Enter your email Address

  • Anasayfa
Pazar, Şubat 22, 2026
Berû Ajans
  • Analiz
  • Dijital Medya
  • Ekoloji
  • Ekonomi
  • Gençlik
    • Genç Kadın
    • Genç Kalemler
    • Üniversite
  • Güncel
  • Kültür-Sanat
  • Özel Dosya
  • Röportaj
  • Spor
  • Teknoloji
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Gör
  • Analiz
  • Dijital Medya
  • Ekoloji
  • Ekonomi
  • Gençlik
    • Genç Kadın
    • Genç Kalemler
    • Üniversite
  • Güncel
  • Kültür-Sanat
  • Özel Dosya
  • Röportaj
  • Spor
  • Teknoloji
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Gör
Berû Ajans
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Gör
Anasayfa Güncel

Diyar Koç Yaşadığı İşkenceyi Anlattı: Geri Adım Atmayacağım

21 Şubat 2026
in Güncel
0
Diyar Koç Yaşadığı İşkenceyi Anlattı: Geri Adım Atmayacağım
Share on FacebookShare on Twitter

HABER MERKEZİ-Yaşadığı ağır işkenceyi anlatan Diyar Koç, hemşiresinden hasta bakıcısına, jandarmasından polisine ve gardiyanına kadar herkes tarafından işkenceye maruz kaldığını belirterek, adalet sağlanana kadar geri adım atmayacağını söyledi.

Diyar Koç, Türkiye’nin desteklediği çetelerin Rojava’ya yönelik saldırılarına karşı Mêrdîn’in Nisêbîn (Nusaybin) ilçesinde düzenlenen protestoda “bayrak indirdi” iddiasıyla işkence yapıldı. Koç, daha sonra tedavisi devam ederken “sınır ihlali” ve “örgüt üyesi olmak” iddiaları ile tutuklanarak cezaevine gönderildi. Durumunun kötüleşmesi üzerine cezaevinden hastaneye sevk edildi. Gönderildiği cezaevleri tarafından sağlık durumunun kritik olması nedeniyle kabul edilmeyerek hastanelere geri sevk edilen Koç, süreç boyunca apar topar tutuklanmak istense de cezaevleri bunu kabul etmedi.

Diyar Koç, hastane tedavisi süreci ve sonrasında sırasıyla Mardin E Tipi, Diyarbakır 2 No’lu, Sincan F Tipi 1 No’lu ve son olarak Sincan 2 No’lu cezaevlerine sevk edildi. Yaşadıklarını avukatları aracılığıyla anlatan Diyar Koç, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) 20 Ocak’ta Nisêbîn’de düzenlediği haftalık grup toplantısı için orada olduğunu söyledi.

‘Bayrak üzerine yemin ettiler’

Toplantı sırasında çevik kuvvet polisinin orada bulunan gençlere saldırıp kışkırttığını söyleyen Diyar Koç, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın da bu duruma tepki gösterdiğini belirterek “Polisin saldırıya devam etmesiyle kargaşa çıktı. Herkes bir tarafa dağıldı. O an tarım arazisi olduğunu düşündüğüm polisin aktarımına göre askeri güvenlik bölgesi olan araziye varmıştım. Mahşeri bir kalabalık vardı. Bir süre sonra askerler sivillere ateş açtı, gerçek mermi kullandılar. Diğer yandan da gaz bombaları ile saldırdıklarında ben de can havliyle bakımsız, nöbetçisi bulunmayan ve bayrak asılı olmayan bir nöbetçi kulesine attım kendimi. Tek derdim kurşunlara hedef olmamaktı. Kendime geldiğimde kulede olduğumu fark ettim. Aşağıda bulunan askerler sinkaflı, ırkçı küfürler ederek tehditlerle aşağı inmemi istediler. Bir askerin iki yumruk büyüklüğünde attığı taş sırtıma geldi. O an oradan inmezsem linç edileceğimi düşündüm. Müzakere yapmaya çalıştım. Askerler bayrak üzerine yemin ederek bana bir şey yapmayacaklarını söyledi. Ben de merdivenlerden aşağı indim. İner inmez 5 kişilik asker grubu üzerime atıldı. İşkence edeceklerini anlayınca yere kapanıp cenin pozisyonu aldım. Atkımı çekiştirip beni nefessiz bırakmaya çalıştılar. Yumruk ve tekmelerle saldırıyorlardı. Orada işkenceye uğradığımı gören halk tepki gösterdi. Askerlere tepki gösteren siyah tülbentli bir kadına da hakaret ettiler. Halkın tepkisinden sonra beni oradan apar topar götürdüler. Kuleden yaklaşık bir kilometre uzaklıkta kameraların görüntü alamadığı bir yere götürdüler. Asker sayısı burada en az 20’ye çıktı” ifadelerini kullandı.

İşkence sonrası askerlere ‘ağız birliği’ tembihi

Diyar Koç, daha sonra isminin Rahim olduğunu öğrendiği rütbeli bir askerin diğer askerlere “Buna vurmayın, bu benim. Buna özel muameleyle ben ilgileneceğim” diye emir verdiğini aktararak, “Daha sonra beni bir barakaya götürdüler. Orası muhtemelen askerlerin dinlenmek için kullandıkları bir yerdi. Burada bana ilk saldıran asker Rahim oldu. Aldığım her darbede işkenceye uğrayan ilk ve son Kürt olmadığımın bilinciyle direndim. En az 45 dakika işkence devam etti. Sonra video çekerken yüzümü açmam için baskı yapmaya başladılar. Kendi aralarında ‘Bu videoyu paylaşmayın’ diyorlardı. O sırada bilinç kaybı yaşamadım. Ölü taklidi yapınca işkenceyi sonlandırdılar. Rahim, askerleri ağız birliği yapmaları için tembihledi” diye konuştu.

‘Sırayla işkence ettiler’ 

Diyar Diyar Koç, barakadan zırhlı araçla karakola götürülen süreçte araç içinde de kendisine işkence ve hakaretin devam ettiğini söyledi. Diyar Koç, “Burada korucu olduğunu düşündüğüm biri gelerek benimle öfkeli bir şekilde Kürtçe konuştu. Sanırım başta Rojavalı biri olduğumu düşündü. Hakaret ederek ölüm tehdidi savuran korucu, ‘İzin verirsem bunlar seni gebertir, parçanı bile bulamazlar’ diyordu. Bir polis cebimden zorla cüzdanımı aldı ya çaldılar ya da bilerek kaybettiler. Tekrardan işkenceye başladılar. Karakol avlusunda bulunan askerler sırayla hakaret ettiler. Daha sonra plastik klipsle ters kelepçe yaptılar. Alay komutanı olduğunu düşündüğüm başka bir rütbeli asker geldiğinde; saçımdan tutarak başımı eğdiler. Gözlerime flaş ışığı tutular. Rütbeli asker de hakaretlerde bulundu. Orada yaşlı bir yurttaşı da gözaltına almıştılar. Kalp hastası olduğu için ‘çok dövmeyin’ diyerek birbirlerini tembihliyorlardı. Bizi doblo model bir aracın arkasına kapatarak, Nusaybin Devlet Hastanesi aciline götürdüler. Burada polislerin tavırları bir anda değişti. Ters kelepçeli bir şekilde tekerlekli sandalyeye bindirdiler. Acil doktoruna yüksekten düştüğümü söylediler. Ben itiraz edip işkence gördüğümü söyledim. Tedavi için müşahede odasına gönderildim. Sağlık personelinin itirazının ardından kelepçem açıldı” şeklinde konuştu.

‘Müşteki olmam gereken davada sanıktım’

Diyar Koç, gördüğü işkence nedeniyle belinde dört omurga kırığı, kafasında ve yüzünde toplam 11 dikiş ve beyin ameliyatının ardından Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 3 gün süren tedaviden sonra beyin cerrahi servisinden taburcu edilerek TEM şubeye götürüldüğünü söyledi. Ardından adliyeye sevk edildiğini söyleyen Diyar Koç, “Savcılığa çıkartılmadan direkt mahkemeye sevk edildim. Ailemin kendi imkanlarıyla temin ettiği tekerlekli sandalyeyle hakim karşısına çıktım. Müşteki olmam gereken davada sanık sıfatıyla bulunuyordum” dedi.

‘Polis aracından indirilmeden muayene edildim’

Mahkemenin tutukluluk kararı vermesinin ardından, muayene için tekrardan hastaneye götürüldüğünü, ancak polis aracından indirilmeden dışarıya çağrılan bir acil doktoru tarafından muayene edildiğini söyledi. Diyar Koç, muayeneden sonra cezaevine götürüldüm. Cezaevi, raporu kabul etmeyip beni tekrar hastaneye gönderdi. Bu sefer başka bir acil uzmanı geldi ve detaylı tetkik yapıldı. Tekrar cezaevine döndük. Mahkum kabulde 112’yi aradılar. İlk başta hastane sevkime karşı çıkılsa da hastane sevkim yapıldı. Oradan yapılan tetkiklerden sonra bir kez daha cezaevine gönderildim. Beni buradan Diyarbakır 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne sevk ettiler. Kurum müdürü, beni bu halimle cezaevine kabul edemeyeceğini söyledi. Buradan Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildim. Tüm bu sevk ve ambulans süreçlerinde elim sedyeye kelepçeliydi. Ayrıca jandarma ve personellerin işkenceleri de devam ediyordu. Gazi Yaşargil’de yoğun bakıma alındım. Ancak burası yoğum bakım olmasına rağmen kolluğun giriş çıkışları serbestti. Yoğun bakımdayken de yatağa kelepçeliydim zaten. Askerler yoğun bakımdaki yatakları dinlenmek için kullanıyorlardı. Sağlık çalışanları, jandarmanın keyfi giriş çıkışının diğer hastaların sağlığını tehlikeye attığına neden olduğunu söyleyerek askerlere tepki gösterdi. Ben, aile ve avukat görüşü talep ettiğimde de diğer hastaların sağlığını gerekçe gösteriyorlardı. Ailem, avukatların ve DEM Parti’nin uzun uğraşları sonucunda vasim olan amcamla sadece bir dakika görüşebildim. Aynı gece Ankara’ya sevk edileceğim söylendi” diye belirtti.

‘Beni tehdit eden hemşirenin tespit edilmesini istiyorum’

Amed’den 20 saat süren kara yolu yolculuğunun ardından Ankara Etlik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne getirildiğini söyleyen Diyar Koç, buraya getirildiğinde de hastanenin mahkum koğuşuna alındığını söyledi. Test ve tetkiklerin sabaha kadar sürdüğünü sonrasında da plastik cerrahi doktorları ile görüştüğünü söyleyen Diyar Koç, doktorların kendisine; yüzündeki kırık kemiklerin kaynamaya başladığını, bu tedavinin Amed’de de yapılabileceğini söylediğini belirtti. Burada da refakatçi, aile ve avukat görüşü taleplerinin reddedildiğini söyleyen Diyar Koç, şöyle devam etti:

“Diyarbakır Cezaevi’nden Sincan Cezaevi’ne sevk edildiğimi öğrendim. Hastaneden taburcu edilip Sincan F Tipi 1 No’lu Cezaevi’ne götürüldüm. Cezaevine getirildiğimde cezaevi müdürü beni kabul etmedi. Bir ambulanstan indirilip diğerine bindiriliyordum. Tekrar 112 çağırdılar. 112 çalışanı kadın bir hemşire yanındaki polise, ‘Bunu bana bırakın, zaten elleri kelepçeli. Damarından ilaç veririm. Zaten istese de ispatlayamaz. Benim kocam polis. Ben doğuda görev yaptım. Bunları sarı torbada veriyorlardı’ diyerek beni tehdit ediyordu. Bu hemşireyi hastane yetkililerine bildirdim, ismini bilmiyordum. Hiçbir yetkili beni ciddiye almadı. Böyle ırkçı, kin ve nefret dolu bu hemşirenin tespit edilip hakkında işlem yapılmasını istiyorum.”

Kendisine ne adliyede ne de emniyet sorgusunda bayrak hakkında tek bir sorunun dahi sorulmadığını söyleyen Diyar Koç, “Benim Türkiye Bayrağı ile hiçbir ilgim yok” dedi.

‘Adalet sağlanana kadar geri adım atmaya niyetim yok’

Türkiye ve Kürdistan’da birçok gencin işkence ile katledildiğine dikkat çeken Diyar Koç, şunları söyledi:

“Kemal Kurkut gibi, Ali İsmail Korkmaz gibi, Hacı Lokman Birlik ve ismini daha sayamadığım birçok masum genç gibi beni de katletmek istediler. Hemşiresi, hasta bakıcısı, jandarması, polisi, korucusu, gardiyanı ve trol ordularının; taciz, işkence ve ölüm tehditlerine karşı direndim. Adalet sağlanana kadar geri adım atmaya niyetim yok. Ailemin yaşadığı ilk linç olayı bu değil. Köy baskınlarında babamın amcası da benim gibi darp edilmişti. Darptan sonra 10 gün yaşayabilmiş, genç yaşta yaşamını yitirmişti. Ben onun anısına da adalet için mücadele edeceğim.” 

İşkence ve bayrak indirme iddialarına karşı resmi açıklama yapılmamasını değerlendiren Diyar Koç, bunun toplumda militarist anlayışın diri tutulması için bilinçli olarak tercih edildiğini aktardı. 29 Ocak gecesi Etlik Şehir Hastanesi’nde taburcu edilerek Sincan Cezaevleri Kampüs Hastanesi’ne sevk edildiğini belirten Diyar Koç, şunları söyledi:

“Benim gibi ağır hastalar için kampüs hastanesi donanım ve personel açısından yetersizdi. İşkenceden sonra bana epilepsi tanısı konuldu. Nöbet geçirseydim müdahale edebilecek uzman nöbetçi doktor yoktu. Burada müşahede altındayken de ellerim kelepçeliydi. İçme suyu istediğimde tuvaletten musluk suyu getirdiler. Ağrı kesici ilaç istediğimde ‘Şu an veremeyiz, bekle’ dediler. Askerler, hemşire çağırmak için kullanılan butonu kasıtlı olarak benden sakladı. Bağırarak hemşireleri çağırıyordum, ama duymazdan geliyorlardı. Yaklaşık yarım saat boyunca bağırdıktan sonra bakıyorlardı. Butona ulaşamadığımı söylediğimde, onları çağırmama gerek olmadığını söylediler.” 

‘Hastanede çıplak bırakılarak işkenceye uğradım’

Diyar Koç, kendi başına ihtiyaçlarını karşılayamamasına rağmen burada kaldığı 5 gün boyunca refakatçi talebinin kabul edilmediğini, vertigo rahatsızlığından dolayı da baş dönmesi yaşadığını belirterek, şunları aktardı:

“31 Ocak günü kendi başıma tuvalete gitmeye çalışırken vertigodan dolayı başım dönmüş yere düşmüştüm. Kendime geldiğimde belden aşağı çıplak bir şekilde yerde uzanıyordum. İmdat ipini çekerek hemşireyi çağırdım. Gelen genç kadın hemşirenin kötü muamelesine maruz kaldım. Belim kırık olduğu halde beni çekiştirerek kaldırmaya çalışıyordu. Ona utandığımı, üzerimi örtmesini istediğimi söylediğim halde beni çıplak bir şekilde sedyeye koyup acile, oradan da tomografi odasına götürdü. Tıbbi açıdan çıplak kalmamı gerektirecek bir neden olmamasına rağmen hiçbir sebep yokken sırf işkence olsun diye beni çıplak bıraktılar. O an beni gören jandarma personelleri çıplak bedenimi dokundular. Orada bedenimi teşhir ederek, bana dokunarak cinsel tacizde bulundular. Daha sonra beni tekrar Etlik Şehir Hastanesi’ne gönderdiler. Ambulans gelene kadar da çıplak beklettiler. Gelen ambulanstaki sağlık personeli ancak ‘Bu iş böyle olmaz diyerek’ pantolonumu çekti. O gelene kadar bedenim teşhir edilmeye devam ediliyordu. Bazı kesimlerin, bunların devleti karalama amaçlı iddialar olduğunu söylese de bunlar maalesef gerçek. Hastanedeki muayeneden sonra tekrar cezaevine getirildim. Kampüs hastanesine tekrar yatış işlemlerim yapıldı. İşlemlerin yapılmasını beklerken jandarmalar tahrik etmeye çalıştı. Tekerlekli sandalyemi iterek ‘Türkün gücünü göreceksiniz’ diyorlardı. Sonrasında da gaza gelip ‘Ölürüm Türkiye’m’ şarkısını söylemeye başladılar.” 

Haber: Sema Bingöl \ MA

Önceki Haber

Dicle Üniversitesi’nde Anadil Etkinliği

Sonraki Haber

Anadilde Eğitim Talebi Yükseltilmeli

Berû Ajans Editor

Berû Ajans Editor

Sonraki Haber
Anadilde Eğitim Talebi Yükseltilmeli

Anadilde Eğitim Talebi Yükseltilmeli

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trend
  • Yorumlar
  • Sonuncu
Diyar Koç Yaşadığı İşkenceyi Anlattı: Geri Adım Atmayacağım

Diyar Koç Yaşadığı İşkenceyi Anlattı: Geri Adım Atmayacağım

21 Şubat 2026
Dicle Üniversitesi’nde Anadil Etkinliği

Dicle Üniversitesi’nde Anadil Etkinliği

20 Şubat 2026
Kürtçe Resmi Statü Kazanmadan Sorun Çözülemez

Kürtçe Resmi Statü Kazanmadan Sorun Çözülemez

20 Şubat 2026
Değer Gördüğünde İnsan

Değer Gördüğünde İnsan

16 Şubat 2026
İzmir’de Öğrencilerden Anadilde Eğitim Paneli

İzmir’de Öğrencilerden Anadilde Eğitim Paneli

0
Diyar Koç Yaşadığı İşkenceyi Anlattı: Geri Adım Atmayacağım

Diyar Koç Yaşadığı İşkenceyi Anlattı: Geri Adım Atmayacağım

0
Anadilde Eğitim Talebi Yükseltilmeli

Anadilde Eğitim Talebi Yükseltilmeli

0
Dicle Üniversitesi’nde Anadil Etkinliği

Dicle Üniversitesi’nde Anadil Etkinliği

0
İzmir’de Öğrencilerden Anadilde Eğitim Paneli

İzmir’de Öğrencilerden Anadilde Eğitim Paneli

21 Şubat 2026
Anadilde Eğitim Talebi Yükseltilmeli

Anadilde Eğitim Talebi Yükseltilmeli

21 Şubat 2026
Diyar Koç Yaşadığı İşkenceyi Anlattı: Geri Adım Atmayacağım

Diyar Koç Yaşadığı İşkenceyi Anlattı: Geri Adım Atmayacağım

21 Şubat 2026
Dicle Üniversitesi’nde Anadil Etkinliği

Dicle Üniversitesi’nde Anadil Etkinliği

20 Şubat 2026
Twitter Youtube Telegram Facebook Instagram

KATEGORİLER

  • Analiz
  • Anket
  • Bilim
  • Dijital Medya
  • Ekoloji
  • Ekonomi
  • Genç Kadın
  • Genç Kalemler
  • Gençlik
  • Güncel
  • Kültür-Sanat
  • Özel Dosya
  • Röportaj
  • Spor
  • Tarih
  • Teknoloji
  • Üniversite

© 2024 BERÛ AJANS - TÜM HAKLARI SAKLIDIR!.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Gör
  • Analiz
  • Dijital Medya
  • Ekoloji
  • Ekonomi
  • Gençlik
    • Genç Kadın
    • Genç Kalemler
    • Üniversite
  • Güncel
  • Kültür-Sanat
  • Özel Dosya
  • Röportaj
  • Spor
  • Teknoloji

© 2024 BERÛ AJANS - TÜM HAKLARI SAKLIDIR!.