • Üniversite
  • Güncel
  • Kültür-Sanat
  • Özel Dosya
  • Röportaj
  • Spor
  • Teknoloji
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Gör
Berû Ajans
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Gör
Anasayfa Analiz

Mazdek ve Hürrem’le Başlayan Komünal Direnişler Dönemi

14 Ekim 2026
in Analiz, Tarih
0
Mazdek ve Hürrem’le Başlayan Komünal Direnişler Dönemi
Share on FacebookShare on Twitter

Ortadoğu’nun kadim tarihi, merkezi uygarlıkların baskılarına karşı etnisite ve din temelli direnişlerle şekillenmiştir. Günümüz insanlığının en çok borçlu olduğu komünal değerler bu direnişlerde yaşatılmıştır. İbrani kabilelerinin direnişi, İbrahimi dinlerin çıkışı, Zerdüştilik, Karmatilik, Haricilik, Alevilik ve daha yüzlerce aşiretsel, kavimsel, mezhepsel, felsefik hareketler baskı ve zulüm karşısında özgürlük hareketleri olarak çıkış yapmışlardır.

Bu görkemli direniş tarihinin Nemrutlar karşısındaki adı Hz. İbrahim, firavunlar karşısındaki adı Hz. Musa olmuştur. Sonrasında Doğu-Batı hattında Buda, Konfüçyüs, Zerdüşt, Sokrates şahsında iradi ve ahlaki yükselişi görmekteyiz. Ardından Yahudilik karşısında gizli tarikatların en etkilisi Esseniler Hareketi’nin etkilemesiyle yoksulların kurtuluş umudu olma yolunda Hz. İsa tarih sahnesine çıkar. Bu tarihsel akış Mani dönemine gelindiğinde, Esseniler (doğal olarak da İsacılık), Buda ve Zerdüşt düşüncelerinin bir karması halini alır. Bu gelişme seyri, aynı zamanda dini-kültürel etkilenmelerin düzeyini ortaya çıkarır ki, bu da hiçbir hareketin tek başına, saf olarak düşünülmemesi gerektiğini açıklar.

Zerdüştilik İran-Sasani imparatorluğunun resmi dini haline getirilip iktidarın aracı olma derekesine düşürülünce, buna karşı tarihten günümüze kadar gelişen isyanların sebebi olan reform hareketleri baş göstermiştir. İşte bu temelde Mezopotamya topraklarının tarihsel sıralama olarak Zerdüştilik ve Hıristiyanlıktan sonraki ilk büyük dini-felsefik-mezhepsel çıkışlar dönemi Mani ve Mazdek ile başlamış, İslamiyet’in toplumcu karakterini bir yana bırakıp iktidarlaştığı dönemde ise Ebu Müslim, Babek ve Hallac-ı Mansurlarla devam etmiştir.

Mani’nin Devamı

Mazdek, tarihin tanık olduğu büyük bir komünalist hareketin öncüsü olarak önemli bir yere sahiptir. Açık ve yaygın etkisinden ve esasen de savunduğu tam eşitlikçi-ortakçı fikirlerden dolayı Mazdek hareketi ilk komünist hareket olarak anılır. Ancak dinde reformu öngörürken devlet yapısı içerisinde yer almasıyla geleneksel devletçi sistemin tümüyle dışında bir anlayış geliştirmediğini de eklemek gerekir.

Buna rağmen Mazdek’i en eski ve en yaman komüncüler arasında saymak gerekir. Aslında devletle ilişki halinde çatışma dışında farklı bir gelenek geliştirmek istemişti. Fakat benzeri Mani döneminde de katliamla sonuçlanmıştı.

Her iki hareket de katliamla bastırılmış olsa da kendilerinden sonraki tarihi de etkilemiş ve çeşitli direnişlerde çizgi olarak yaşamışlardır.

Mani katledildikten sonra toplumda gizli komünal örgütlenmeler ve kimi tarikatlarla aynı düşünce savunulmuştur. Ancak Sasani devlet sistemi bu dönemde kast sistemini daha fazla mutlaklaştırmış; toplum ekonomik sömürü altında perişan edilmiştir. İran kralının esas görevi bu kastlar arasındaki farkın ve dengenin sürdürülmesi, statükonun korunmasıdır. Bu nedenle toplumda, özellikle köylülük arasında büyük tepki oluşmuştur.

Bu sömürü ve baskı düzeninin oluşmasında Sasanilerin resmi din adamlarının da bir kast olarak önemli bir rolü olmuştur. Mazdek bu dönemde ortaya çıkmıştır.

Resmi Zerdüştlüğün tamamen araçsallaştırıldığı, kastlar sayesinde toplumun fakirliğe mahkum edildiği, zengin-yoksul arasındaki uçurumun kalıcı ve din emriymiş gibi tartışmasız hale geldiği bir dönemde Mazdek tıpkı Mani’de olduğu gibi öncelikle dinde ve devlette reform talebiyle ortaya çıkmış ve zamanla bunu toplumsal bir projeye dönüştürmüştür.

Kastik Sisteme Karşı Komünalist Sistem

Mazdek’in aslen Hamedanlı olduğu tahmin edilmektedir ve devlet sistemi içinde, o dönemde Mobed veya Mobid denilen (eski adıyla Mej ya da Magiler) din adamları arasında Baş Mobed olarak yer almaktadır.

Bilgi, birikim ve düşünceleriyle etrafında saygınlıkla anılmıştır ve devlete yamanmış din adamları kendisinden korkmaktadır. Tıpkı Mani’de olduğu gibi kral Kubad’ı da etkilemiş ve desteğini almıştır. Kral bu destekle din adamları ve diğer kastik kesimlere karşı bir güç elde etmiştir.

Tekrar dönemin ekonomik koşullarına bakılırsa ne kadar yozlaşmış bir ortam oluştuğu görülür. Satraplıklar, beylikler, toprak ağaları, din adamları çok güçlenmiş ve toplumla aralarında uçurum oluşmuştur. Bu toplumda kadına verilen değer de din adamları eliyle yerle bir edilmiş; öyle ki erkekler öldükten sonra başka bir insan olarak dünyaya geri dönerken kadın ancak bir hayvanın bedeninde dünyaya tekrar gelebilir, çünkü kadının ruhu yoktur şeklinde bir aşağılama din buyruğuymuş gibi kabul ettirilmiştir.

Erkek egemenliğinin uç düzeyde yaşatıldığı hanedanlık döneminde Sasanilerin sınırları Doğu’da Hindistan’dan Batı’da Roma İmparatorluğu’na dek uzanıyordu. Roma parçalandığından dolayı da onun mirası üzerinden varlığını sürdüren Bizans imparatorluğu ile Sasani imparatorluğu rekabet halindeydi. Sasani kralları Yunan etkilerini silip Pers döneminin saray yaşam etkilerini yeniden canlandırma hevesindeydiler. Bu yüzden de Bizans’tan geri kalmayan şatafatlı bir yaşam Sasani soylularının ve saray erkânını etkisi altına almıştı.

En üstte tüm asilleri yöneten Şehinşah yer alıyordu. Rahipler (atorbanan), savaşçılar (arteştaran), bürokrat ve sekreterler (dabiran) ve halk tabakası (vasteryoşan) temel sosyal tabakaları oluşturuyordu. Prensler, geniş toprak ve mal sahibi aristokratlar ve rahipler hep birlikte ayrıcalıklı bozorgan (asiller) sınıfını oluşturuyordu. Toplumda daha alt seviyedeki bir ayrışma da Aryen soylu olan alt seviyedeki yöneticiler ve süvari birliklerinin temelini oluşturan Azadan Asilleri (hürler) ile Aryenler haricindeki köylüler arasındaydı. Kralın meziyeti tüm bu farklı sınıfların kendi sınırları içinde kalmasını sağlaması ve “adaleti” tesis etmesinde görülürdü. Bu durumdan üst tabakalar faydalanıp sürekli palazlandıkça yoksul halk kesimleri de daha çok eziliyordu. Mazdek bu saptırılmış ortamda parlayan bir yıldızdır.

Mazdek hareketinin ana ekseni, sayıları ve acıları giderek artan yoksullardan yana oluyor, doğal olarak da halktan destek buluyordu.

Zerdüşt ve Mani’nin ardılı olarak değerlendirilen Mazdek dönemi Yahudi, Hıristiyan, Budist dinleri kadar Yunan felsefi ekollerinin de Ortadoğu’da tanındığı bir dönemdir ve Mazdek’i de etkilemediği düşünülemez. Ancak Mazdek’te ana doğrultuyu belirleyen Doğu toplumsallığı olmuştur. Geliştirdiği felsefik anlayış ile Zerdüşt rahipleri ile Sasani aristokratlarının ortaklığıyla oluşan erkek egemenlikçi devletçi sisteme karşı eşitlikçi, ortakçı ve özgürlükçü bir düzeni savunmuştur.

Savunduğu İlkeler

Mazdek, mal ve tüm servetlerin ortak paylaşılmasını, din adamlarının ayrıcalıklarının kaldırılmasını, insanın insan üzerinde tahakküm kurmaması gerektiğini ve en önemlisi de kadın ve erkeğin eşit olduğunu, aile yaşamında ve ilişkilerde kadının belirleyici olması gerektiğini savunur.

Toplumsal projesi komünal bir yaşamı esas almıştır. Bu nedenle tarihin ilk komünisti önderi olarak anılmaktadır. Yanında eşi ve yoldaşı Hürrem vardır.

Hürrem, Nizamül Mülk’ün siyasetname kitabında Mazdek’in eşi ve Qade’nin kızı olarak anılmaktadır. Aynı kaynakta Mazdek katledildikten sonra iki yoldaşıyla birlikte Rey kentine gidip orada gizli örgütlendiği anlatılır:

“Mazdek, mal insanlar arasında ortaktır, diyordu. Çünkü insanlar, tanrının kulları ve Âdem’in çocuklarıdır. Her biri ihtiyacına göre yekdiğerinin malını kullanmalı ve hiç kimse bu haktan yoksun kalmamalıdır. Herkes malca eşit olmalıdır. Mazdek’in bu sözleri üzerine herkes malını ortaklığa koymuştu… Mazdek öldürüldükten sonra karısı Hürrem Binti Qade, iki adamıyla birlikte Medayin’den kaçtı. Rey kasabasına giderek halkı kocasının yoluna çağırdı. Peşine takılanlara Hurrem Din adı verildi… Hurrem Dinliler her yana dağıldılar ve her kentte başka bir ad aldılar ve her yerde de sürekli olarak başkaldırdılar.”

Bu gibi kayıtlardan anlaşılmaktadır ki Hürrem, yaşamış tarihi bir kişiliktir. Öyle ki adına bir inanç sistemi kurulmuş ve buna da Hürremdin denilmiştir. Hoş, neşeli, iyi din anlamına geldiği belirtilir. Buradan hareketle karalamak amacıyla “onlara her şey mubahtı” denilmiştir.

Hürremi Çizginin Oluşumu

Hürremizm, kökenleri Zerdüşti felsefeye dayanan komünalist bir mücadele çizgisidir. Ehli Haq Kızılbaşlık ve Anadolu Aleviliğinin de temel çıkış kaynağı olan Hürremizmin kavramsal olarak birden çok kökeni bulunmakta ve muhtemelen tümünün de birbiriyle bağlantılı olarak geçerliliği vardır. Hürrem kasabasından yapılan çıkış veya Hürrem’in anlamı olan hoş sözcüğünden dolayı hoş, iyi, güzel din anlamlarında Hürremizmin kullanıldığı iddia edilse de bunların Mazdek’in eşi ve yoldaşı Hürrem’den bağımsız olması düşünülemez.

Kadın yok sayılmıştır. Nasıl olur da bir kadın imparatorluklar karşısında görkemli direnişlerin öncülüğünü yapabilir? Bu düşünce egemenlerin en büyük korkulu rüyası iken kadını, toplum öncüsü Hürrem’i yok saymaları anlaşılır bir husus olmaktadır. Hürrem burada bir simge olarak düşünülse bile Zerdüşti geleneğin İslamiyet öncesi son kadın isyanı olmaktadır. Kaldı ki Mazdekizmin ve daha sonra gelişecek olan Hürremi hareketlerin kadın eşitliği ve özgürlüğüne yaptıkları vurgu, Hürrem’in sadece bir simge değil tarihi bir karakter olduğunu göstermektedir. Çünkü bu düşünceler kadın iradesi ve mücadelesi olmadan kendiliğinden hasıl olabilecek düşünceler değildir.

Mazdek ve Hürrem toplumsal ahlakı her şeyin üstünde tutarak eşit ve özgür yaşamı savunmuşlardır. Bu da kast sisteminin kaldırılmasını gerektiriyordu.

Toprak sahibi Dikhanlar ve tapınak topraklarının sahibi din adamları buna karşı hemen tavır almıştır. Bu tavır ilk önce, her çağda olduğu gibi egemenlerin “Mazdek, kadınların da aynen servetler gibi ortak olması gerektiğini savunuyor” karalaması şeklinde ortaya çıkmıştır.

Bu kara propaganda günümüze kadar gelmiştir. Bugün bile birçok araştırmacı Mazdek’in kadınların da mallar-servetler gibi ortak olması gerektiğini savunduğunu ileri sürmüştür. Bu tamamen yalandır. Mazdek ve Hürrem özgür ilişkiyi savunmuştur ancak dönemin koşulları gereği kadın-erkek eşitliğine dayalı olarak tek eşliliği de esas aldıklarına dair kayıtlar bulunmaktadır.

Bu karalama o kadar ileri gitmiştir ki kral Kubad’ın kendi eşini bile Mazdek’e sunduğu ileri sürülmüştür. Bu tür tariflerin egemenlerin çarpıtması olduğundan kuşku yoktur ki günümüzde de toplumsal direniş öncülerine karşı aynı özel savaş yöntemleri uygulanmaktadır.

Bu saldırılar bir yana bırakılırsa Mazdek ve Hürrem’in ilişkisinde kamusal ve özel alan tanımlamalarını yerle bir eden özellikler bulunduğu anlaşılıyor. Günümüzdeki özel ve kamusal alan tartışmalarında da görüyoruz ki özel alan denilen “aile” alanı kutsal, mahrem, dokunulmaz addediliyor; oysa özel alan denilen alan kadının kapatıldığı, mülk haline getirildiği, tartışılmaması için de kutsallık atfedildiği alandır.

O dönemde aile olgusu toplumda yerleşik bir hal aldığından Mazdek ve Hürrem de bir aile kurmuş olsalar bile bunun öyle geleneksel bir aile olmadığı açıktır ki birlikte özgür ilişki ve mücadele yoldaşlığını geliştirmişlerdir.

Buna karşın sarayda ve eyaletlerde haremler oluşturulmuş, buralar yüzlerce cariyeyle doldurulmuştur.

Toplumda kadınların eğitim görmesi pek mümkün değilken haremdekiler bilgi ve görgü̈ sahibi yapılmak istendiğinden henüz küçük yaşlardayken eğitiliyorlardı.

Resmi ağızlar harem’e “Heremsara” ve cariyelere ise “Kenîz” diyorlardı. Kenîz kadınlar rahipler kadar olmasa da dünya ve ahiret bilgisine sahip olmuşlardı. Esas güçlerini ise kadınlıklarını kullanmayı bir “sanat” haline getirdiklerinde kazanmışlardı. Bunlardan bazıları rahiplerin ve komutanların ileri gelenlerini avuçları içine almışlardı. Mazdek için ileri sürülen iftiralarda bu harem kadınları da kullanılmıştır. Buna rağmen Mazdek’in düşünceleri toplumda yaygınca kabul görmüştür.

Köy ve kasabalardaki taraftarları Mazdek’in savunduğu prensipler temelinde komünal yaşamı esas almış ve kastik sisteme karşı mücadele yürütmüşlerdir.

Felsefe ve inanç sistemi:

Mazdek, düşüncelerinin felsefik temellerini Zerdüşti Düalizm ile açıklamıştır: Aydınlık ve karanlık; İyilik ve kötülük daima savaş halindedir ve tanrı hariç her yerde bu durum zuhur etmektedir. Yine Zerdüştlükte olduğu gibi insan öldürme ve hayvan eti yenmesine karşı çıkmıştır. Din adamlarının ayrıcalıklarının ve ağır dini yükümlülüklerin ortadan kaldırılmasını; tüm kötülüklerin ve günahların kaynağı olan özel mülkiyet, şiddet, haset, öfke ve açgözlülüğün insandan uzak tutularak toplumun bir sevgi ve aşk toplumu haline getirilmesi gerektiğini savunmuştur.

Varlığın ilk oluşumunu aynı İyonyalı materyalistler gibi üç temel töz ile açıklamıştır: Ateş, toprak ve su. Diğer yandan Mazdek’e göre aydınlık tanrısı dört kişiye bahşettiği dört güç ve onların da kontrolündeki diğer güçlerle evrensel işleyişi yönetir. Bunlar;

1- Yargılama (Mobad-Başyargılayıcı)

2- Anlama ( Herbad-Anlamaya yol baş faktör)

3- Gizleme ( Serpahhad-Başkumandan)

4- Coşku ( Ramişgar-Keyif ve coşkunun ustası)

Buna göre bu dört kişinin denetiminde 7 güç vardır ve o yedi gücün elinde de 12 güç vardır.

Burada, anlamayı ve anladığını koruyup yaymayı özgürlük sayan bir felsefe görüyoruz.

Mazdek aydınlık tanrısının dört gücünden bahsederken günün koşullarına göre ileri bir reform programını şifreler gibidir: Yargılayarak anlamayı, anladığını korumayı, koruduğunu yaymayı ve sonunda coşkuyla zaferini ilan ederek aşk toplumunu kurmayı müjdeleyen bir reform programı. Fakat ne yazık ki, tıpkı Mani’nin girişiminde olduğu gibi bu erken reform denemesi de katliamla bastırılmıştır. İran yönetimi bugün olduğu gibi, politik olarak eritmeye çalıştığı güçleri kendi içine alma ve eritemediğini de katliama tabi tutma tarzını Sasani döneminde ustalıkla uygulamaya koymuş ve sonuç almıştı.

Katliama Giden Süreç        

Kavas’ın daha sonra tahta geçecek olan oğlu I. Hüsrev, Mazdek’i halkın önünde yeni dini açıklayabileceğini söyleyerek onu konuğu olarak saraya davet etmiştir. Mazdek ve adamları daveti kabul edip saraya geldiklerinde kurulan tuzakla etkisiz hale getirilmişlerdir.

Hüsrev, Mazdek’in adamlarını ayakları dışarıda kalacak şekilde baş aşağı olarak toprağa gömmüş ‘o sapkın mezhebinin mahsulünü gör’ dedikten sonra Mazdek’i de aynı yöntemle katletmiştir. Hüsrev’in bu katliamına karşılık Mazdek’in ölmeden önce “Bütün halkı katledebilir misin?” diye sorduğu rivayet edilir. Bu soru, aslında Mazdekçiliğin halk arasında ne denli yaygınlaşmış olduğunu göstermektedir.

Bu olayın ardından iktidarcı, saptırılmış, Ortodoks Zerdüştiliği korumasından dolayı Hüsrev’e ‘ölümsüz ruh’ anlamına gelen anuşirvan (nuşirevan) lakabı verilmiştir.

İnanç kaynağı gereği şiddet karşıtlığını savunmuş -pasifist- olan ve devletin içine girerek reform çalışmalarına yönelen Mazdek ve taraftarları kendilerini korumayı başaramamış ve katliamdan geçirilmişlerdir.

Mazdekilere karşı takibatlar Mazdek’in öldürüldüğü katliamla birlikte bitmemiş, sonra da ikinci dalga katliamlar gerçekleştirilmiştir.

Mazdek’in katledilmesi / Şehnâme

Bin Yıllardır Sönmeyen Yürek Ateşi

Bu katliamcı zihniyetten dolayı Hürremizm yayıldığı her yerde farklı adlar almış, bazen yer altına çekilmek zorunda kalmış ve kültürel olarak etkisini toplum içinde ve direnişlerde sürdürmüştür…

Hüsrev ve kendisinden sonra gelen Sasani kralları Hıristiyanlık, Yahudilik gibi diğer dini inançlara genellikle idareci bir mantıkla yaklaşsalar da Mazdekçi akımlara tavırları katliamdan başka bir şey olmamıştır. Bunun nedeni bu akımların özünde var olan komünalizm ve rejime alternatif olmalarıdır. İran içte bu tür bastırma hareketlerini geliştirirken Arabistan’da yeni bir din zaferini ilan etmiş ve hızla yayılmaya başlamıştı. Sasani İmparatorluğu da yayıldığı kadar yayılmış ve gücünün doruğunda olduğunu düşünmesine rağmen yayılım gösterdiği geniş toprakları kontrol edememiş ve esasen de kokuştuğu, çürüdüğü için 642 tarihinde nihai olarak İslam’ın kılıcına yenik düşmüştür.

Orta Asya içlerine kaçan İran soyluları daha sonra burada Samaniler devletini kurarak varlığını sürdürürken, İran da dâhil tüm Ortadoğu toprakları 661’de kurulan Emevi Arap İmparatorluğu’nun eline geçmiştir.

Bilindiği gibi İran bundan sonra İslamiyet’in Şii kolunu kendine uyarlamış ve İran Şialığını ortaya çıkarmıştır. Kürtler başta olmak üzere bölge halklarının birçoğu zor kullanılarak Müslüman yapılmıştır. Zor karşısında bile Müslümanlığı kabul etmeyen Êzidi aşiret ve kabileler ise açık veya gizli direnişlerini sürdürmüşlerdir.

Öte yandan İslamiyet’in devletlerin temel ideolojisi haline getirilmesi ve egemenler elinde baskı aracına dönüştürülmesi karşısında Arap-Bedevi kültürünün özgürlükçü göçebe kabileleri başta olmak üzere birçok direniş geliştirilmiştir. Bu direnişler de genel olarak Bâtıni felsefe ekseninde vücut bulmuştur. Bâtınilik Hürremizmin de bir karakteridir ve onunla kaynaşmıştır. Bir ayrım yapacaksak o da dönemler temelinde olabilir ki, İslamiyet’in çıkışından sonraki direnişler daha çok dini ve islami motifler taşımak durumunda kalmıştır. Böylece Hürremi direnişler dönemi farklı kimlikler altında gelişmiş ve günümüze dek süregelmiştir.

Şiyar Kaya

Önceki Haber

Türkiye’ye Gelen Enternasyonal Gençler: Demokratik Toplum Tohumu Toprağa Ekildi

Berû Ajans Editor

Berû Ajans Editor

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trend
  • Yorumlar
  • Sonuncu
Abdullah Öcalan’dan Enternasyonalist Gençlere Mesaj

Abdullah Öcalan’dan Enternasyonalist Gençlere Mesaj

11 Ekim 2026
Arin Büyük Coşkuyla Açılışını Gerçekleştirdi

Arin Büyük Coşkuyla Açılışını Gerçekleştirdi

11 Ekim 2026
Öğrenciler 24 Ekim’de Amed’te Konferans Düzenleyecek

Öğrenciler 24 Ekim’de Amed’te Konferans Düzenleyecek

13 Ekim 2026
Gençler İçin Özgün Bir Mekân: Arin Kültür Sanat Öğrenci Derneği

Gençler İçin Özgün Bir Mekân: Arin Kültür Sanat Öğrenci Derneği

12 Ekim 2026
Türkiye’ye Gelen Enternasyonal Gençler: Demokratik Toplum Tohumu Toprağa Ekildi

Türkiye’ye Gelen Enternasyonal Gençler: Demokratik Toplum Tohumu Toprağa Ekildi

0
Öğrenciler 24 Ekim’de Amed’te Konferans Düzenleyecek

Öğrenciler 24 Ekim’de Amed’te Konferans Düzenleyecek

0
Mazdek ve Hürrem’le Başlayan Komünal Direnişler Dönemi

Mazdek ve Hürrem’le Başlayan Komünal Direnişler Dönemi

0
Saraçhane Davasında 44 Genç Beraat Etti

Saraçhane Davasında 44 Genç Beraat Etti

0
Mazdek ve Hürrem’le Başlayan Komünal Direnişler Dönemi

Mazdek ve Hürrem’le Başlayan Komünal Direnişler Dönemi

14 Ekim 2026
Türkiye’ye Gelen Enternasyonal Gençler: Demokratik Toplum Tohumu Toprağa Ekildi

Türkiye’ye Gelen Enternasyonal Gençler: Demokratik Toplum Tohumu Toprağa Ekildi

14 Ekim 2026
Öğrenciler 24 Ekim’de Amed’te Konferans Düzenleyecek

Öğrenciler 24 Ekim’de Amed’te Konferans Düzenleyecek

13 Ekim 2026
Saraçhane Davasında 44 Genç Beraat Etti

Saraçhane Davasında 44 Genç Beraat Etti

12 Ekim 2026
Twitter Youtube Telegram Facebook Instagram

KATEGORİLER

  • Analiz
  • Anket
  • Bilim
  • Dijital Medya
  • Ekoloji
  • Ekonomi
  • Genç Kadın
  • Genç Kalemler
  • Gençlik
  • Güncel
  • Kültür-Sanat
  • Özel Dosya
  • Röportaj
  • Spor
  • Tarih
  • Teknoloji
  • Üniversite

© 2024 BERÛ AJANS - TÜM HAKLARI SAKLIDIR!.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Gör
  • Analiz
  • Dijital Medya
  • Ekoloji
  • Ekonomi
  • Gençlik
    • Genç Kadın
    • Genç Kalemler
    • Üniversite
  • Güncel
  • Kültür-Sanat
  • Özel Dosya
  • Röportaj
  • Spor
  • Teknoloji

© 2024 BERÛ AJANS - TÜM HAKLARI SAKLIDIR!.