HABER MERKEZİ- Çeşitli üniversitelerde faaliyet yürüten Kurdî toplulukların bir araya gelmesiyle oluşturulan TEV-KOM, kuruluşunu duyurdu. Etkinlikte, “Ya dilimiz ve kimliğimizle özgür bir gelecek kuracağız ya da asimilasyon ve baskı düzeninde kaybolacağız” denildi.
Kürt Dili ve Kültürü Öğrenci Toplulukları Hareketi (TEV-KOM), İstanbul Maltepe’de bulunan Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde yapılan deklarasyonla kuruluşunu ilan etti. Etkinliğe İstanbul, Ankara, İzmir, Amed ve Wan gibi illerde üniversitelerde öğrenim gören gençler katıldı. Gençlerin ulusal kıyafetleriyle katıldığı etkinlikte salona “Cejna zimanê Kurdî pîroz be”, “Em deriyekî ji xwebûna xwe re vedikin” ve “Azadiya zimanê bingeha aşîtiyê ye” pankartları asıldı.
Açılış konuşmasını Ömer Bayraktar yaptı. Bayraktar, günün anlam ve önemine değinerek Kürt halkının bu zamana kadar özgürlüğünden, dilinden ve kültüründen vazgeçmediğini belirtti. Bu çalışmanın bir sosyal aktivite olmadığını ifade eden Bayraktar, Kürt dili ve kültüründe önemli olan Apê Musa ve Cigerxwîn isimlerinin devamı olduklarını vurguladı.
Barış ve Demokratik Toplum sürecine değinen Bayraktar, “Demokratik ve özgürlükçü bir temelde mücadelemizi yürüteceğiz. Haklarımızı iktidarların elinden alacağız. Buna hazırız. Gençler olarak sorumluluğumuzu bilmemiz gerekiyor. Geleceğimizi inşa etmek istiyoruz; bizi büyük bir sorumluluk bekliyor. Bu mücadelede halkımızdan ilham almaya devam edeceğiz” dedi.
TEV-KOM nasıl kuruldu?
TEV-KOM’un kuruluş sürecine dair bilgi veren Bayraktar, “Koç Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, kendi içimizde düzenlediğimiz etkinliklere katılıyorduk. Burada aramızda yoldaşlığımız gelişti. Bu yoldaşlığı sadece üniversite içine sıkıştırmamamız gerektiğini düşündük ve güçlü bir şey yapma üzerine yoğunlaştık. Sayımız ve imkanımız o dönem azdı. Diğer gruplara duyurduk veya duydular isteğimizi. Bir araya gelip tartıştık, neler yapabiliriz diye konuştuk. Amaçlarımızın bir olduğunu ve birlikte hareket etme anlayışını kendi içimizde oturttuk. Türkiye ve Kürdistan’da Kürt öğrencilerin bu amacı taşıdığını fark ettik. Gücümüzü birleştirdik ve TEV-KOM’u kurduk. Bunun içinde yer alanlara teşekkürlerimi sunuyorum” ifadelerini kullandı.
Ardından salonda bulunan gençler, TEV-KOM ve anadil hakkı üzerindeki düşüncelerini ifade etti. Yapılan konuşmalarda Kürtçe konuşmanın önündeki engellerin kaldırılması için büyük bedeller verildiği, bu bedellere gençlerin sahip çıkarak Kürtçe yaşaması gerektiği ve Kürtçenin eğitim dahil her alanda kullanılmasının önünün açılması gerektiği vurgulandı.
Deklarasyon metninin Kurmancî’sini Zeynep Taş, Kirmanckî’sini Ömer Bayraktar okudu. Deklarasyon metninin tam hali şu şekilde:
“Bizler; Türkiye ve Kürdistan’ın farklı üniversitelerinde bir araya gelen öğrenciler ve gençler olarak, Kürt halkının dilinin ve kültürünün korunması ve geliştirilmesini tarihsel ve toplumsal bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu amaçla TEV-KOM’u kurduğumuzu ilan ediyoruz. Bu deklarasyon, yalnızca bir birliktelik ilanı değil; hafızamıza, dilimize ve kimliğimize yönelik sistematik asimilasyon politikalarına karşı ortak bir duruşun ifadesidir.
Dil, bir halkın yalnızca iletişim aracı değil; o halkın hafızası, tarihsel ve toplumsal varoluş zeminidir. Mevcut düzenin Kürt kimliğine ve diline yönelik ürettiği dışlayıcı pratikler istisnai değil, kurumsallaşmış bir işleyişe işaret etmektedir. Kürtçe üzerindeki her türlü baskı, doğrudan bir halkın kolektif varlığına yöneliktir. Bizler, üniversitelerden başlayarak bütün kamusal alanlarda Kürt dilinin varlığını güçlendirmeyi, bütün inkâr ve asimilasyon politikalarına karşı özgür bir yaşamı hep beraber inşa etmeyi hedefliyoruz.
Üniversiteler, özgür düşüncenin merkezi olması gerekirken; bugün kayyım politikaları, merkezileşme ve baskı pratikleriyle demokratik niteliğinden uzaklaştırılmıştır. Kürt dilinde üretim yapmak, Kürt dili veya Kürt halkı üzerine çalışmalar yürütmek kampüslerde marjinalize edilmekte, sistematik olarak sınırlandırılmaktadır. Bizler bu koşulların izleyicisi olmayı reddediyoruz.
Üniversiteleri yalnızca eğitim kurumları olarak değil, toplumsal dönüşümün öncü alanları olarak görüyoruz. Bilginin tek tipleşmesine ve akademik yabancılaşmaya karşı, üniversitelerin çoğulcu ve eşitlikçi bir yapıya kavuşması için mücadele etmeyi esas alıyoruz.
Anadilde eğitim talebi, pedagojik bir tercihin ötesinde; temel bir insan hakkı, eşitlik ve demokrasi meselesidir. Anadilin kamusal ve akademik alanda yer bulamadığı bir yerde gerçek bir eşitlikten söz edilemez. Bu doğrultuda:
Kürtçenin üniversitelerde seçmeli bir ders değil, güçlü ve kalıcı bir akademik alan haline getirilmesini,
Anadilde eğitimin tüm eğitim kademelerinde ve akademik üretim süreçlerinde hayata geçirilmesini,
Kürtçenin anayasal güvenceye kavuşturularak kamusal alanda özgürce kullanılmasını ve bütün kamu hizmetlerinde esas olmasını talep ediyoruz.
TEV-KOM, parçalı yapıyı aşarak ortak bir politik ve kültürel hat oluşturma iradesidir. Biz bu ortak dayanışma ağında üniversiteler arası eşgüdümü sağlayarak, Kürt dili ve sanatı üzerindeki çalışmaları daha görünür kılmayı,
Fakültelerde, yurtlarda ve kampüslerde kurulacak dayanışma ağları ile farklılıkların eşit ve özgür biçimde birlikte var olduğu demokratik bir modeli hayata geçirmeyi hedefliyoruz.
Öğrenci gençlik, baskılara karşı en dinamik karşı koyuşu geliştiren öznedir. TEV-KOM olarak; cesur, bilinçli ve örgütlü bir hatla, yalnızlaştırma politikalarına karşı dayanışmayı büyüteceğiz. Anadilde eğitim mücadelesini; barış, demokrasi ve özgürlük mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Tüm baskı ve engellemelere karşı, üniversite içinde ve dışında kolektif üretimi sürdüreceğimizi ilan ediyoruz.
Bugün mesele yalnızca bir dilin korunması değil, aynı zamanda nasıl bir yaşamın kurulacağıdır. Ya dilimiz ve kimliğimizle özgür bir gelecek ve özgür bir yaşam kuracağız ya da asimilasyon ve baskı düzeninde kaybolacağız. Bizler, öğrenciler ve gençler olarak, kendi geleceğimizin inşasında asıl söz ve eylem sahipleriyiz.
Tüm üniversite topluluklarını, akademisyenleri ve öğrencileri kurduğumuz ortak zeminde buluşmaya; dilimize, kültürümüze ve onurumuza sahip çıkmaya çağırıyoruz.”
Metnin okunmasının ardından Babetna müzik grubu sahne aldı. Etkinlik, çekilen halayların ardından sona erdi.
BERÛ- Fermandar Kardeş / Enes Sezgin









