İSTANBUL- Sistemin spor anlayışına karşı ahlaki ve politik toplum sporculuğunu savunduklarını söyleyen Mezopotamya Taraftarlar Derneği üyesi Muhammet Aslan, taraftar gruplarının holiganlık alanı olmadığını, aksine kolektif bir yaşamı inşa eden komünler olması gerektiğini ifade etti.
Kapitalist Modernitenin toplumun kültürel değerlerinin içini boşaltarak kendi argümanlarını yerleştirmesi ve topluma sunmasını ‘kendi insanını’ yaratma çabası olarak yorumlayabiliriz. Spor, sanat, edebiyat ve bir çok toplumsal değerlerin özünden kopartıldığı bir gerçek. Günümüz spor anlayışı kolektiftik yerine bireyciliği, dürüstlük yerine yalanı, adalet yerine adaletsizliği, hatta faşizme ve sermayeye hizmet edecek kadar sporun özünden kopartıldığını görebilmek mümkün.
Nitekim bir spor alanı olarak futbolu seyretmenin ve taraftar olmanın hızla yükseltildiği tarihlerde (19. yüzyıl) milliyetçiliğin de geniş kitlelere yayıldığı görülür. Milli maçların bir savaş havası içinde yaşatılmasıyla militarizm, faşizm, milliyetçilik gibi sistem argümanları bu yolla benliğe dahil edilmeye çalışılır.
Peki spor her zaman böyle miydi? Değilse nasıldı ve günümüzde spor anlayışı nasıl olmalı Tüm bunları Mezopotamya Taraftarlar Derneği üyesi Muhammet Aslan ile konuştuk.
Ahlaki ve politik toplum sporculuğu
Derneklerini 2022 de kurduklarını söyleyen Aslan, kuruluş amacının ise ahlaki politik toplumun sporculuğunu yapmak olduğunu vurguladı. Derneğin kollektif akılla kurulduğunu ve bugün bünyelerinde 12 taraftar grubunun yer aldığını kaydeden Aslan, “Ahlaki politik toplumun inşası bu sokakta oluşacak diyerek çalışmalara başladık. Bulunduğumuz sokakta uyuşturucu maddeler, fuhuş yapan yerler vardı. Sonrasında mahalleli ile bütünleşerek derneğimizin kuruluşunu yaptık ve bulunduğumuz sokakta ahlaki ve politik topluma uymayan şeyleri defettik. Bu anlamda derneğimiz ahlaki ve politik bir genç yetiştirmenin yeridir aslında. Buna somut olarak dernek ile tanışmadan önce madde bağımlısı olan bir genç arkadaşımız, tanıştıktan sonra bilinçlenip bağımlılıktan uzaklaştı. Ve bu sefer bağımlı olan diğer gençlere gidip temas etti” ifadelerini kullandı.
Sonrasında gelişen süreçlerde derneklerinin sistemin himayesi altına sokulmaya çalışıldığına dikkati çeken Aslan, bir çok olanakların sunulduğunu vurguladı. Aslan, “Ama karşılığında bizden istedikleri de Kapitalist Modernite’ye bağlı, yozlaşmış bir gençti. Buradan hareket ederek sistemin istediği gibi bir dernek olmayacağımız bizde netti o yüzden biz de her zaman tam tersini yaptık. Mesela bu coğrafyada bir birine düşmanlaştırılan taraftar gruplarını şuan kardeşlik duygusu içerisinde buluşturduk. Örnek olarak geçen sene Wanspor ile Batmanspor’un karşılaşmasında taraftarlar ‘Batman Wan herdu yek e, ‘Herdu welat yek e’ sloganlarıyla bir birlerini alkışladılar. Mesela Amedspor taraftar gruplarının davullarının kırılmasından kaynaklı Batman Petrol Spor taraftar grubu kendi davullarını Amedspor taraftarlarına verdi. İşte sporun kolektif, birleştirici, komün hali bu şekliyle karışımıza çıkıyor. Derneğimiz tam bu noktada gençlerin komüne dahiliyetini, sorunlarımıza kolektif temelde cevap bulma arayışında” şeklinde konuştu.
Kapitalizmin şekillendirdiği spor anlayışı
Sporun halkları bir arada tutan yaşam alanı olduğunu söyleyen Aslan, ayrıca sporun toplumsal sorunların kolektif bir temelde çözülecek alan olduğunu da ifade etti. Kapitalist Modernitenin spor anlayışında bunların olmadığını belirten Aslan, “Kapitalist düzende spor parasal, militarist, cinsiyetçi ve faşizm ile şekillendiriliyor. Bu anlamda spor kapitalizmin en büyük kar elde ettiği alan oluyor” dedi.
Aslan, Kapitalist Modernite de sporun nasıl şekillendirildiğini ise şu örnek üzerinden anlattı: Bu durumu Amedspor ve Bursaspor üzerinden ele alabiliriz. Amedspor kolektif akılla yönetilen, kadın, erkek, genç, çocuk, yaşlı demeden hepsinin stadyuma gidip toplumsal sorunları hep bir ağızdan dile getirme gibi bir durumu var. Peki Bursaspor’a bakıldığında kadına hakaret eden, cinsiyetçi söylemlerde bulunan ve ahlaki olmayan bir yapı ile karşılaşılır. Bir yanda kolektif toplumsal bir düzen, diğer taraf eril, devletçi, kapitalist bir düzen. Bu iki alana bakıldığında yaşamı nasıl düzene sokulduğu görülmektedir.”
Spor komünleri doğru öncülük ile mümkün
Gerçek spor anlayışının günümüzdeki gibi olmadığını vurgulayan Aslan, “Spor toplumsal sorunları tribünlerde haykırmaktı. Spor ahlaki ve politik toplumun sporuydu. Sistemin spor anlayışına karşı ahlaki ve politik toplum sporculuğunu savunan taraftar grupları da var. Bu sorunların kendisi de tabi ki kolektif akılla çözüm bulur. Gerçek spor yaşama veya stadyumlara nasıl akacak? Burada nasıl bir gençlik profili şekillenecek? Bu da coğrafyamızda bulunan taraftar gruplarının doğru temelde yapacağı öncülük ile mümkün” ifadelerini kullandı.
Taraftar grupları holiganlık yeri değildir!
Taraftar gruplarının holiganlık alanı olmadığının altını çizen Aslan, “Taraftar grubu kolektif bir yaşamda buluşan, toplumla iç içe olan, komünlerini inşa eden bir grup olmalıdır. Gençler gelecek olduğu kadar bugünün inşasını gerçekleştirecek öznelerdir. Bu istenilen yaşamı da gençler kuracak. Bizlere dayatılan uyuşturucu, fuhuş, çeteciliğe karşı yaşamlarımızı kömürleştirerek örelim. Bizlerde bu güç var. Özne biz olduğumuz için bu yaşamı da kuracağız. Yeter ki kendimize inanalım” dedi.
BERÛ- Fermandar Kardeş / Enes Sezgin










