İSTANBUL- KYK kadın yurtlarında artan taciz olaylarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan üniversite öğrencisi Melike Zehra Camcı, ‘Bizim giriş-çıkış saatlerimize kadar denetleyen KYK, kimliği belirsiz tacizciyi nasıl bu kadar rahat yurda sokuyor’ diye sordu.
Son dönemde Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) kadın yurtlarında sıkça yaşanan taciz olayları bir kez daha KYK yurtlarının “güvenliğini” tartışılır hale getirdi. 15 gün içerisinde İzmir ve İstanbul’da bulunan kadın KYK yurtlarında 3 taciz olayı yaşandı. İzmir Bakırçay’da bir erkeğin yangın merdivenlerinden yurda girerek öğrencileri taciz etmesi, İstanbul Cevizlibağ KYK yurdunda bir erkeğin elini kolunu sallayarak girmesi ve en son geçtiğimiz günlerde İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Ayazağa Kampüsü’ndeki Ali İhsan Aldoğan Kız Öğrenci Yurdu’nda taciz olayı gündeme geldi.
KYK yönetimlerinin bu taciz olayları karşısında yurtların güvenliğini artıracağı yerde, olayların üzerini kapatmak için uğraşıldığı görüldü. Bir yandan yurtlarda kadın öğrencilerin giriş-çıkış saatleri, sosyal yaşamları ve kıyafetleri “güvenlik” adı altında denetlenirken, diğer yandan temel güvenlik sorumluluğu dahi yerine getirilemedi.
Bilinçli yapılan bir durum
Konuyla ilişkin üniversite öğrencisi Melike Zehra Camcı değerlendirmelerde bulundu.
KYK yurtlarında güvenliğin, öğrencilerin temel erişmesi gereken bir durum olduğunu söyleyen Camcı, güvenlik ile birlikte beslenme ve barınmanın da tam anlamıyla karşılanmadığını belirtti. Son zamanlarda artan taciz olaylarıyla birlikte sorunun yakıcılığının altını çizen Camcı, “Özellikle KYK yurtlarında kadınların karşı karşıya kaldıkları tehlikeler ve bu tehlikeler için yetersiz önlemler büyük önem teşkil ediyor. Aslında denetlenebilirken denetlenmemesi bilinçli yapılan bir durum olduğunu gösteriyor” dedi.
Tacizciler serbest öğrenciler ‘şüpheli’!
Yurdun güvenliğini sağlamak yerine öğrencilerin “güvenlik” adı altında denetime alındığına dikkati çeken Camcı, “Mesela bizim giriş-çıkış saatlerimize kadar denetleyen KYK, kimliği belirsiz tacizciyi nasıl bu kadar rahat yurda sokuyor. Tacizci neden denetlenmeden içeri giriyor. Bir yandan bu denetlenmiyor, diğer yandan bizler giriş-çıkışlara, kılık-kıyafetimize varana kadar denetlenebiliyoruz. Mesela yurda geç gidildiğinde ailelere, öğrencileri fişleyen uygulamalar getirebiliyorlar. Bu olaylar münferit değildir. Büyük bir güvenlik sorunu var ve bunun önüne geçilmiyor” ifadelerini kullandı. Var olan güvenlik sorununa karşı öğrencilerin kendi güvenliğini sağlamaya çalıştığını sözlerine ekleyen Camcı, buna karşı yurt yönetimlerinin öğrencilere, yurttan atma, baskı ve tehdidin uyguladığını söyledi.
‘Öz savunmamızı örgütlenerek kuracağız’
Kadınların yaşadığı sorunların sadece yurtlarla sınırlı kalmadığını belirten Camcı, “Ama hiç bir zaman faile caydırıcı cezalar verilmediğini görüyoruz. Sistem, kadının bu kadar söz sahibi olması ve kendini var etmesini istemiyor” dedi.
Camcı, tüm bunlara karşı yılmamanın ve ses çıkarmanın önemine vurgu yaparak, sözlerine şöyle devam etti: “Örgütlenmek büyük önem taşıyor. Bir olay yaşandığı zaman sönümlenip gitmesine izin vermememiz gerekiyor. Çünkü o kişinin başına gelen durum sadece onu ilgilendirmiyor. Hepimizi ilgilendiriyor. Bu durum hepimize yaşatılıyor. Sonuç olarak bir politikanın ürünü. Buna karşı sonuna kadar dayanışma içinde olunmalı. Kadınlar örgütlenerek öz savunmasını kurmalı. Ancak feminist örgütlenme ile bunların önüne geçilebilir. Tarih boyunca haklar, tırnaklarla kazınarak alınmıştır. Bu birliktelikten doğan güç ile kazanmamız gerekiyor.”
BERÛ- Enes Sezgin / Fermandar Kardeş








