AMED- Çözüm sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan DEM Parti Gençlik Meclisi üyesi Şevval Dicle Akay, genç kadınların sürece yön veren ve öncülük eden bir yerde olması gerektiğini vurguladı.
Barış ve Demokratik toplum sürecinin geldiği aşamaya yönelik değerlendirmelerde bulunan DEM Parti (Halkların Eşitlik ve Demokrasi) Gençlik Meclisi üyesi Şevval Dicle Akay, bu sürecin Kürtler ve tüm Ortadoğu halkları için bir fırsat olduğunu ifade etti.
Süreç kapsamında atılan adımların şiddet yerine demokratik siyaset alanını yaratmayı amaçladığını ifade eden Akay, “Bu süreçte yeni bir barış zemininin oluştuğunu, yeni bir fırsatın oluştuğunu da görebiliyoruz. Fakat bu yeni barış sürecinin, bu fırsatın olumlu olup olmayacağını da şöyle görebiliriz; eğer somut adımlar, cesur adımlar atılmazsa, tarihi bir hesaplaşma olmazsa, atılan adımların hiçbir önemi kalmayacak. Hâlâ somut bir adımın atılmamış olması da bu sürecin tek taraflı olarak devam ettiğinin en büyük göstergesidir. Demokratik siyaset ve demokratik entegrasyonun pratikleşerek yaşamsallaşması gerektiğine inanıyorum. Türkiye’nin gerçekten demokratik bir ülke olması için de herkesin değişim ve dönüşüm gerçekleştirmesi gerekiyor” dedi.
Özellikle genç kadınların bu süreçte daha çok sürece yön veren, fikir üreten, temsili bir boyutta değil de gerçekten bu sürecin öncülüğünde yer alması gerektiğini vurgulayan Akay, “Tarihin ilk sömürgesinin cinsiyet bazlı olduğunu hepimiz biliyoruz ve kadınların bu süreçte eş ya da köle değil, yardımcı bir unsur olmadığını hatırlatma gereği duyuyorum. Çünkü kadınsız bir yaşam, kadınsız bir özgürlük olamaz. Bu yüzden kadınların gerçekten, özellikle genç kadınların bu süreçte önemli bir rol oynaması gerektiğine inanıyorum.
Gençlerin ve özellikle genç kadınların bu süreçte geleceğe yön veren, fikir üreten bir noktada olması gerektiğine inanıyorum. Çünkü bizler tartışmanın ve savaşın içerisinde büyüyen gençleriz. Bu yüzden de izleyen değil de sürece yön veren ve öncülük eden bir yerde olmamız gerek. Bizler herkesin eşit, özgür, adil, demokratik bir yaşam sürmesini istiyoruz. Bu yüzden de bu sürecin başarıya ulaşacağına inanıyoruz.”









