HABER MERKEZİ–Kürt halkı, çağdaş Kawa’ların ve Newrozlaşan kahramanların posterleri ile yıllarca Newroz’u görkemli kutlamalara sahne etmiştir. Yakılan ateşlerin etrafında günümüz Dehaq’larına korku salan yasaklı sloganlar, yasaklı şarkılar ve yasaklı kültürel kutlama çeşitleri ile Kawa’nın devrimci ruhunu yaşatmaktadır.
Başta Aryen halklar olmak üzere farklı halklar tarafından farklı içerik ve biçimlerde kutlanan Newroz’un kürtlerdeki yeri bir başkadır. Kürtler, Newroz takvimiyle eş zamanladığı serhildan’lar ve yarattığı çağdaş Kawa’lar ile Newroz’u adeta ulusal bir yıldönümüne çevirmiştir. Sömürgeci çağların etnosentrik dayatmalarına toplumsal yapıları ile direniş sergileyen Kürdistan halkının, bu derece yüce temeller barındıran böylesine bir bayramı kendisine milat edinmesi, sosyo-politik gerçekliklerini göz önüne getiren bir durum olmaktadır.
Efsaneye göre; Cennetten birer ırmak olan Dicle ve Fırat’ın, Zagros’un asi dağlarının, doğanın en kutsal güzelliklerinin içinde bulunduğu bir ülke varmış. Medlerin, Perslerin ve Asurluların yan yana yaşadığı ve güzelliklerle dolu olan bu ülke, zalimce diktatörlük kurmuş Dehaq isimli bir kral tarafından yönetilmektedir. Dönemin başkenti sayılan Ninova’da taht kurmuş olan zalim Dehaq, girdiği anlamsız ilkel savaşlarla ve verdiği ölümcül kararlarla insani duygularını kaybetmiş, tahtının ona verdiği kibirle halkına zulmetmeyi kendisine hak gören despot bir kişilikmiş. Politik anatomisi bugünün evrensel cemiyet liderlerine, devlet başkanlarına benzeyen bu kral, bugünün Dehaq’ları gibi kendi yanlışlarını doğru, kendisine uymayan doğruları ise yanlış olarak tayin edermiş.
Gel zaman git zaman, zalim Dehaq amansız bir hastalığa yakalanmış. Her iki omzunda yılan başına benzer birer çıban çıkmış. Ülkenin tüm hekimleri seferber olmuş, Dehaq’ın durumu gittikçe kötüye giderken hiçbir çare bulamamışlardır. Sonunda şeytanlaşmış yüreğiyle bir büyücü, krala çözüm bulacağını söylemiş. Her gün genç bir kız ve erkeğin ritüellerle kurban edilmesini, sonrasında beyinlerinin yaraya sürülmesi halinde iyileşeceğini söylemiş. Dehaq bunu duyar duymaz ferman vermiş ve herkes sırası geldiğinde bu zulme uymak zorundaymış.
Dehaq’ın bu fermanı kutsal toprakları feryat ettirmiş. Her gün gencecik kız ve erkekler Dehaq’ın kararı ile katledilmiş. Bu zulümden kurtulmak isteyenler dağlara çıkmış, topraklarını bırakıp başka diyarlara kaçmış ama Dehaq’ın zulmünü durduramamış. Tam da bu dönemde, ezilen halkın arasından adeta bir güneş edasıyla yoksul bir demirci çıkmış; Demirci Kawa. Bu zulme sessiz kalamayan Kawa, dağa çıkma kararından vazgeçerek etrafındaki insanlara “O sarayı yakacağım!” demiş. Örsüne bürünüp saraya giden Kawa, muhafızlara kralın derdine derman olacağını söylemiş. Kral bu isteği heyecanla kabul edip Kawa’yı karşısına çıkarmış. Kawa ona ilacın kendisinde olduğunu, lokman hekimlerden öğrendiğini ancak birkaç gün çalışması gerektiğini söylemiş. İlacı bizzat kendisinin sürmek istediğini söyleyen Kawa, böylelikle kralın yanına ulaşmayı başarmış. Kral, ilacı sürmesi için Kawa’nın karşısında eğildiği anda Kawa çekiciyle başını ezmiş. Adeta ezilen koca bir halkın tüm gücü, Kawa’nın çekicinde ve büyük kollarında ete kemiğe bürünmüş. Kralı öldürdükten sonra sarayın tepesine çekici ve yaktığı meşale ile çıkan Kawa, tüm halka kralı öldürdüğünü duyurmuş. Bu büyük zalimden kurtulan kutsal toprakların halkı sarayı basarak yakmış. Ninova’nın en yüksek tepelerinde ateşler yakan halk, zaferini günlerce kutlamış. Tarihin ilk halk devrimlerinden olan bu büyük zafer, çevre ülkelerde de zalimlere korku salmıştır. Efsaneye dair farklı anlatımlar olsa da, bu olayın Newroz gününde yaşandığına inanılmaktadır.
Binlerce yıl boyunca diğer halklarla beraber Newroz’u kutlayan Kürtler, özgürlük hareketiyle beraber tıpkı Dehaq’ın zulmüne karşı ayaklanan Ana ve ataları olan medler gibi bir diriliş ve direniş sürecine girmişlerdir. 1982 yılında Amed Cezaevi’nde bulunan, Demirci Kawa misali iradeli ve güçlü karakteri ile tanınan Mazlum Doğan, 20 Mart’ı 21 Mart’a bağlayan gece Newroz’un gelişini “Direnmek Yaşamaktır” sloganıyla hayatına son vererek karşılamıştır. Amed Cezaevi’nde büyük bir direnişe felsefi-pratik temel olan bu olay, Mazlum’un çağdaş Kawa olarak tekrardan ezilenlerin arasından doğan bir güneş olmasını sağlamıştır. Ardından Kürt halkının bağımsızlık mücadelesinde birçok kişi Newroz’da hayatına son vererek, Newroz’un devrim ateşini bedeniyle harlayarak bu kutsal değeri selamlamıştır. Kürt halkı, çağdaş Kawa’ların ve Newrozlaşan kahramanların posterleri ile yıllarca Newroz’u görkemli kutlamalara sahne etmiştir. Yakılan ateşlerin etrafında günümüz Dehaq’larına korku salan yasaklı sloganlar, yasaklı şarkılar ve yasaklı kültürel kutlama çeşitleri ile Kawa’nın devrimci ruhunu yaşatmaktadır.
Bugünün Newroz’u, yüce ruhların ve fedakarlıkların katılımı ile yapısı itibarıyla Newrozlaşan Kürt Özgürlük Hareketi’nde tarihi bir döneme tanıklık edilen, zafere her zamankinden fazla yakınlaşılan bir sürecin içinde geçecektir. Ümit odur ki; Kawa’nın, Mazlum’un, Rahşan’ın, Bêrîvan’ın, Ronahî’nin, Sema’nın ve Zekiye’nin şahsında yücelttiği Newroz, bu sene barış, özgürlük ve evrensel kardeşlikle taçlansın.
Ciwan Rênas