HABER MERKEZİ- Dicle Üniversitesi öğrencisi Ahmet Hasan Sumeli, 1 Mayıs’ın taşıdığı anlamı ve Kürdistan’daki sınıfsal gelişim sürecini değerlendirerek, gençliğin örgütlenme ve komünleşme çalışmalarını daha çok geliştirmesi gerektiğini belirtti.
1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı’nın tarihsel mirasını ve Kürdistan’daki sınıfsal durumu değerlendiren Dicle Üniversitesi öğrencisi Ahmet Hasan Sumeli, gençlerin ve öğrencilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılara dikkat çekerek çözümün fabrikalarda, köylerde ve okullarda kurulacak komünler olacağını vurguladı.
1 Mayıs’ın anlam ve öneme değinen Sumeli, bu günün sömürü düzenine karşı bir direniş ve dayanışmanın sembolü olduğuna dikkat çekerek,“1 Mayıs bütün işçi sınıfının bir olduğu, birlik olduğu, dünyada sömürü düzenine, emperyalizme ve faşizme karşı gerçekten tek vücut olarak birlikte dayanıştıkları, buna direndikleri bir gündür. Öte yandan 1 Mayıs’ı daha da açarsak Kürdistan somutunda belki de burada yeterince sahiplenilmemesinin tarihsel gelişim süreçleri vardır. Halkımızda gerçekleşen, uzun yıllardır gerçekleşen bir burjuva sınıfının var olmaması, yani şu an somutunda belki bu durum tam tersinedir ancak, geçmiş yıllara baktığımızda aslında var olan bir burjuva sınıfı yoktur. Daha çok toplumumuz aşiretçi, feodal, dinci, yarı feodal, yarı burjuva kesimlerden oluştuğundan ötürü proleter sınıfının yükselişi fazla gelişmemiştir topraklarımızda.” dedi.
Kürdistan’da Emek Sömürüsü
Kürdistan’daki sosyo-ekonomik yapıda yaşanan değişime işaret eden Sumeli, günümüzde sınıf çelişkilerinin daha belirgin hale geldiğini belirtti:
“Kürdistan’da var olan geçimsizlik, emek sömürüsü daha farklı yollarla aslında işliyor, geçmişten bugüne kadar. Tabi zamanla sistemde açıkların yaratılması, sıkıntıların yaşanması, Kürdistan’da da bir burjuva sınıfı ve proleter ayrımını daha da net göstermektedir bize.”
1 Mayıs’ın güçlü bir şekilde sahiplenilmesinin gelecek dönemin mücadelesini belirleyeceğini ifade eden Sumeli,“Bu doğrultuda ilerlersek aslında Kürdistan’da neden gelişmediğine, neden sahiplenilmediğinin farkına varabiliriz. Ancak bunun daha farklı yollarla sahiplenilmesi gerekmektedir. Zira 1 Mayıs’a biz nasıl girersek gerçekten de önümüzdeki dönemin perspektifi, süreci çözümlemesi, değerlendirmesi ne kadar güçlü geçerse önümüze çıkacak bütün bir engeller silsilesini bu şekilde önleyebiliriz.” dedi.
Gençliğin Rolü ve Komünleşmenin Önemi
Özellikle Kürdistan gençliğinin üretim alanlarında daha aktif rol alması gerektiğini savunan Sumeli, komünleşme ve örgütlenme vurgusu yaptı:
“Bu yolda yapacağımız bütün değerlendirmeler, bizlerin yaşamında ve en önemli sorunlarımıza ışık olacaktır. Bunun dışında gençlerin bu noktada, özellikle Kürdistan gençliğinin yapması gereken daha çok fabrikalarda, işçi kesimlerinde, köylerde, çiftçilere yeterli komünleri oluşturarak, gerekli komünleri oluşturarak destek sağlamasıdır. Bunların her alanda yapılması gerekiyor.”
Mevcut sendikaların yetersiz kaldıklarını ve bazı sendikaların sistemle uzlaşma içinde olduğunu belirten Sumeli, gerçek çözümün öz örgütlülükte olduğunu söyledi:
“Fabrikalarda sendikalar vardır, ancak işçiler var olan sendikalarla sıkıntılarını, problemlerini gideremiyorlar. Zira sendikalarda yetersiz örgütlülük nedeniyle genelde hükümetle, devletle uzlaşma içerisindedirler. Sistemle her zaman uzlaşma içerisindedir. Bu doğrultuda güçlü bir sendika örgütlülüğü, güçlü bir komünleşme bu tür sıkıntıların önüne geçecektir. Buna inanıyoruz. Ve bunu gerçekten başaracak olan, sahiplenecek olan da gençliğin ta kendisidir.”
“Üniversiteliler Zalim Patronların Elinde”
Öğrencilerin yaşadığı maddi zorluklar nedeniyle işçi sınıfından uzak olmadığına dikkat çeken Sumeli, şu ifadeleri kullandı:
“Aslında öğrenciler de işçi sınıfından çok uzak değildirler. Özüne baktığımızda birçok öğrenci dahi bugün yaşamını idame ettirmek konusunda büyük sıkıntılar çekerken çok uzaklara bakmamak gerekiyor. Çünkü birçok çocuk, genç, üniversite öğrencisi, lise öğrencisi yaşamlarını geçindirmek için emeklerini ucuz iş gücüne peşkeş çekiyorlar. Yani bunu bazı noktalarda yapmak zorunda bırakılıyorlar. MESEM’lerde birçok gencin, çocuğun, liselinin hunharca çalıştırılması, emeklerinin karşılığının ödenmemesi veya yaşanan birçok can kaybı bunun en temel örnekleridir.”
Üniversite öğrencilerinin sömürü çarkına dahil edilme biçimlerine de dikkat çeken Sumeli, “Üniversitelerde öğrenciler yaşanan maddi sıkıntılarından dolayı birçok imkândan yararlanamıyorken var olan maddiyatıyla da geçimini sağlayamıyor. Bu nedenle birçok yerde, birçok öğrenci zalim patronların eline düşüyor. Düşük maaşlar, uzun saatli mesailer ikilemden kopulamıyor hiçbir zaman bu noktada. Bu noktada da birçok işverenin, birçok kişinin işine geliyor aslında. Kendi açılarından sadece alıyorlar. Ucuz iş gücü olarak, mecburiyet olarak gördükleri için, aslında öğrencinin onları reddedemeyeceklerini bildikleri için bu noktada öğrencileri mecbur bırakıyorlar buna.” dedi.
1 Mayıs Alanlarına Çağrı
Son olarak 1 Mayıs’a güçlü katılımın önemini vurgulayan Sumeli, sözlerini şöyle tamamladı:
“Tabii ki de 1 Mayıs’ta az önce de belirttiğim gibi eğer biz bu dönemin değerlendirmesini iyi yaparsak önümüze çıkacak her türlü sorunu çok rahat bir biçimde aşarız. Bu noktada üniversitede, liselerde gerekse fabrikalarda tek tek gezilip komünleşme, örgütlenme çağrısı yapmak bulunmaktayız. Biz 1 Mayıs’ta alana ne kadar güçlü çıkarsak önümüzdeki dönemler de bizler için o kadar güçlü olacaktır.”











