AMED- DEM Parti Gençlik Meclisi, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne daha bilinçli ve örgütlü katılım sağlama amacıyla dört günlük eğitim süreci başlattı.
DEM Parti (Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi) Gençlik Meclisi, Amed’de bulunan DEM Parti İl binasında dört günlük bir eğitim süreci başlattı. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair birçok başlığın tartışılacağı eğitimin, Genel Meclis Kurulu toplantısıyla son bulması planlanıyor.
SÜRECE DAHA GÜÇLÜ BİR KATILIM
Gençlik Meclisi adına konuşma yapan Şevval Dicle Akay, dünya, Türkiye ve Kürdistan’da egemenlerin sıkıştığı ve tıkanan rejimlerinin bunalımını topluma yaymaya çalıştıkları bir dönemden geçtiklerini vurguladı.
Akay, “Toplumsal özgürlük güçleri yıllarca sıkıştırıldığı, üst üste yığıldığı ve üzeri kapitalist modernitenin yıldız tozu ile örtülmeye çalışıldığı yerden mücadelelerini ve etik politik değerlerini birer birer çıkarıp kazanıma ve tanınmaya götürüyor. Böyle bir anlam ve değerlerin tanınma anına Kürdistan ve Türkiye’de de Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile katılıyoruz. Sıkışmışlıkların ve bunalımların yeni doğumun sancılarını içerdiği bilinci ile Türkiye ve Kürdistan’da demokratik siyasete dayalı demokratik toplum ve demokratik cumhuriyetin gençlerin ellerinde doğduğu bir ana hazırlanıyoruz” dedi.
DEM Parti Gençlik Meclisi olarak Amed’de önümüzdeki üç gün boyunca demokratik toplum inşasını daha örgütlü, daha bilinçli ve hedefine daha odaklı bir hâlde karşılamak için bir araya geldiklerini söyleyen Akay, sözlerine şöyle devam etti:
“Tarihi, politik ve örgütsel başlıklardan oluşan eğitim dizimizde genç yoldaşlarımızla birlikte olacağız. Üç günlük eğitim dizisinin ardından Genel Meclis Kurulu’muzu gerçekleştirecek ve mayıs ayında Ankara’da yaptığımız toplantıların planlamalarını tartışacak, güncel gelişmeler doğrultusunda yeni planlamaları karar altına alacağız.”
‘SORUNLARI BARIŞÇIL BİR ŞEKİLDE KONUŞALIM’
Eğitimin ilk gününde söz alan Çetin Arkaş, demokratik siyasetin tüm boyutlarıyla işlevsel hâle gelmesini 35 yıldır istedikleri bir durum olduğunu söyledi.
Arkaş, “Gerçekten eğer kendimizi ifade etme olanağımız olsaydı, kendimizi örgütleme olanağımız olsaydı tek bir mermi patlamazdı. İnsanlar bu çatışmalı sürecin içine isteyerek, tercih ederek girmedi. Başka çıkar yolu yoktu, bir zorunluluk olarak Kürtlerin önünde durdu. Ama her fırsatta başta Önder Apo olmak üzere, artık yeter, sorunlarımızı barışçıl bir şekilde, medeni insanlara yakışır bir biçimde konuşalım, tartışalım, müzakere edelim, çözmeye çalışalım anlayışını ifade ettik.
Başkan gerçekten Türkiye toplumunda çok farklı bir şekilde tanıtılıyor; bu savaşın yaratıcısı, öncüsü olarak tanıtılıyor. Çok çirkin sıfatlar ile özdeşleştirilmek isteniyor fakat en küçük bir canlının bile zarar görmemesi için çok hassas davranan bir insan. Sizinle bir anekdot paylaşayım. Biz adada spor günlerinde yarım saat kendi aramızda egzersiz yapardık ve sonra beraber volta atardık. Bir gün Önder Apo tam ortamızda volta atarken birden durdu, yandaki arkadaşın ayağını tuttu. İlk başta şaşırdık. Meğer arkadaş bir böceğe basmak üzereymiş. Önderlik o böceği eline aldı, götürdü, bir duvarın üstüne koydu. Bunu anlatmamın nedeni, önderlik ile özdeşleştirilen birtakım algıların çok da önderlik gerçekliği ile alakası olmadığını ifade etmek içindir” dedi.
Bugün demokratik siyaset ve hukuk ölçülerinde herkesin kendisini ifade etmesinin önü açılırsa silahların 24 saatte devreden çıkacağını ifade eden Arkaş, “En kolay çözülebilecek bir meseledir ama burada silah meselesini meselenin önüne getirip koymak, ‘Öncelikle silah bırakacaksınız, sonra silah bıraktığınızı biz tespit edeceğiz, teyit edeceğiz, ondan sonra 221. maddeden başlayarak bazı yasaları çıkaracağız, sonra şu kesim içinde kalacak, şu kesim dışında kalacak’ şeklinde kategorize etme yaklaşımları işi yokuşa sürmek anlamına geliyor.
Bu çatışmalı süreçte bütün yaşanmışlıkları, acıları ve sonuçları ile kapatmak istiyorsak yüzleşmek durumundayız. Yüzleşirsek kimin payına ne çıkar o konuşulur. Herkesin bir özgüven içinde olması lazım. Barışma arzusu ve niyeti olanlar bundan çekinmezler” dedi.








