HABER MERKEZİ– Mereş’in Kızılbaş Kürtlerinden olan Fata Reş, 19. yüzyılda yaşamış, cesur bir Kürt kadın komutan olarak tarihe geçmiştir. Osmanlı arşivlerinde ve Batılı kaynaklarda “Kürt Amazonu” ya da “Kürt Prensesi” olarak anılan Fata Reş, yalnızca cesur bir savaşçı değil, aynı zamanda halkına öncülük yapmış fedakar bir aşiret lideridir.
Liderliği ve Mücadelesi
Sinemilli aşireti liderinin kardeşi olarak dünyaya gelen Fata Reş, geleneksel rolleri aşarak 1839 Nizip Savaşı’na Osmanlı ordusunda katılır. Savaş sonrası Pazarcık’a yerleşir ve kardeşinin ölümüyle aşiretin liderliğini devralarak, adil bir yönetim sergilemiştir. Zulme ve baskıya karşı her koşulda direnen Fata Reş, kısa sürede halkın arasında bir efsaneye dönüşür.
Fata Reş ve Kırım Savaşı
Kırım Savaşı’na 300 süvarisiyle Osmanlı ordusuyla beraber katılan Fata Reş, İstanbul’a giderek Osmanlı padişahıyla görüşür. Bu başarısı ve cesur duruşu Batı basınının ilgisini çeker ve dönemin Avrupa yayınlarında “Kürt Amazonu” olarak anılır. Batılı gazeteciler, onun askeri giyindiğini, silah kuşandığını ve sarsılmaz bir iradeye sahip olduğunu yazar.
Padişahla Diyaloğu
Osmanlı padişahının daveti üzerine İstanbul’a giden Fata Reş, padişah tarafından ilgiyle karşılanarak sarayda ağırlanmıştır. padişahın kendisine, “Senin gibi böyle kahramanlıklar gösteren birisi, nasıl olurda Türkçe bilmez?” sorusuna,“Padişahım, eğer siz Kürtçe bilseydiniz, Türkçe bilmenize gerek kalmazdı.” cevabını vermiştir.
Kimliğinin Çarpıtılması
Osmanlı ve Batılı kaynaklarda açıkça Kürt olarak anılan Fata Reş, Cumhuriyet döneminde unutturulmaya çalışılmış, kahraman bir Türk kadını olarak gösterilmiştir. Ancak o, kimliğini açıkça ifade etmiş ve halkının özgürlüğü için savaşmış yiğit bir Kürt kadınıdır.
Kürdistan tarihinde efsaneleşmiş kadınlardan biri olan Fata Reş unutulmamalı, anısı Kürt kadını ve gençliğinin yüreğinde yaşamalıdır.