Enter your email Address

  • Anasayfa
Çarşamba, Nisan 29, 2026
Berû Ajans
  • Analiz
  • Dijital Medya
  • Ekoloji
  • Ekonomi
  • Gençlik
    • Genç Kadın
    • Genç Kalemler
    • Üniversite
  • Güncel
  • Kültür-Sanat
  • Özel Dosya
  • Röportaj
  • Spor
  • Teknoloji
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Gör
  • Analiz
  • Dijital Medya
  • Ekoloji
  • Ekonomi
  • Gençlik
    • Genç Kadın
    • Genç Kalemler
    • Üniversite
  • Güncel
  • Kültür-Sanat
  • Özel Dosya
  • Röportaj
  • Spor
  • Teknoloji
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Gör
Berû Ajans
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Gör
Anasayfa Ekonomi

1 Mayıs’a Giderken Gençler Ne Düşünüyor?

29 Nisan 2026
in Ekonomi, Gençlik, Güncel
0
1 Mayıs’a Giderken Gençler Ne Düşünüyor?
Share on FacebookShare on Twitter

İSTANBUL- Sömürü düzeninin gençler ve kadınlar üzerindeki etkilerini, kadın emeğinin çok boyutlu sömürüsünü, üniversiteli gençliğin yaşadığı kriz ve kuşatmayı Xeta Jinê emekçisi Sema Çağlayan ve Öğrenci Faaliyeti’nden Özcan Berber ile konuştuk.

1 Mayıs tarihsel olarak işçi hareketlerinin ve emek mücadelesinin sembolü haline gelen bir gün. Kapitalizmin doğuşuyla kurumsallaşan emek sömürüsü en çok gençler ve kadınlar üzerinde kendini gösteriyor. Sermaye, sadece üretimi finanse eden bir araç değil, aynı zamanda hiyerarşik yapıyı hem ekonomik hem de toplumsal ilişkilerde biçimlendiriyor. Sermaye düzeni sadece üretimi değil, aynı zamanda hiyerarşiyi de üretiyor.

Sema Çağlayan:

1 Mayıs sizin için ne alam ifade ediyor? Kısaca açıklayabilir misiniz?

1 Mayıs’ı emeğin ve emek mücadelesinin görünür kılındığı bir gün olarak ele alabiliriz. Sosyalizmin en önemli kazanımlarından bir olarak da görebiliriz. Kapitalist Modernite’nin ezdiği, sömürdüğü herkes için örgütlenme alanı olarak da görebiliriz.

Yaşanan sömürüyü biraz daha somutlaştırabilir misiniz? Bu sömürü düzeni gençlere, kadınlara nasıl sirayet ediyor?

Emek sömürüsü kendini çeşitli alanlarda var edebiliyor. Özellikle gençlerde kaba emek sömürüsü dışında zihniyet ve beyine işleyen durumdan söz edebiliriz. Öyle ki bazen bize ait olmayan düşünceler ve hareketler içerisindeyiz. Aslında sistemin kendini bizde var ettiği parçalar olarak görebiliyoruz. Örnek olarak sistemin eğitim kurumlarına bakalım. Kendisinin istediği gibi şekillendiriyor ve kendi insanını yaratmayı eğitim üzerinden şekillendiriyor. Kapitalist Modernite bu emek sömürüsü üzerinden kendini döndürüyor ve bu normalmiş gibi sunuluyor. Kadınların sömürülmesi daha derin. İş yerinde, evde, sokakta bu derin sömürü halini görebiliyoruz.

Kadın emeği sömürüsünün daha derin olmasının, tarihsel olarak kadın emeğini ilk gasp eden kastik-katil yapılarla nasıl bir ilişkisi var?

Toplumu oluşturan kadındır. Kadın etrafında gelişen zenginliklerin, kastik-katilin avcı erkek kulübünün göz dikmesiyle bu değerlere saldırarak iktidarını kuruyor. Tüm değerleri tekeline alıyor. Kadın sömürüsünün daha derin olmasının sebebi çok daha öncesine, kadın kendi etrafında oluşturduğu komünal yaşama saldırıdan geliyor. Kastik-katil dediğimiz yapı devlet olarak güncelde kendini gösteriyor.

Aslında bu düzende biraz açığa çıkan yabancılaşma hali oluyor. Gençlerin kendine, doğasına, emeğine yabancı hale getirilmek istenmesini nasıl yorumlayabilirsiniz?

Birey kendine yabancılaştığı oranda topluma ve değerlerine yabancılaşıyor. Burada yalnızlaşma, liberalleşme gerçekleşiyor. Genç intiharların bu kadar artması bununla açıklanabilir. Kapitalist Modernite, kalabalığın içinde yalnızlaştırıyor. Eğitimden tutalım çalışmaya kadar sistem bu anlayışını uyguluyor. Bunun farkında olunarak yaptığımız, yapacağımız her şeyin, üslubumuzun ne kadarının bize ait ne kadarının sisteme ait olduğunu sorgulamalıyız. Asıl aşmamız gereken nokta burasıdır. Toplumsallaşamadığımız orada yalnızlaşıyoruz. Burada oluşan boşluktan sistem ideolojisini daha rahat enjekte edebiliyor. Bu boşluk ne kadar azalırsa oraya giremez. Bu noktada komünalleştiğimiz ve emeği kollektifleştirebildiğimiz oranda alternatifini de oluşturabildiğimizi görüyoruz.

Genci, kadını bir bütün toplumu sömüren sistem karşısında nasıl bir alternatif yaşam ve düzen geliştirilebilir?

Alternatif yaşamı bize gösteren ve bunun bir hayal değil gerçek olduğunu önümüze koyan Kürt özgürlük hareketidir. Önderliğin sosyalizm anlayışında komünal yaşam sanki çok uzaktaymış, hiç o gün gelmeyecek gibi değil, aslında çok yakında her an yaşamda zihniyette gelişebilecek bir şey olarak görüyoruz. Kendimizden başlayarak toplumda da bu anlayışı, bu güzel yaşamı var edebiliriz. Komünal kültürün değerlerine çok sıkı sarılarak bu alternatif yaşamı geliştirebiliriz.

Peki son olarak 1 Mayıs için gençliğe bir çağrınız var mı?

Ezilen, sömürülenlerin sesini duyuracağı alan 1 Mayıs alanları. Gençler, kadınlar olarak bizlerde 1 Mayıs’ta alanlarda olarak kendimizi var edeceğiz. En büyük özgürlük emekçisi önderliğimizdir. Bu yıl 1 Mayıs’ta da önderliğin özgürlüğünü haykıracağız. Türkiye ve Kürdistan’da alanlarda bunu yansıtacağız.

Özcan Berber:

Öğrenciler 1 Mayıs’ı nasıl karşılıyor, bu konuda neler söyleyebilirsiniz?

Bu sene 1 Mayıs’a giderken geçen senelerde başlayan krizlerin daha da derinleştiğini görüyoruz. Ortadoğu başta olmaz üzere dünyada savaş gündemi var. Bu savaşın yarattığı koşullarla beraber üniversitelerde veya ülkede değişen şeyler olduğunu görüyoruz. Bunların en önemlisi ekonomik krizlerin yoğunlaşmaya başlaması ve yoksulluğun derinleştiğidir. Gençlik özgünlüğünde baktığımızda geleceksiz bırakma hali var. Bir öğrenci ne okurken ne de mezun olduktan sonra önünü görebilecek bir halde değil. Bu yoksulluğun ortaya çıkardığı ayrıca devlet eliyle kollanan çeteler mevzusu var. Bu çeteler önünü göremeyen, yoksul halkın çocuklarına çeteciliği dayatarak kolay yoldan para kazandırıyor. Böylelikle çeteciliğe uyuşturucu satıcılığına itilmeye başlanıyor. Yoksulluğun geleceksizliğin pençesinde 1 Mayıs’a gidiyoruz. Bununla ilgili üniversiteli öğrenciler olarak “kuşatmayı parçala gelecek sokakta” sloganı altında buluşacağız.

Neden bu sloganı seçtiniz? Gençlik olarak nasıl bir kuşatma altındayız?

Bunun sebebini gerek devlet baskısıyla, gerek kampüslerde sermayenin kuşatmasıyla gerekse emperyalist savaş kuşatmasıyla görebiliyoruz. Küçük bir örnek ile hak arama alanı olan Taksim’in barikatlarla kuşatılması olarak görebiliyoruz. Bu bir çok kuşatmanın topyekun ortak bir sisteme hizmet ettiği birkaç patronun çıkarı uğruna devlet eliyle yaratılan sefalet düzenine karşı bu kuşatmayı parçalamak, geleceğimizi kazanabilmek adına bütün sıra arkadaşlarımızı mücadeleye çağırıyoruz.

Özellikle de gençlerin bu kadar kuşatma altına alınmak istenmesini nasıl açıklayabilirsiniz? Bunun asıl sebebi nedir sizce?

Aslında içinde bulunduğumuz kriz sermayenin yeniden yapılandırılmasıyla açıklanır. Kendine teknik elman yetiştirme haline getirmek istiyor üniversiteleri. Bu yüzden sosyoloji veya felsefe gibi bölümler ayrılan bütçe azalırken mühendislik bölümlerine aktarılan bütçe arttırılıyor. Savaş sanayisine dair de etkinliklerin artırılması söz konusu. Bir üniversiteliye sunulan bir gelecek yok. Ancak şu noktada var; sen bir mühendislik öğrencisiysen senin enerjini savaş sanayisine yönlendiriliyor. Bu işi yapmam diyorsan ucuz iş gücüne dahil ediyor.

Son olarak bu tabloya karşı özellikle aydın gençliğin ne yapması gerekiyor? Sorumluluğu nedir?

İktidar eliyle dizayn edilmiş alanlara karşı üniversitelerin özellikle kampüslerde dayanışarak kendi alanlarımıza sahip olmamız gerekiyor. Bunu yaparken baskı görüyoruz tabi ama bu baskılara karşı da birlikte mücadele edebilmek, üzerimizde olan ablukayı kırmak gerekiyor. Bunu rekabet içinde değil dayanışarak yapmak gerekiyor. Bu kapsamda tüm üniversiteli arkadaşlarımızı kuşatmaları kırmak, geleceğimizi kazanmak adına hak mücadelesinin ortak alanı olan Taksim’e çağırıyoruz.

 BERÛ – ENES SEZGİN / FERMANDAR KARDEŞ

Önceki Haber

Cinsel Saldırı Davasındaki Beraat Kararına Tepki

Berû Ajans Editor

Berû Ajans Editor

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trend
  • Yorumlar
  • Sonuncu
Dijital Çağda Mücadele ve Gençlik

Dijital Çağda Mücadele ve Gençlik

28 Nisan 2026
Bir Yabancılaşma ve Öze Dönüş Hikâyesi

Bir Yabancılaşma ve Öze Dönüş Hikâyesi

23 Nisan 2026
İlayda Zorlu ve Tutuklanan Gençler İçin Kadıköy’de Açıklama

İlayda Zorlu ve Tutuklanan Gençler İçin Kadıköy’de Açıklama

27 Nisan 2026
Amargî Kültür ve Sanat Derneği Açılışını Gerçekleştirdi

Amargî Kültür ve Sanat Derneği Açılışını Gerçekleştirdi

25 Nisan 2026
1 Mayıs’a Giderken Gençler Ne Düşünüyor?

1 Mayıs’a Giderken Gençler Ne Düşünüyor?

0
ODTÜ’lü Öğrenciler: Tecavüz Faili Korunuyor

ODTÜ’lü Öğrenciler: Tecavüz Faili Korunuyor

0
Cinsel Saldırı Davasındaki Beraat Kararına Tepki

Cinsel Saldırı Davasındaki Beraat Kararına Tepki

0
Dicle Üniversitesi’nde Kadın Katliamlarına Karşı Yürüyüş

Dicle Üniversitesi’nde Kadın Katliamlarına Karşı Yürüyüş

0
1 Mayıs’a Giderken Gençler Ne Düşünüyor?

1 Mayıs’a Giderken Gençler Ne Düşünüyor?

29 Nisan 2026
Cinsel Saldırı Davasındaki Beraat Kararına Tepki

Cinsel Saldırı Davasındaki Beraat Kararına Tepki

28 Nisan 2026
ODTÜ’lü Öğrenciler: Tecavüz Faili Korunuyor

ODTÜ’lü Öğrenciler: Tecavüz Faili Korunuyor

28 Nisan 2026
Dicle Üniversitesi’nde Kadın Katliamlarına Karşı Yürüyüş

Dicle Üniversitesi’nde Kadın Katliamlarına Karşı Yürüyüş

28 Nisan 2026
Twitter Youtube Telegram Facebook Instagram

KATEGORİLER

  • Analiz
  • Anket
  • Bilim
  • Dijital Medya
  • Ekoloji
  • Ekonomi
  • Genç Kadın
  • Genç Kalemler
  • Gençlik
  • Güncel
  • Kültür-Sanat
  • Özel Dosya
  • Röportaj
  • Spor
  • Tarih
  • Teknoloji
  • Üniversite

© 2024 BERÛ AJANS - TÜM HAKLARI SAKLIDIR!.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Gör
  • Analiz
  • Dijital Medya
  • Ekoloji
  • Ekonomi
  • Gençlik
    • Genç Kadın
    • Genç Kalemler
    • Üniversite
  • Güncel
  • Kültür-Sanat
  • Özel Dosya
  • Röportaj
  • Spor
  • Teknoloji

© 2024 BERÛ AJANS - TÜM HAKLARI SAKLIDIR!.