Türkiye’de sermaye güçleri tarafından uygulanan neoliberal politikaların yıkımından kuşaklar arasında en büyük payı genç kadın ve erkekler alıyor. Gençlerin payına mülksüzleşme, devasa bir borç ve bölüşümde en düşük pay düşerken işsizlikte en yüksek oran yine onlara kalıyor.
Kapitalizm kendi tarihi boyunca birçok kriz yaşadı her biri bir öncekinden daha sarsıcı seyretti ve şu an geçmişten bu yana neoliberalizmin en üst aşamasına ulaştı. Bu yaşanan kriz de geçmişte birikenler ile birlikte yeni ve sert bir yapısal krize yol açtı. Minsky’e göre burjuva iktisatçılarının dediklerinin aksine krizler ekonomide içseldir ve kapitalist piyasa mekanizmaları sürdürülebilir, sabit fiyatlı ve tam istihdam sağlayan bir dengeye ulaşamaz. Açık ki bu krizler kapitalizmin temelini oluşturan finansal özelliklerden kaynaklanmaktadır.
Küresel borcun artışı, ekolojik kırımın, yapay zeka ve otomasyonun yarattığı istihdamsız çalışma ihtimalleri bölüşümün asimetrik dengesizliğini gittikçe artırıyor. 1929 Kara Perşembe ve 2008 krizlerinin de getirdiği yükler ile daha derin bir kriz içinde. Bu krizin faturası kemer sıkma politikaları ile emekçilere, kadınlara, gençlere ve ezilen halklara ödetilmeye çalışılıyor.
Türkiye’de sermaye güçleri tarafından uygulanan neoliberal politikaların yıkımından kuşaklar arasında en büyük payı genç kadın ve erkekler alıyor. Gençlerin payına mülksüzleşme, devasa bir borç ve bölüşümde en düşük pay düşerken işsizlikte en yüksek oran yine onlara kalıyor. Sistematik olarak prekaryalaştırılan (güvencesiz, yarı zamanlı çoğu zaman proje/dönem bazlı çalışan hizmet sektörü ağırlıklı çalışanlar) gençler kayıt dışı çalışmaya mahkûm ediliyor. kapitalizmde emek piyasasının bir sonucu olarak yedek işçi ordusunun şah damarını oluşturuyor. Çünkü yedek işçi ordusu kümesinin en geniş parçasını gençler oluşturuyor. Toplumu bir modelden ve istatistiksel sayılardan ibaret gösteren sermaye iktisatçılarının, bizi nasıl bir istatistik ve matematik biliminin nesnesi yaparak yarattıkları krizi görünmez kılmaya çalıştıklarına bakalım.
TÜİK’in kullandığı matematiksel modeller ile bizi yansıtmayan “dar tanımlı işsizlik” kavramını önce inceleyelim ve ardından “geniş tanımlı işsizlik” oranlarına bakarak gerçekliğe odaklanalım ve bu yanılsamanın nasıl bir aldatmaca olduğuna bakalım.
Dar tanımlı işsizlik; yalnızca son 4 hafta içinde aktif olarak iş arama kanallarından birini kullanmış ve 2 hafta içinde işbaşı yapabilecek durumdaki 15 yaş ve üzeri kişileri kapsıyor. Oysa gerçekliği yansıtan geniş tanımlı işsizlik; sadece aktif iş arayanları değil, çalışmaya hazır olduğu hâlde umudunu kestiği veya çeşitli nedenlerle iş arayamayanları, mevsimlik işçileri ve eksik istihdam edilenleri de içine alır. Resmi istatistikler iş aramaktan vazgeçenleri hesaplamalardan çıkararak işsizliği kağıt üzerinde düşürürken, gerçek kriz toplumun damarlarında çok hızlı büyümeye devam ediyor.
Türkiye’de genç istihdam DİSK/Genel-İş’in Mayıs 2025 tarihli “Türkiye’de Genç Emeği Raporu’na göre, Türkiye’de her 10 gençten 6’sı istihdama katılamamakta. Geniş tanımlı genç işsizlik oranı %37,3 – Genel Geniş Tanımlı Kadın İşsizliği %39,3 (Erkeklerde %24,2) gibi sarsıcı bir seviyeye ulaşmışken, istihdama dahil olabilmiş genç işçilerin %91’i sendikasız çalışmakta. Genç kadın geniş tanımlı işsizlik oranı ise %39.
‘Türkiye NEETT’de birinci‘
Bu tablonun merkezinde, ne eğitimde ne istihdamda yer edinebilen ümitsiz gençliği tanımlayan “NEET” kavramı yer almaktadır. 15-29 yaş aralığını kapsayan bu küme, yaklaşık 5 milyon kişiyi kapsayarak %26.45 oranıyla Türkiye’yi OECD ülkeleri arasında bu alanda birinci sıraya yerleştirmektedir.
Genç kadınlar 3 kat daha fazla NETT riski altında
Genç kadınlar konusunda durum daha da vahim konumda çünkü kadınlar, genç erkeklere oranla 3 kat daha fazla NEET durumuna düşme tehlikesi yaşıyor. İstihdam edilme konusunda da cinsiyet eşitsizliği genç istihdam konusunda da aynı sorunları gösteriyor. Erkek istihdam oranı kadın istihdam oranın 2 katı kadar.
Mevsimlik işçi: Güvencesizlik, ölüm, sakatlanma
Mevsimlik çalışma koşularında ise gençler her dönem bir-iki aylığına başka illere giderek güvencesiz, kayıt dışı ve uzun mesailerde çalışmakta; paylarına bazen ölüm, bazen sakatlanma, bazen ise sadece umutsuzluk düşmekte.
Eksik istidamda İstediği kadar çalışamayan ya da yeteneklerinin çok altında bir işte çalışmak zorunda bırakılanları kapsıyor.
Lise mezunları daha hızlı istihdam ediliyor
Üniversitelerin niteliksizleşmesi ve anti-demokratik ilerleyişleri nedenleri ve TC’de ki sanayi sisteminin ucuz kol gücüne dayalı olması nedenleri ile meslek lisesi mezunlarının üniversite mezunlarına göre daha hızlı istihdama katılma şansı elde ediyor.
Evrensel bir kural olan 18 yaş altı çalışan her bireyin çocuk işçi sayılıyorken MESEM, yani Meslek Eğitim Merkezleri ile teori ve pratiğin birleştiği noktalar diyerek 2025 yılında en az 78 çocuk iş cinayetleri ile katledildi. Bunlar birer istatiksel sayı değil, her biri bir yaşam aslında.
MESEM çocuk işçileri stajyer olarak alarak uzun mesailer ile emekleri sömürülmekte, kapitalizm Türkiye’de bazı sektörler için hala ara üretim durağı iken şu anlık kapitalistlerin sürekli yakındığı ara eleman ihtiyacı kavramı için üniversiteler 3 yıla düşürülme peşinde. Ama bu düşürülme eğitim öğretim biçimini kısaltma değil, 3 yıl boyunca daha yoğun bir süreçten geçirterek üniversitelerin aslında birer bilim üretme merkezlerinden çıkarıp sadece ara eleman üreten bir konuma doğru itelenmektedir.
Kürdistan’da ekonomik boyutlar daha kötü seviyede
Türkiye’yi 26 bölgeye bölen TÜİK raporuna göre istihdamın en kötü olduğu 7 bölgede Kürdistan illeri. İstihdam oranları 50%lerin altına düşüp 37% oranlarını buluyor. Bu da aslında savaşın ekonomik boyutlarından biri olarak alıp Türkiye burjuvazisi tarafından nasıl fakirleştirildiğini görebiliyoruz çok net. Gençler mevsimsel işçi olarak sürekli evi terk etmek zorunda kalıyor ya da istihdam edilmek için kendi şehirlerini terk etmek zorunda kalıyor.
Kadınlar iki kat daha az istihdam ediliyor
15-24 yaş arasındaki erkeklerin istihdam oranı %51,7 geniş tanımlı işsizlik oranı ise %31,2 aynı yaş grubundaki kadınların istihdam oranı %26,4 geniş tanımlı işsizlik oranı ise %46,7. Yani neredeyse erkekler 2 katı istihdam ediliyor. Hükümetin aile yılı gibi muhafazakar projeleri ile kadınlar istihdam dışına itiliyor ve emeğin yeniden üretimine mahkum ediliyor. Kadın ise yine Kürdistan bölgesinde daha az katılım sağlıyor iş piyasasına.
‘Niteliksiz üniversitelerin diplomaları sermayeye yarıyor‘
TÜİK’in yayınladığı 2024 Yükseköğretim İstihdam Göstergeler bültenine göre her 4 lisans öğrencisinin 1’i, ön lisans öğrencilerinin her 10 öğrencinin 3’ü işsiz ve bu oran gittikçe artmakta. Kamu personeli alımlarının düşürülmesi ve kamu çalışan sayısının azaltılması ile de gittikçe mezun işsiz sayısı artacaktır.
Genç işçilerin %91’i sendikasız ve güvencesiz. Moto-kurye, depo, kasiyer gibi ucuz hizmet sektörü kollarında çalışılıyor. Üniversite diploması artık bir iş kazandırmıyor, niteliksiz üniversitelerde kötü eğitimlerde 4 yıllık eğitim sonucunda alınan diploma artık bir iş kazandırmıyor aksine sermayenin işçiler arası rekabeti kızıştırmak için kullandığı bir kâğıt parçasına dönüştü. Üniversitelerin 3 yıla düşürülme hedefi ise birer ucuz emek yığını çıkarma binalarına dönüşmüş bir çok üniversitenin daha da niteliksiz araştırmadan uzak bir kötü eğitim modeline geçeceğini gösteriyor.
Zana Ozan Deniz











