HABER MERKEZİ- Cezaevlerinde siyasi tutsaklara uygulanan baskıları protesto eden öğrenciler, kamera denetimleri, ayakta sayım ve itirafçılık dayatmalarının sistematik bir yıldırma politikası olduğunu vurguladı.
Cezaevlerindeki baskı politikalarına karşı bir araya gelen Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri, yaptıkları açıklamada hapishanelerde siyasi tutsaklara yönelik uygulanan kamera denetimleri, ayakta sayım, itirafçılık ve iftiracılık dayatmalarına tepki göstererek bu uygulamaların “baskı ve yıldırma politikaları” olduğunu belirtti.
Yapılan açıklamada, “Hapishanelerde sosyalist tutsakları yıldırma politikaları olarak kullanılan kamera denetimleri, ayakta sayım, itirafçılık, iftiracılık dayatmaları, devletin ajanlaştırma ve faşizmin baskı pratiklerini reddediyoruz. Tutsakların bu baskı pratiklerine karşı gösterdikleri onurlu duruş ve direnişi durdurmak, mücadeleden caydırmak için uygulanan fiziki saldırı, sürgün, görüş ve mektup yasaklarına cevabımız net. Baskı ve işkenceleriniz bizi yıldıramaz.” denildi.
Öğrenciler, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde gerçekleştiğini belirttikleri ve 3 Şubat’ta yapılan operasyon kapsamında tutuklanan kadınlara yönelik müdahaleleri de hatırlattı. Açıklamada, söz konusu süreçte yaşanan “robocop saldırısı”na dikkat çekilerek, bu tür uygulamaların istisna olmadığı ve sistematik biçimde sürdüğü ifade edildi.
Kadın özgürlük mücadelesine de değinilen açıklamada, 25 Kasım etkinlikleri ve Rojin Kabaiş için yürütülen adalet taleplerinin kriminalize edilmeye çalışıldığı vurgulandı.
Açıklamada son olarak, “Kadın özgürlük mücadelemizi yürüten kadınların dosyalarına 25 Kasım çalışmaları, Rojin için yürüttükleri adalet mücadelesine yer verilmeleri de mücadelenin nasıl kriminalize edilmeye çalışıldığını gösteriyor. Faşist devletin devrimcileri hayatın her alanında yok etme çabalarını gözler önüne seren bu saldırılara karşı geri adım atmıyoruz. Kadın özgürlük mücadelemizi büyütmeye, eşitlik, özgürlük için sokakta olmaya devam edeceğiz.” denildi.









