HABER MERKEZİ- Düşünmek, en temel insan yetisidir. Hatta insan önemli ölçüde düşünerek insanlaşmıştır. Bu anlamda insanı diğer varlıklardan ayıran esas nokta düşünce düzeyi olmaktadır. Ancak tarih boyunca çeşitli inançlar, siyasal ve ideolojik yargılar insan zihnini baskı altına almış, sorgulamasını engellemiştir. İşte dogmatik düşünce, tam da bu noktada devreye girer
Dogmatizmin Tanımı ve Kapsamı
Dogmatik düşünce, bir fikri, inancı veya öğretiyi mutlak doğru olarak kabul edip onu sorgulamadan benimseme eğilimidir. Bu düşünce tarzı, yalnızca dini alanla sınırlı değildir; siyaset, bilim, felsefe ve hatta günlük yaşamda kendini gösterir. Dogmatizm, bir kez yerleştiğinde, bireylerin eleştirel düşünme yeteneklerini köreltir ve farklı fikirlere kapıyı kapatır. Eleştirenler ise genellikle dışlanır, ötekileştirilir veya cezalandırılır.
Tarihsel ve Felsefi Kökeni
Dogmatik düşüncenin kökleri, insanlık tarihi kadar eskidir. Antik Çağ’da Sokrates, Atina’nın dogmatik otoritelerine meydan okuduğu için ölüme mahkûm edilmiştir. Onun “Sorgulanmamış hayat, yaşanmaya değmez” sözü, dogmatizme karşı önemli bir örnektir. Orta Çağ’da Galileo, Aydınlanma Çağı’nda ise Immanuel Kant, insanları dogmalardan kurtulmaya davet etmiştir. Karl Marx ve Friedrich Nietzsche gibi düşünürler de dogmatik ideolojilere ve otoritelere karşı çıkarak, eleştirel düşüncenin önemini vurgulamıştır.
Toplumsal Sonuçları
Dogmatik düşünce, toplumların gelişimini engeller. Baskıcı rejimler, dogmatik düşünceyi bir araç olarak kullanarak toplumu kontrol altında tutar. Özellikle faşist rejimlerin dogmatik yaklaşımları, insanların düşünme özgürlüğünü kısıtlar ve itaat etmeye zorlar. Yine dini fanatizm de dogmatizmin en tehlikeli yansımalarından biri olup tarih boyunca çatışmalara neden olmuştur.
Sonuç olarak;
Dogmatik düşünce, zihnimizi bir kafese hapsederken; eleştirel düşünce, bu kafesin kapılarını açarak bizi özgürleştirir. Yine diyalektik, bilginin durağan değil, sürekli gelişen ve dönüşen bir süreç olduğunu savunarak dogmaları sorgulayan ve onları aşmayı hedefleyen bir yaklaşım sunmaktadır.
Unutmayalım ki gerçek özgürlük, düşüncenin özgürleşmesiyle başlar.