ANKARA- DEM Parti Gençlik Meclisi’nin düzenlediği “Demokratik Ulus Diplomasisi ile Enternasyonalizme” çalıştayı başladı.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Gençlik Meclisi’nin düzenlediği “Demokratik Ulus Diplomasisi ile Enternasyonalizme” çalıştayı başladı. Ankara’da bulunan DEM Parti Genel Merkezi’nde yapılan çalıştaya Türkiye ve Kürdistan’dan çok sayıda genç katıldı.
Çalıştayın ilk gününde “Barış ve Demokratik Toplum Süreci ve Enternasyonal Yankılar” başlıklı sunumu DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayyip Temel yaptı.
“Egemenlerin Gündemi” başlığı altında 30 yıllık tutsak Azad Çelebi, “Öcalan’ın 3. Dünya Savaşı Önerme ve Tartışmaları” başlığını, DEM Parti Milletvekili Ceylan Akça ise “NATO 3.0 ve Değişen Küresel Güvenlik Arayışları” konularında sunum yaptı.
Öğleden sonra devam eden çalıştayda “PKK’de Enternasyonalizm” konusunu Çetin Arkaş ve Veysi Aktaş sundu.
Son olarak “Avrupa’da Enternasyonalizm” konusunu Avrupa’da genç diplomasi çalışması yürüten Ronahi çalışanları anlattı.
“Barış ve Demokratik Toplum Süreci ve Enternasyonal Yankılar” başlıklı sunumu yapan DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayyip Temel, sürecin ilk aşamasından gelinen duruma dair değerlendirmede bulundu. 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum çağrısının önemine vurgu yapan Temel, “27 Şubat çağrısı soykırım inkar saldırısını ortadan kaldırdı yeni dönemin kapılarını araladı. Silah, Kürt meselesini görünür kılmıştır, dönem yeni bir sayfa açma dönemidir artık. Çağrı da da bu ifade ediliyordu. Bu çağrı, Kürtler ölüm kefenini yırtmıştır artık yeni bir aşamaya geçmenin koşulları oluşturmuştur diyordu. Bu çağrı mücadelesizliği değil yeni bir mücadeleyi başlatma çağrısıdır” dedi.
Silah bırakma tartışmalarına değinen Temel, devletin teyit ve tespit yaklaşımını eleştirdi. Temel, Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler karşısında PKK’nin yasa çıkmadan nasıl silah bırakacağı sorusunu sorarak, şunları söyledi: Türkiye zamana oynuyor. Türkiye’de henüz Kürtlerin haklarını gözeten bir akıl yok. Başkan Öcalan çözüm, tarihsel kardeşlik konularını söylerken, onlar silah, tasfiye, terörsüz Türkiye diyorlar. Bunlar böyle yaklaşıyor diye bizler demokratik toplumdan vazgeçmeyeceğiz. Biz her koşulda yeni dönemin başladığına ve buna göre mücadele etmemiz gerektiği bilinçle hareket edeceğiz.”
“Sürecin diplomasisini yürütmek için bu zaman doğru zamandır” diyen Temel, 24 Mayıs’ta Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’la yapılan en son görüşmede öne çıkan 5 başlığa vurgu yaptı.
ABDULLAH ÖCALAN: ARTIK ESARET KOŞULLARINDA MÜZAKERE YÜRÜTEMEM
Temel, “Birincisi gerillaları, tutsakları kategorizeyi etme durumu doğrudan reddediyordu. Yaşanan bütünlüğüne işaret ediyordu. İkincisi ise silahsızlanmanın gerçekleşmesi olacaksa, gözlemci kurula işaret ediyordu. Kurulu oluşturacak meclis, sivil toplum, PKK ve devlet kurulunun sorumluluğuna dikkat çekti. Esaret koşullarında müzakerenin yürütülme durumunun artık olmadığını önemle dikkat çekti. Özellikle PKK’nin silahsızlandırma çalışmasını esaret koşullarda yürütemem dedi. O günden bu güne 40 gün geçti. İmralı heyetimiz sayısız temaslarda bulundu. Israrla başkanın bu öneriler hakkında ne düşündüklerini paylaşmadılar. Genel anlamda zamana yayma ve parçalayan bir yasa yapma gibi izlenimleri var. Bu çok tehlikeli. Beklentimiz bu hafta içinde AKP ve MHP’nin üzerinde çalıştığı taslağın ne olduğu içeriğinin de olduğunu öğrenmemiz ve heyetimizin adaya ziyaret etmesini bekliyoruz” şeklinde konuştu.
Soru ve cevap bölümü ardından ilk oturum sona erdi.
3. DÜNYA SAVAŞI TEHLİKESİ
Çalıştay ikinci oturumla devam etti. Bu oturumda ilk söz alan 30 yıllık tutsak Azad Çelebi, “Öcalan’ın 3. Dünya Savaşı Önerme ve Tartışmaları” başlığında sunum yaptı. 3. Dünya Savaşı kavramını ilk kullanan politik liderin Abdullah Öcalan olduğunu belirten Çelebi, 3. Dünya Savaşı Sürecinin Reel-sosyalizmin çözülüşünden bu yana ele alınması gerekildiği ifade etti. 1. ve 2. Dünya Savaşlarının emperyalist güçler arasındaki sorunu çözmeye yetmediği için 3. Dünya Savaşı’nın başlatıldığını ifade eden Çelebi, değerlendirmelerini şu şekilde sürdürdü:
“Reel sosyalizm ile bir soğuk savaş süreci olarak ara süreç yaratıldı. Reel sosyalizmin yıkılması bu ara süreci bitirdi. Bu nedenle emperyal güçler arasındaki geçmişten gelen savaş devam etmeliydi. Bu da 3. Dünya Savaşı dediğimiz karmaşık süreci başlattı. Bu savaşın alanı Ortadoğu olmaktadır. Arap baharı ile Libya Tunus Cezair Mısır’a yapılan müdahaleler, Lübnan, Filistin, Suriye sorunu bugün İran’a kadar vardı. Bu sürecin ileride önderliğin ve Abbas arkadaşın belirttiği Kıbrıs üzerinden Türkiye’ye de geleceği belirtildi. Rusya-Ukrayna savaşı da bu büyük savaşın bir parçası olarak ele alınmalı. ABD stratejik olarak Çin’i ve Rusya’yı rakip olarak görüyor. Onları sınırlandırmayı hedefliyor. Bunun için Avrupa’yı daha çok yanına çekme politikası uyguluyor. NATO’yu da bunu için kullanıyor.”
DEĞİŞEN KÜRESEL GÜVENLİK ARAYIŞLARI
Ardından DEM Parti Milletvekili Ceylan Akça, “NATO 3.0 ve Değişen Küresel Güvenlik Arayışları” başlığında sunum yaparak güvenlik olgusunun tarihten günümüze nasıl şekillendiğini anlattı.
Akça, 20 ve 21. yüzyılda oluşan güvenlik ittifakların küresel mimari içerisinde değişimlerini ve bölgesel hegemon inşasında kullanılan araçların yeni dönemle nasıl dönüşme uğradığı aktardı. Yeni dönem güvenlik riski tartışmaları yürütüldüğünde ise Akça, artık geleneksel güvenlik algısı ve sınır perspektifli algıdan küresel ısınma, AI (yapay zeka) yarışı, nadir toprak elementi kapasiteleri göç enerji ve altyapı gibi başlıkların da güvenlik tartışmalarının ana merkezine oturulduğuna dikkati çekti.
Soru ve cevap bölümü ardından ikinci oturum sona erdi.
‘PKK RUHU KEMAL’İN RUHUDUR’
Üçüncü oturumda “PKK’de Enternasyonalizm” konusunu Çetin Arkaş ve Veysi Aktaş sundu. İlk olarak konuşan Çetin Arkaş, Kürtlerin tarihsel gelişim sürecine değinerek, 1938 ile 1984 yıllar arasını ‘büyük ölüm sessizliği’ olarak yorumladı. Sol-sosyalizm adına çok sınırlı gençlik önderlerinin çıktığını ifade eden Arkaş, böylesi bir ortamda Abdullah Öcalan’ın çıkış yaptığını söyledi. Arkaş, “Dost ve müttefik arayışını da gelişmeliydi. O dönem çok güçlü Sovyetler vardı. Ortadoğu’da da sol örgütler vardı. Yani o dönem bugünkü kadar çolak bir dünyada değildik. Dünyada sol rüzgar esiyordu. Barzani dahi kendisini PKK ile ilişkilendirerek sol izlenimini veriyordu. O dönem Kemal Pir, Haki Karer gibi isimler PKK’yi kurdu. PKK hiçbir zaman milliyetçi olmadı. PKK ruhu Kemal Pir’in ruhudur. Rojava da ismi en çok yazılan kişi Kemal Pir’dir mesela. Önderlik dahi ‘Kemal Pir yaşıyor olsa çok daha farklı olurdu’ diyor. Kürtler yaşasın da nasıl yaşarsa yaşasın demedik hiçbir zaman. Özgür iradeli Kürdü yaratmanın peşinde olduk. PKK’nin siyaset yapma anlayışı maddi anlamda zenginleşmek olmadı. Bugün bakın hepimizin ne malı ne parası vardır. Böyle olduğu için toplumcu olabildik. 1980’lerin ortalarında önderlik ‘Reel-sosyalizmin buz gibi yüzüyle karşılaştım burada yaşanan sosyalizm olamaz’ dedi. Bu büyük bir sorgulamayı beraberinde getirdi. Çift kutuplu dünyadan çok kutuplu dünyaya evrilirken Ortadoğu’da yaşamak için şartlar yeniden ele alındı. Bu sosyalist enternasyonal çizginden vazgeçtiğin anlamına gelmez. Birçok hareket yenildi ama özgürlük hareketi kendini psikolojik olarak yeniledi ve yoluna devam etti. Sistemin içinden sistemiçileşmeden mücadele yolunu buldu” şeklinde konuştu.
‘ABDULLAH ÖCALAN DEMOKRATİK SOSYALİZMİN ÖNCÜLÜĞÜNÜ YAPIYOR’
Ortadoğu değerlendirmesi yapan Veysi Aktaş, gelişebilecek politikalara dair değerlendirmelerde bulundu.Süreçte yürütülen müzakerenin en önemli ayaklarından birinin sosyalist bir örgütlenmenin kapitalist örgütlemeye kabul ettirerek toplumda sosyalizmin örgütlenmesi olduğunu kaydeden Aktaş, “Bunun kavgası yürütülüyor. Önderlik her defasında ‘ben sistemime güveniyorum’ diyor. İngilizin işin içinde olmasının sebebi de budur. İlk kez sosyalist örgütlenmeyle kapitalist örgütlenme yan yana. Dünyada herkesin sosyalizmden kaçtığı bir dönemde önderlik sosyalizmde ısrar insan olmakta ısrardır dedi. Sosyalizmin doğmalarını değiştirmek krizlere yol açsa da önderlik asla bu yaklaşıma düşmedi. Çünkü düşünsel diyalektik onda sürekli işler. O yüzden demokratik sosyalizmin öncülüğünü yapıyor” ifadelerini kullandı.
3. ENTERNASYONALİN ÖRGÜTLENMESİ
3. Enternasyonalin örgütlenmesine dair konuşan Aktaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Reel sosyalist ülkelerin kurban etmediği kimse kalmadı. Siyasal çıkarlar için sosyalist ilkelerden tavizler verildi. Farklı bir dünya gerçekliği var karşımızda. Sosyalizmin bunlara yanıt geliştirmesi gerek. Marx’ın diyalektik anlayışı bile sorunludur. Bir Hegel’inki kadar gelişkin değildir. Sosyalizmin ulus meselesine ilişkin düzgün bir yaklaşımı yok. 1. ve 2. Enternasyonalin boşa düşmesi bununla ilgilidir. Ulusal mesele temel meselelerden bir tanesidir. Sistem 1. 2. Doğaya hüküm etmeye başladı. Manifesto bunun alternatifidir. Yeni enternasyonalin özneleri sadece işçi değil kadın, gençlik, işçi, doğa bütün bunlar unsurlarıdır. Yeni mücadele biçimi de eski silaha dayalı değil. Yeni mücadele biçimi var. Bugünkü enternasyonel ve savunduğumuz komünal enternasyonlizm bir birinden farklıdır. Bu onun devamı değildir. Yeni dinamikler var. Bizimki anti devletçi, anti iktidarcı enternasyonalizmdir. Sistem içinde ama sisteme karşıdır. Devletin içinde devlete karşı bir enternasyonal mücadele dönemi içindeyiz. Kadın özgürlüğünü savunmayan sosyalist devrimler hiçbir zaman başarıya ulaşamaz. Bu durumda farklıdır bizde. Bir devrimci ‘52 yılıdır PKK Ortadoğu gibi bir yerde devrimci iradeyi koruyor dünya devrim hareketleri PKK’ye borçlu aslında’ dedi. Evet böyle bir gerçekliği var. Komünal enternasyonal deneyimleri paylaşma için çok önemlidir. Mevcut oluşacak enternasyonalde sosyalistçe komünalistçe yaklaşımlar esas alınacak. Devlet veya iktidar hedeflenmeyecek. Sosyalizme katı en büyük katı demokratik ulus çizgisidir. Marx ve Lenin’in eksik bıraktığı husus böylece tamamlanıyor. Devlet esas sorun olarak görünüyor bizde. Bu enternasyonal için de önemlidir. Devletçi sosyalizme yer yok. Geleneksel sosyalizmden farklıdır bu sosyalizm.”
Çalıştay yarın ikinci gününde devam edecek.








