İSTANBUL- Sürecin geldiği aşamayı değerlendiren gençler, devletin somut adımlar atmamasının süreci tıkattığını belirtti. Çözüm sürecinin ilerleyebilmesi için demokratikleşme yönünde adımlar atılması gerektiğini belirten gençler, örgütlü mücadeleyi büyütme vurgusu yaptı.
27 Şubat 2025’te başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci 2’inci yılına doğru ilerliyor. Süreç kapsamında Abdullah Öcalan ve Kürt özgürlük hareketi tarafından sürecin başarıya ulaşması için birçok adım atılırken, devlet tarafından şimdiye kadar somut bir adım atılmadı.
PKK’nin 1 Mart 2025’te ilan ettiği ateşkes kararı, yine 11 Temmuz’da yaptığı sembolik silah yakma eylemi ve 27 Ekim’de silahlı güçlerini geri çekme kararları gündemde yerini koruyor. Bunlar karşısında Türkiye’nin yasal adım atmaması ve “bekle-gör” politikasıyla yaklaşması, sürecin başarıya ulaşmasında ciddi kuşkular yaratıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) bünyesinde oluşan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun 18 Şubat’ta meclise sunduğu raporun dahi uygulanmayışı, bu kuşkuları derinleştiriyor. Bu süreçte Özgürlük hareketi üyeleri ve DEM Parti’den sürecin donduğu, tıkandığı ve ağır ilerlediği değerlendirmeleri yapıldı.
Gençlerle sürecin geldiği aşamayı, gençlere nasıl sirayet ettiğini, iktidarın yaklaşımlarını ve nelerin yapılması gerektiğini konuştuk.
‘Devlet samimiyetini ispatlamış değil’
Rabia Ceylan, gelinen aşamada iktidarın adım atmamasından dolayı sürecin tıkandığını söyledi. Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün henüz sağlanmadığına vurgu yapan Ceylan, bu aşamada sürecin iyi gittiğinin söylenemeyeceğini ifade etti. İktidarın baskı politikalarını sürdürmeye devam ettirdiğini belirten Ceylan, “Bir yandan gençliğe, örgütlü yapılara saldırılar yapılıyor. Üniversitelerde öğrencilerin örgütlenmesinin önüne de birçok engel çıkartma gibi bir durum var. Geleceksiz bırakılmayla boğuşan gençlik var. Abdullah Öcalan’ın posterine dahi saldırıldığını görüyoruz. Bu durumda devlet samimiyetini ispatlamış değil. Türkiye’nin demokratikleşmeye niyeti yok, mecbur bırakmalıyız” dedi.
Türkiye savaşa mı hazırlanıyor?
Barış ve Demokratik Toplum Sürecini dünyadaki ve Ortadoğu’daki konjonktürden bağımsız değerlendirilemeyeceğini kaydeden Ceylan, “Dünyada emperyalist paylaşım savaşı hazırlıkları var. Burada devrimci, özgürlükçü, sol sosyalist güçlere yönelik tasfiye planları var. Ukrayna-Rusya, ABD-İran, İsrail-Filistin gibi birçok savaşta görebiliyoruz. Aslında süreci ‘kendine göre’ ilerletmemek bu savaşa hazırlanmak anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.
Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü Türkiye için demokrasi testidir!
Savaş planlarının ancak örgütlenerek boşa çıkartılabileceğinin altını çizen Ceylan, gençliğe yönelik saldırıların anlamının da toplumun örgütlülüğüne yönelik olduğunu söyledi. Geleceği şekillendirmenin öz güce dayanarak yapılabileceğini belirten Ceylan, sürecin ilerleyebilmesi için Abdullah Öcalan’ın bir an önce fiziki özgürlüğünün sağlanması gerektiğini vurguladı. Ceylan, “Somut adımların belki de en önemlisi budur. Öcalan’ın fiziki özgürlüğü aslında Türkiye için demokratikleşmenin testidir. Buna dair adım atılmadığı sürece süreç nasıl ilerlesin?” diye konuştu.
Gençler komünleşmeli
Hamit Akay, sürecin gençler için önemli bir fırsat olduğunu söyleyerek, birçok alanda gençlerin hareket içinde olduğunu söyledi. Gelinen aşamada yasal adımların atılmaması ve Abdullah Öcalan’ın statüsünün sağlanmamasıyla sürecin tıkandığını ifade eden Akay, bu tıkanıklığın aşılması için örgütlenmenin önemine dikkat çekti. Abdullah Öcalan’ın statüsü sağlanmadan sürecin ilerleyemeyeceğini vurgulayan Akay, sürecin başarıya ulaşması için gençlere de çağrı yaptı. Akay, “Gençler inşa sürecine dahil olmalı. Kolektif yaşamı inşa etmeli. Gençler bulunduğu her yerde sokaklarda, üniversitelerde, kulüplerde komünleşmeli” ifadelerini kullandı.
BERU/ Enes Sezgin








