İSTANBUL- Atanamadığı için süpermarkette çalışmak zorunda kalan üniversite mezunu Abdulkadir Arslan, genç işsizliğin ve atama sorununun giderek büyüdüğünü belirterek, binlerce mezunun kendi alanı dışında işlerde çalışmak zorunda kaldığını söyledi.
Türkiye, üniversite mezunları arasında en yüksek işsizlik oranına sahip OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) ülkelerinden biri konumunda. 25-34 yaş arası işsizlerin yaklaşık yarısı (%49) üniversite mezunu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), verilerine göre 2026 yılı Şubat ayında Türkiye’de genel işsizlik oranı yüzde 8,5’e yükseldi. Ancak genç nüfusta işsizlik oranı daha da yükselerek yüzde 15,8’e ulaştı. Genç erkeklerde bu oran yüzde 12,8 iken, genç kadınlarda yüzde 21,8 gibi oldukça yüksek bir düzeye ulaştı.
DİSK/Genel-İş’in hazırladığı Türkiye’de Genç İstihdamı Raporu’na göre ise Türkiye’de 15-24 yaş aralığındaki gençlerin yüzde 60,5’i işsiz. Eğitim durumuna göre genç işsizlik oranlarını karşılaştırıldığında, üniversite mezunu her 4 gençten birinin işsiz olduğu görülüyor. TÜİK verilerine göre, 15-24 yaş arası üniversite mezunlarının yüzde 24,9’u işsiz. İşsizlik oranı, eğitim seviyesi düştükçe azalması dikkat çekiyor. Bu durum Türkiye’de yaşayan 25 yaş altındaki her 5 gençten 1’inin yoksullukla karşı karşıya kalması anlamına geliyor.
Türkiye’de son yıllarda genç intihar sayılarında artış olduğu görülüyor. TÜİK’in verilerine göre 2024’te 1666 genç intihar etti. Bu sayı son 25 yılın en yüksek seviyesine çıktı. Genç intihar konusunda sistemin bir çok yönüyle etkisinin bulunmasının önemli konularından birisi ise ekonomik ve gelecek kaygısı oluyor. Sistemin yarattığı ekonomik ve gelecek kaygısı gençleri psikolojik anlamda derinden etkiliyor.
Bu gençlerden birisi de Abdulkadir Arslan. Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi antrenörlük bölümü ve beden eğitmeni bölümünden 6 ay önce mezunu olan Arslan atanamıyor. Atanamadığı için süper marketlerde çalışmak zorunda kalan Arslan, ajansımıza konuşarak tepkisini dile getirdi.
40 bin mezundan sadece 300 kişi
Binlerce genç gibi kendisinin de 16 sene okumanın sonunda atanamadığını söyleyen Arslan, gençlerin kendi mezun olduğu işi yapmak yerine inşaat, süper market gibi yerlerde çalıştığını belirtti. Arslan, “Şuan ücretli öğretmenlik yapsam asgari ücret dahi vermiyorlar. 15 bin öğretmen ataması vermişler. Okuduğum bölüme düşen 200-300 kişidir. Ama bizim bölüm mezunları 30 bin 40 bin kişidir. Bu durum sadece benim bölümüm için böyle. Bunun dışında da bir sürü bölüm var. Atanamayan binlerce genç arkadaşımız var” dedi.
Bilinçli Bir politika yürütülüyor
Binlerce gencin aynı durumda olmasının bir sistem politikası olduğunu söylen Arslan, “Bu politikalar sonucunda bir genç yaşam, gelecek kaygısına sürükleniyor. Yıllarca emek verilmesi ve sonucunda da karşılığının görülmemesi gençte psikolojik bir bunalım yaratıyor. Böylelikle bilinçli politika kapsamında genç uyuşturucuya veya intihara sürükleniyor. Hepsi yaratılan gelecek kaygısından kaynaklanıyor” diye belirtti.
Arslan, yaratılan işsizlikle beraber sistemin gençleri asker, polis, bekçi, uzman çavuş gibi alanlara zorunlu kıldığına dikkati çekerek, “Yaratılan gelecek kaygısı açılan bu alanlardan birisine dahil olarak giderilmek isteniyor. Ama gençlerin büyük çoğunluğu mecbur olduğunu düşündüğü için gidip bu meslekleri yapıyor. Gençlerin önüne gelecek kaygısı, ekonomik sorun, geçim sorunu gibi sorunlar konarak aydınlanması engelleniyor bir anlamda. Okuyan, aydınlanan genç, bu politikaya düşmez. Ama bir çok genç bu tuzağa düşerek yoz yaşama sürükleniyor” ifadelerini kullandı.
Çaresiz değiliz!
Düzenin politikalarına karşı gençlerin aydınlanması gerektiğine dikkati çeken Arslan, her ne olursa olsun gençlerin çaresiz kalmamasına vurgu yaptı. Arslan, buna karşı dayanışmanın önemine vurgu yaparak, “Bu konuda gençler aydınlanmalı. Çıkıp böylesi röportajlar verebilmeli. Bilinçlenmeye dair çağrılarda bulunmalı” dedi.
BERÛ- Fermandar Kardeş / Enes Sezgin








