HABER MERKEZİ- İçişleri Bakanlığı, 17 maddelik bir üniversite genelgesi yayımladığını duyurdu. Üniversiteleri adeta birer “suç mahalli” olarak gören ve öğrencileri fişlemeyi öngören genelgeye yönelik tepkiler büyüyor.
İçişleri Bakanlığı, 81 ile gönderdiği 17 maddelik genelgeyle üniversitelerde kapsamlı “güvenlik” tedbirleri getirdi.
18 Eylül’de yayımlanan genelge; öğrenci grupları ve etkinlikler hakkında “istihbarat” toplanmasını, kampüs girişlerinde parmak izi tanıma ve turnike sistemleri kullanılmasını, kapalı devre kamera sistemlerinin yaygınlaştırılmasını, sanal medya takibini ve “illegal/marjinal oluşumlar” olarak adlandırılan öğrenci gruplarının stant açmasının engellenmesini öngörüyor.
Konuya ilişkin Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) ve çok sayıda gençlik örgütü, sanal medya hesaplarından yaptıkları paylaşımlarla tepki gösterdi.
DGD: DEMOKRATİK ÜLKE, DEMOKRATİK ÜNİVERSİTE
Devrimci Gençlik Dernekleri (DGD) tarafından yapılan açıklamada, sürecin “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılmasının dahi AKP’nin demokrasi ve özgürlükler sorununa yaklaşımının değişmediğinin göstergesi olduğu ifade edilerek toplumsal ve siyasal mücadelelerin “terör” olarak ele alındığı belirtildi.
Öğrencilerin hak temelli eylemleri, kulüp çalışmaları, kültür ve dayanışma etkinlikleri gibi tüm faaliyetlerinin hedefte olduğunun vurgulandığı açıklamada, genelgede yer alan ‘istihbarat faaliyetlerine ağırlık verilmesi’ ifadesinin ise öğrencilerin ve akademisyenlerin fişlenmesinin önünü açacağı belirtildi.
Genelgenin sol, sosyalist ve devrimci gençliğin tasfiyesi anlamına geldiği ifade edilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Öte yandan YÖK’ün üniversitelerin yeni eğitim-öğretim yılının ilk derslerinde ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin işlenmesini ve bu konuda panel, konferans, çalıştay gibi etkinliklerin düzenlenmesini istemesi, akademinin KHK’lerle içinin boşaltılarak neyin hedeflendiğini açıkça ortaya koymuştur.
Baskılarınız, yasaklarınız ve fişlemeleriniz gençlik hareketini durduramayacak! Üniversiteleri sermayenin, iktidarın ve gericiliğin arka bahçesine çevirmek isteyenlere karşı sözümüz açık: Demokratik ülke, demokratik üniversite mücadelemizi büyütecek; eşitlik ve özgürlük yürüyüşümüzü kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Her şeyi kendimizden bekleriz. Bize dayatılan yoksulluk ve yasaklara karşı kurtuluş kendi ellerimizdedir. Tüm gençleri kavgamıza omuz vermeye davet ediyor, AKP faşizmine karşı mücadelemizi büyütmeye çağırıyoruz.”
DÖB: KÜRT-TÜRK ÖĞRENCİ GENÇLİĞİNİN MÜCADELESİ DURDURULAMAZ
Devrimci Öğrenci Birliği (DÖB) yaptığı paylaşımda genelgenin gençliğin örgütlü mücadelesinin önüne geçemeyeceğinin altını çizerek, “ ‘Terörsüz Türkiye’den kasıt; devrimsiz Türkiye, Kürdistan’ın ilhakının devamı, Kürt gençliğinin özgürlük mücadelesine bir engel koyma olduğudur. Bugüne kadar Kürt-Türk öğrenci gençliğinin mücadelesi çeşitli biçimlerde engellenmeye çalışıldı ancak başarılı olunamadı. Gençliğin her geçen gün büyüyen öfkesinin kampüslerden sokaklara taşmasını ne genelgeler ne de diğer baskılar durdurabilir. Geleceğimiz için, nitelikli ve ana dilde eğitim için, emeğin gasp edilmediği bir düzen için faşist sermaye düzenine karşı Kürt-Türk birleşik devrim mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz” dedi.
ÖZGÜR ÖĞRENCİ MECLİSİ: PROVOKASYONLAR SİZİN, ÜNİVERSİTELER BİZİM
Özgür Öğrenci Meclisi de sanal medya hesabından yayımladığı açıklamada genelgeyi bir provokasyon olarak ele aldı. “Provokasyonlar sizin, üniversiteler bizim” başlığıyla yapılan açıklama şu şekildedir: “Bu genelge kapsamında üniversite gençliğinin örgütlü mücadelesi ‘illegal/marjinal oluşum’ denerek hedef alınmaktadır. Yer verilen maddelerde açıkça ajanlaştırma ve öğrenciye yönelik şiddetin önü açılmaktadır. Gençliğin en meşru haklarından olan stant çalışmalarını bile kriminalize etmeye çalışan tutumun karşısındayız.
Güvenlikçi politikalar her geçen gün üniversitelerin özerk yapısını zedelemekte, kampüsleri öğrenciler için bir hapishaneye dönüştürmektedir. Bir yandan toplumun demokratikleşme süreci için adımlar atıldığı ifade edilirken diğer yandan üniversite gençliğinin örgütlülüğüne baskı uygulanması açık bir çelişkidir. Genelgedeki söz konusu uygulamalar, demokratikleşme sürecinin karşısında duran ve özgürleşmeyi engelleyen müdahalelerdir.
Bu genelge bizleri sindiremeyecek; yıllardır öğrencilerin örgütlülüğünü engellemeye çalışan zihniyet hiçbir zaman başarılı olamadığı gibi bugün de başarılı olamayacak. Özgür geleceğin inşası için hiçbir müdahale bizi çalışmalarımızdan alıkoyamayacak. Özgür üniversitelerle özgür toplumu inşa edeceğiz.”
GENÇLİK DEVİRECEK: İKTİDAR GENÇLİĞİ BİAT ETTİRMEYE ÇALIŞIYOR
Gençlik Devirecek grubu da yaptığı paylaşımda genelgeyle birlikte bir korku düzeni yaratılmak istendiğine dikkat çekti. Yapılan paylaşımda, “Eli palalı çetelerin kampüslerde devrimci öğrencilere saldırdığı, ÖGB’nin ise öğrencileri korumak yerine eli palalı faşistleri koruduğu bir ortamda, iktidar şimdi de kolluk gücünü üniversitelerin üzerine salarak tüm gençliği biat ettirmeye çalışıyor. Ama bilsinler ki bu genelge, iktidarın gençliğin örgütlü gücünden ne kadar korktuğunun göstergesidir. Bizi fişleyerek, takip ederek, saldırarak geri adım attıramazsınız. Baskılarınızı da yarattığınız korku iklimini de mücadelemizle yeneceğiz. Üniversiteleri sizin korku düzeninize teslim etmeyeceğiz! Üniversiteler bizimdir, bizimle özgürleşecek” denildi.
KIZIL GENÇLİK: GENELGE FAŞİST BASKININ KANITIDIR
Kızıl Gençlik ise yaptığı paylaşımla genelgenin öğrencilere yönelik şiddetin önünü açtığını belirterek, “Öğrencilere ait bilgilerin kurumlar arası paylaşımını meşrulaştıran ve öğrenciye dönük ÖGB şiddetinin önünü açan bu genelge, doğrudan öğrencilere dayatılan faşist baskının kanıtıdır! Kampüslerde eli palalı faşist çeteler kol gezerken bakanlığın muhalif öğrencilerin üstüne resmen emniyet baskısını saldığı bu genelge bizlere geri adım attırmayacak. Gençliğin direngen iradesi, bu baskı zincirini parçalayacak. Üniversiteler bizimle özgürleşecek. Üniversiteler bizimle kızıllaşacak” ifadelerini kullandı.






