İSTANBUL- Genç kadınlar için eğitim hakkının güvenli barınacak bir yerin bulunmasıyla başladığını ifade eden Boğaziçi Üniversitesi Öğrencisi Arin Yıldırım, barınma sorununun kadın öğrencilerin özgürlük alanlarını ciddi anlamda sınırladığını belirtti.
Yeni eğitim-öğretim yılı başlarken kadın öğrencilerin yaşadığı barınma sorunu tekrardan gün yüzüne çıktı. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası’nın (Eğitim Sen) 2025-2026 verilerine göre örgün yükseköğretimde yaklaşık 4 milyon 6 bin öğrenci bulunuyor. Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) yurtlarının kapasitesi ise yaklaşık 1 milyon. Buna göre öğrencilerin yaklaşık yüzde 25’i KYK yurtlarında yer bulabilirken, geriye kalan yüzde 75’lik gibi büyük bir kesim ise barınamıyor. Böylece her 5 öğrenciden yalnızca biri yurtlarda kalabiliyor. Genç kadın öğrenciler için ayrılan KYK yurt kapasitesi, her ne kadar erkek öğrencilere göre daha fazla olsa da ciddi yetersizlikler barındırıyor. Eril zihniyetin bir ürünü olarak özellikle genç kadınların bulunduğu yurtlarda giriş-çıkış saatleri ve kılık-kıyafet denetimi gibi uygulamalar, kadınların yaşamlarının kıskaca alınması anlamına geliyor.
‘GENÇ KADIN ÖĞRENCİLERİN BARINMA SORUNU’
Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğrencisi Arin Yıldırım, kadın öğrencilerin yaşadığı zorlukları anlattı. Üniversitelerin özellikle genç kadınlar açısından bir özgürleşme alanı olduğunu belirten Yıldırım, ancak barınma sorununun bu durumu sınırlandırdığını söyledi.
Üniversiteyi kazanmanın genç kadınlar için yeni bir hayatın başlangıcı olarak nitelendirilebileceğini ifade eden Arin Yıldırım, “Aslında bunun temelinde barınmanın, sosyal bir hak olmaktan ziyade artık piyasadan satın alınması gereken bir hizmete dönüşmüş olması yatıyor. Maddi durumu iyi olan öğrenciler özel yurtlarda barınabilirken hatta kendi başlarına ayrı eve çıkabiliyorken, dar gelirli ailelerin çocukları ise maalesef yurt arayışlarında oluyor; sokakta kalabiliyorlar, eğitimlerine ara vermek zorunda kalıyorlar, çeşitli sıkıntılar yaşayabiliyorlar. Bu sorunu kalacak bir yer, yatacak bir yatak olarak ele almamamız gerekiyor; çünkü kadınların barınma sorunu, hem toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden hem de sınıfsal farklılıkların kesişmesinden doğan bir sonuç” ifadelerini kullandı.
EĞİTİM HAKKI BARINACAK YER BULUNCA BAŞLIYOR!
Yurda yerleşemeyen kadın öğrencilerin zorunlu olarak alternatif seçeneklere yöneldiğini ifade eden Arin Yıldırım, bundan dolayı genç kadınların eğitimine ara vererek veya sonlandırarak çalışma hayatına sürüklendiğini paylaştı.
Genç kadınlar için eğitim hakkının yalnızca üniversiteyi kazanmak olmadığını, aynı zamanda barınabilecek bir yer bulmasıyla başladığını vurgulayan Yıldırım, “Üniversiteye gelen genç kadın; sosyal açıdan güvenlikli, barınma yeri bulamadığında eğitim hakkı sadece yazıda var olmuş ve pratiğe dökülmemiş oluyor. Barınma hakkı, üniversiteye gelmiş bir öğrencinin temel ihtiyacıdır. Bu temel ihtiyacın devlet tarafından sağlanması gerekiyor ancak temel ihtiyaçlar piyasada satın alınması gereken bir hizmete dönüştürülmüş. Nitelikli kamu yurtlarına; özel hayata saygı duyulan, sağlıklı, temiz ve hijyenik koşullarda yaşayabileceğimiz yerlere, erişilebilir sosyal alanlara ihtiyacımız var. Kadınların güvenli barınabilecekleri yurtlar temin edilmesi gerekiyor” dedi.
‘GÜVENLİĞİ DEĞİL KADIN ÖĞRENCİLER SORGULANIYOR’
Barınabilen genç kadınların ise KYK yurtlarında ciddi sorunlar yaşadığını ifade eden Arin Yıldırım; KYK yurtlarında barınma, güvenlik ve ihtiyaçların öne çıkması gerektiği yerde kadınların giriş-çıkış saatlerine veya gidilen yerlere dikkat edildiğini söyledi. Yıldırım, “Bu durum aslında toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin en büyük örneklerinden bir tanesidir. Üniversite, kadının özgürleşmesi için çok büyük bir avantaj ve büyük bir alan ama barınma krizi bu özgürlüğün ciddi bir şekilde önüne geçiyor” diye belirtti.
YURTTA, DIŞARIDA, EVDE: ZİHNİYET AYNI
Öğrenciler için özel yurtlar ve ev kiralarının fahiş fiyatlarda olduğuna dikkati çeken Arin Yıldırım, “Kadın öğrenciler için toplumun yarattığı baskıdan ve cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklı ekstra problemler var. Ev sahipleriyle hoş olmayan diyaloglar yaşamak ve sorunlarla karşılaşmak zorunda kalabiliyor kadın öğrenciler. Komşular ve ev sahipleri, genç kadınların hayatlarında söz sahibi olabileceklerini sanıyorlar; kadınların üzerinde bir haklarının olduğunu iddia ediyorlar. Böyle sorunlar var. Bu sorunların bir an önce önüne geçilmesi gerekiyor; çünkü üniversite kadının özgürleşebilmesi için bir alan yaratırken, barınma sorunu bunu ciddi anlamda kısıtlıyor. Kadının gece dışarıda olması bir sorun olarak görülmemeli. Tam tersi; kadının başına bir şey geldiğinde kamusal olarak ‘Burada bir eksiklik var’ denilerek bu soruna odaklanılması gerekiyor. ‘Bu saatte orada ne işi varmış?’ gibi ifadelerle sorunun bireyselleştirilmemesi gerekiyor aslında. O yüzden güvenlikli yurtlar bizim önceliğimiz olmalı, en büyük ihtiyacımız da bu” şeklinde konuştu.








