HABER MERKEZİ– İstanbul Üniversitesi öğrencisi Ramazan Sevlim, gençlerin anadilde eğitim talebini sahiplenmesi gerektiğini belirterek, ilkokuldan üniversiteye kadar Kürtçe eğitim talebinin toplumsal barış ve çözümde belirleyici olacağını söyledi.
İstanbul Üniversitesi öğrencisi Ramazan Sevlim, 21 Şubat Uluslararası Anadil Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede anadilin bireysel ve toplumsal yaşam açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Kürtçenin yaşamın tüm alanlarında yer alması gerektiğini vurgulayan Sevlim, anadilde eğitimin bu süreçte belirleyici olacağını ifade etti.
Anadil Yaşamsal Önemdedir
Anadilin insanın yaşadığı coğrafya, kültür ve kimliğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Sevlim: “Dil, içinde kişinin yaşadığı coğrafyadan, kültürden ve sahip olduğu fiziksel ve biyolojik özelliklerin tamamını barındıran yapılar içerir. Boğaz yapısından tutalım, kişinin kültüründeki baskın ögelere kadar.”
Bireyin dünyayla kurduğu ilişkinin anadil üzerinden şekillendiğini ifade eden Sevlim, bu bağın ilk olarak anne üzerinden kurulduğunu belirterek, “Kişinin dünyayla bağlantısını kurduğu ilk kişi annedir ve ilk cümlelerini onunla kurar. Bu yüzden dünyayla olan iletişim ana dili üzerinden şekillenir” diye konuştu.
Anadilin kullanımının engellenmesinin psikolojik sonuçlar doğurduğunu vurgulayan Sevlim, “Kişinin ana dilini kullanamaması ilerleyen süreçte öfkeye, kendini ifade edememeye ve yaşamdan kopuk hâle dönüşmeye neden olabilecek yansımalar ortaya çıkarır. Bu yüzden anadil yaşamsal bir öneme sahiptir” ifadelerini kullandı.
Kürtçeyi Yaşamın İçine Dahil Etmek Gerekir
Kürtçenin karşı karşıya olduğu sorunlara değinen Sevlim, “Var olan problemlerin temelinde Kürt ve Kürtçenin varlıksal sorunlar yaşamasının yanında, pratik olarak yaşamda yer bulamaması yatmaktadır” dedi.
Toplumsal barış ve demokratik çözüm açısından anadilin kamusal alanda yer alması gerektiğini belirten Sevlim, “Toplumsal bir barış ve demokratik bir çözüm yaratmak istiyorsak, Kürdü ve Kürtçeyi yaşamın içine dahil etmek ve bunu resmî, hukuksal bir zeminde temellendirmek gerekir” diye konuştu.
Eğitimin bu sürecin en kritik alanı olduğunu vurgulayan Sevlim, anadilde eğitimin sorunların çözümünde belirleyici olacağını ifade ederek, “Kişinin eğitim hayatında bu dili kullanabilmesi ve bunu yaşamsallaştırması doğalında var olan problemlerin hepsini giderir. Kendi tarihini, sağlığını, hukukunu, eğitimini bu biçimiyle ilerlettiği sürece kendi varlığını da devam ettirebilme olanağını kazanır” dedi.
Gençliğe Büyük Sorumluluk Düşüyor
Asimilasyon politikalarının toplumsal hafızayı hedef aldığını belirten Sevlim, “Dil halkların belleğidir. Bu yüzden var olan asimilasyon politikası bu belleği yok etmek üzerinden kendini ifade eder. Bu yüzden gençlerin bu konuda çok fazla duyarlı, gözü açık olması gerekiyor. Aksi takdirde etrafta var olan her türlü özel savaş politikasıyla kişinin her an var olan o kültürel ve halkına olan duyarlılığını kaybetme riski taşımaktadır” ifadelerini kullandı.
Gençliğin süreçteki yerine de dikkat çeken Sevlim, “Bu süreçteki en büyük sorumluluk yine gençlerde olmaktadır. Çünkü gençlik bir toplumun devamlılığını nitelendirmektedir. Bu yüzden bizim yaratacağımız talepler elbette ki bu sürecin devamını da etkileyecektir. Şu an var olan süreç siyasal bir masa üzerinde ilerlemektedir. Ama bizim temsil olarak nitelendirdiğimiz kişilerin masada daha güçlü durabilmesi, bizim yaratacağımız taleplerle elbette kendini gösterecektir” dedi.
Son olarak Kürtçe eğitim talebinin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Sevlim, gençliğin rolüne işaret ederek, “Gençliğin talep ettiği bir Kürtçe üniversite eğitimi, ilkokuldan lise eğitimine kadar Kürtçe eğitim kampanyası, bu süreçte yaratacağı çalışmalar ve kuracağı kurumlarla beraber gidebileceği yollar bize bu olanağın ne kadar mümkün olduğunu gösterecektir. Ve masadaki gücümüzü, taleplerimizin karşılık bulmasını daha fazla güçlendirecektir” diye konuştu.








