HABER MERKEZİ – SAMER’in Amed’in Rezan, Erxenî ve Farqîn ilçelerinde yaptığı saha araştırması, kentte madde kullanımının alarm verici boyutlara ulaştığını ortaya koydu. Rapora göre, kullanım yaşı 5–11’e kadar düştü.
Saha Araştırmalar Merkezi (SAMER), 15–29 yaş aralığında toplam 1.514 gençle yüz yüze görüşme yaptı. Çalışma, 37 mahallede yürütüldü. Rezan’da 12 mahallede 600, Farqîn’de 11 mahallede 414, Erxêni’de 14 mahallede 500 gençle görüşmeler gerçekleştirildi. Raporda, gençlerin madde kullanımına yönelme nedenleri, risk faktörleri ve sosyal çevrenin etkisi değerlendirildi.

Kullanım Yaşı 5–11’e Kadar Düşmüş Durumda
Araştırmanın en alarm verici bulgusu, uyuşturucuya ilk kez başlama yaşının en erken 5 yaşına kadar indiği oldu. Rapora göre:
Rezan (Bağlar) ilçesinde görüşülen gençlerin yüzde 16,2’si madde denediğini belirtirken, çocukluk döneminde (5–11 yaş) maddeyle tanışanların oranı da raporda yer aldı.
Erxenî (Ergani) ilçesinde görüşülenlerin yüzde 9,4’ü ilk deneyimini 5–11 yaş aralığında yaşadığını söyledi.
Farqîn (Silvan) ilçesinde ise madde kullananların yüzde 52’si 18 yaş altında olup, ilk kullanım yaşının 10’a kadar düştüğü kaydedildi.
Gündelik Yaşamda Madde Kullanımı Normalleşmiş
Raporda, uyuşturucu kullanımının yalnızca izole bir olay olmadığına dikkat çekildi. Saha gözlemlerine göre, metruk yapılar, yeterince aydınlatılmayan parklar, sokak araları ve boş alanlar, gençlerin madde kullanımını sürdürdüğü yerler olarak öne çıkıyor. Bu durum, kullanımı “gündelik yaşamın bir parçası” olarak görünür hâle getiriyor.

Başlama Nedenleri
Gençler arasında bağımlılığın erken yaşta başladığı ve sosyal çevre üzerinden yayıldığı belirtilen raporda: “Eğitimden kopuş, ekonomik güvencesizlik, aile bütünlüğündeki zayıflama ve kamusal destek mekanizmalarının yetersizliği bağımlılığı besleyen temel yapısal faktörlerdir” denildi.
Eğitim Gelecek Vaadi Sunmuyor
Eğitim sisteminin, gençler için bir gelecek vaadi sunmadığının belirtildiği raporda “ Eğitimden erken kopuşun yaygınlaştığını, okulun gençler için bir gelecek vaadi sunmadığını ve çoğu zaman yalnızca formal bir zorunluluk olarak algılandığını göstermektedir. Eğitimden kopan gençler ise çoğunlukla güvencesiz, geçici ve düşük ücretli işlere yönelmekte ya da tamamen işsiz kalarak sokakta geçirilen uzun ve amaçsız zamanlara mahkûm olmaktadır. Bu boşluk hâli, bağımlılığı, çeteleşmeyi ve suça sürüklenmeyi besleyen temel dinamiklerden biri olarak öne çıkmaktadır’’ denildi.
Barışçıl Çözüm ve Sosyal Politikalar Bağımlılık Krizini Azaltabilir
Gençlerin büyük çoğunluğunun hiç profesyonel destek almadığını, maddeyi bırakma isteğinin düşük olduğunu, ailelerin ise çoğunlukla durumdan habersiz olduğunun belirtildiği raporda: “Bağımlılık, bireysel bir karar değil; kolektif bir sosyal pratik olarak yayılmaktadır. Akran grubu, kamusal destek mekanizmalarının yokluğunda gençler için başlıca referans noktası hâline gelmiştir’’ deniliyor.
Raporun sonuç ve öneriler bölümünde, bağımlılığın yalnızca bireysel değil, yapısal ihmal ve eşitsiz yönetişimin bir sonucu olduğu vurgulanıyor ve “Bağımlılıkla mücadele, yalnızca maddeyi ortadan kaldırmaya değil; gençliğin eğitim, istihdam, kamusal alan ve psiko-sosyal destek olanaklarını yeniden inşa etmeye odaklanmalıdır. Aksi hâlde uyuşturucu kullanımı, gençlerin ihtiyaç duyduğu kamusal alanların sistematik biçimde ihmal edildiği koşullarda normalleşmeye devam edecektir” deniliyor.
Raporda ayrıca, Kürt sorununun barışçıl ve kapsayıcı çözüme ulaşmasının, bağımlılık krizinin boyutunu azaltacağı ve gençlerin güvenli bir yaşam sürmesini sağlayacağı belirtiliyor.







