İSTANBUL-Üniversiteleri birer “suç mahalli” olarak gören ve öğrencileri fişlemeyi öngören genelgeye yönelik konuşan gençlik örgütleri, genelgenin öğrencilere yönelik bir ‘darbe’ olduğunu ve buna karşı tüm öğrenci gruplarının ortak mücadele etmesi gerektiğini vurguladı.
İçişleri Bakanlığı, 18 Eylül’de üniversitelerde kapsamlı “güvenlik” tedbirleri kapsamında 81 ile 17 maddelik genelge gönderdi.
Genelge, öğrenci grupları ve etkinlikler hakkında “istihbarat” toplanmasını, kampüs girişlerinde parmak izi tanıma ve turnike sistemleri kullanılmasını, kapalı devre kamera yaygınlaştırılmasını, sanal medya takibini ve “illegal/marjinal oluşumlar” olarak adlandırılan öğrenci gruplarının stant açmasının engellenmesini öngörüyor.
Üniversitelere “suç mahalli” yaklaşımı “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında atılan bir adım olarak öne sürüldüğü görülüyor. Demokratikleşmeye dair bir maddenin dahi olmadığı genelgeye yönelik gençlik örgütleri tepki gösterdi.
‘GENELGE ÖĞRENCİLERE YÖNELİK DARBEDİR’
Devrimci Öğrenci Birliği üyesi aynı zamanda İstanbul Üniversitesi öğrencisi Heval Köse, genelgeyi “devrimci öğrencilere yönelik bir darbe” olarak tanımladı. İktidarın örgütlü öğrenci gençliğin güçlenmesinden korktuğu için böylesi bir genelgeye ihtiyaç duyduğunu ifade eden Köse, ilk dersin “Terörsüz Türkiye’nin” değil Barış ve Demokratik Toplum dersi olması gerektiğini vurguladı.
‘HİÇBİR ÖĞRENCİ İSTİHBARAT ÇALIŞANI DEĞİLDİR!’
Üniversitelerin halktan kopuk olmaması gerektiğini kaydeden Köse, kampüs girişlerinde parmak izi tanıma ve turnike sistemleri kullanılmasını doğru bulmadıklarını belirtti. Köse, “YÖK ile birlikte okula giriş çıkışlarımız kayıt altına alınmaya başladı. Bulunduğunuz okulda faaliyet yürüten bir öğrenciyseniz ÖGB veya sivil faşistler sizi takip etmeye başlar. Bunun karşısında durmalıyız” ifadelerini kullandı.
Üniversitelerde öğrencilerin devrimci gençlerle buluşmasının engellendiğini belirten Köse, bu genelgeyle birlikte devrimci gençlerin mücadelesinin kriminalize edilmek istenildiğinin altını çizdi. Özellikle genelgede yer alan bazı maddelerin öğrencileri “ajanlaştırmaya” yönelik olduğunu belirten Köse, “Öğrencilerin daha okula girmeden, ‘şu ihbarı yapın, bize söyleyin’ denilmesi veya eylemlere katılıyorlar diye dosyaların açılması kabul edilebilir değil. Aslında eylemlere katılarak toplumsallaşan bir öğrencinin eylemlere katılmaması ve bireyselleştirilmesi isteniyor. Hiçbir öğrenci istihbarat çalışanı değildir” diyerek tepki gösterdi.
Köse, “Bu genelgenin mantıksal ve hukuksal açıklamasının olmadığını bütün öğrencilere ve Türkiye’ye teşhir etmemiz gerekiyor. Türk, Kürt, Ermeni demeden ortak mücadele birliğini kurmak ve faşizmden kurtulmak için tüm öğrencileri mücadeleye davet ediyorum” dedi.
GENELGE SALDIRILARI RESMİLEŞTİRDİ
Yeni Demokrat Gençlik (YDG) üyesi ve aynı zamanda Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencisi Rabia Ceylan genelgede var olan maddelerin yeni olmadığını belirterek, genelge ile birlikte öğrencilere yönelik saldırıların artık resmi olacağını söyledi. Ceylan, devletin Barış ve Demokratik Toplum sürecini “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığını ve bu sürecin de üniversitelere antidemokratik bir şekilde yansıdığını paylaştı.
Genelgede de geçen “marjinal” sözüne atıfta bulunan Ceylan, “Biz marjinal gruplar değiliz. Başımıza neden bu kadar olumsuzluğun geldiğini sorgulayan öğrencileriz” diye cevap verdi.
DEVLET ÖĞRENCİLERİ SÜREÇ DIŞI TUTUYOR
Barış ve Demokratik Toplum sürecinin başarısına öğrencilerin öncülük yapmak istediğini belirten Ceylan, iktidar tarafından sürekli baskı altında olduklarına dikkati çekti. Ceylan, “Öğrenciler sürecin toplumsallaşması, barışın gerçek anlamda nasıl gelebileceğini tartışmakla yükümlü. Yalnız biz sürekli baskılanıyoruz. Okulumuzda bunu tartışamıyoruz çünkü her yerde polislerin engellemesi ve fişlemesiyle karşı karşıya kalıyoruz. Devlet bu süreci konuşmamızı istemiyor. En dinamik kesim gençlik olduğu için sürekli baskının hedefinde. Ama yaratılan korku iklimine kapılmadan mücadele etmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.
ÖĞRENCİLER “TERÖR” DENİLEREK HEDEFE KONULUYOR
Devrimci Gençlik Birliği (DGB) üyesi aynı zamanda İstanbul Üniversitesi öğrencisi Yasin İnce Kara da genelgeyle birlikte üniversitelerde devrimci ve ilerici faaliyetin engellenmek istenildiğini vurguladı. Kara, bu zamana kadar genelgenin filli olarak uygulandığını belirterek, şimdi yapılanın ise öğrencilere yönelik baskıların resmileştirilmesi olduğunu kaydetti. AKP’nin “terör” söylemiyle örgütlü öğrenci grupları hedef aldığını vurgulayan Kara, “AKP harekete geçen gençlik dinamiklerini sindirmek ve ortadan kaldırmak amacıyla bir dizi saldırıyı hayata geçirmek istiyor. Genelgede ifade edilen ajanlaştırma çabası, fiilen yasak olana stant açma ve broşür dağıtma gibi şeylerin tekrar yasaklanması sermaye devletinin yargı sopasıyla ortaya konmuş durumda” dedi.
‘MARJİNAL OLAN BİZ DEĞİLİZ İKTİDARDIR’
Genelgede öğrenci gruplarının “illegal/marjinal oluşumlar” olarak adlandırılmasına yönelik konuşan Kara, “Marjinal dediğimiz şey aslında toplum ve kitlelerden uzaklaşmış anlamına gelir. Eğer bugün toplumdan uzaklaşandan bahsedeceksek o sermaye iktidarının kendisidir. Bugün milyonlarca genç KYK yurtlarında geçim derdiyle, geleceksizlik kaygısıyla boğuşuyorlar. Emperyalist savaşın, ekonomik krizin ve birçok sorunun faturasının biz gençlere kesiliyor. Bizler ücretsiz eğitim alamazken, yurtlarda barınamazken, devlet bizi açlığa ve yoksulluğa mahkum ediyor. Buna yönelik bir mücadele yürüttüğümüzde tabi ki marjinal olarak ifade ediyorlar. Ama biz özgürlüğü ve geleceği için mücadele eden insanlarız. Okulumuzdaki, ülkedeki, dünyadaki sorunlara değinmek isteyen buna karşı mücadele etmek isteyen, sorunların son bulmasını isteyen gençleriz. Biz yaptıklarımızın ne kadar meşru olduğunun bilincindeyiz” şeklinde konuştu.
‘ADIMLAR NE DEMOKRATİK NE DE BİLİMSELDİR’
Genelgenin “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında atılan bir adım olarak öne sürülmesine değinen Kara, “Bu genelgeyle birlikte sürecin önünün açılmak istendiği ifade ediliyor. Ama durum tamamen bunun aksine. Çünkü bu yazı YÖK’e de gönderildi. Aynı YÖK geçtiğimiz senelerde şoven ve milliyetçi programları sürdüren ve saldırganlığın yaygınlaşmasını sağlayan bir yerde duruyordu. Bu adımlar ne demokratik ne bilimsel ne de özgür düşünceye katkı sağlayabilir. Mücadele edeceksek, devletin bize çizdiği sınırlarda değil onun ötesinde mücadele ederek gerçekleştirebiliriz” ifadelerini kullandı.
Gençlik hareketlerinin dağınık ve parçalı olmasına da dikkati çeken Kara, birleşik mücadelenin örgütlenmesi gerektiğini vurguladı. Kara, “Özgürlüğümüz ve geleceğimiz için mücadele etmemizi vurgulamamız gerekiyor. Öğrenciler olarak bizlerin örgütlenmesi engellenmek isteniyor. Burada geri durmamak, bu politikaları boşa düşürmek gerekiyor. Burada birleşik ve örgütlü mücadele çağrımızı yapıyoruz” dedi.
‘ORTAK MÜCADELE ZEMİNLERİ GEREKİYOR’
Özgür Öğrenci Meclisi üyesi aynı zamanda Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencisi Berzan Bağatarhan, “Terörsüz Türkiye” ifadesini kabul etmediklerini ve demokratikleştirme adımı olarak sunulmasını reddettiklerini söyledi. Genelge ile korku iklimi yaratılmak istenildiğini vurgulayan Bağatarhan, bunun örgütlü gençliğe yönelik bir saldırı olduğunu belirtti. Öğrenci hareketlerinin parçalı olmasından kaynaklı verilen tepkilerin yetersiz olduğunu da kaydeden Bağatarhan, “Ortak mücadele zeminleri gerekiyor. Her süreçte olduğu gibi gençliğin öncü gücünün farkında olunması ve barışı beraber inşa etmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.









