HABER MERKEZİ– Zerdüşt, MÖ 6. yüzyılda yaşamış, Medyalı bir filozof, bilge ve hakikat arayıcısıdır. Nietzsche’nin “Böyle Buyurdu Zerdüşt” eserinde tanımladığı gibi, o, insanın kendi değerlerini yaratma cesaretine ve özgürlüğüne adanmış bir semboldür.
Zerdüşt’ün felsefesi, dini bir öğreti olmanın ötesinde, evrenin, ahlakın ve insan doğasına dair derin bir anlayış geliştirmiştir. Onun öğretisi, insanlık tarihinin çeşitli evrelerinde, özellikle de tek tanrılı dinlerin ve felsefi akımların temelleri atılırken, önemli ve belirleyici bir yere sahip olmuştur. Zerdüşt, insan düşüncesinin, sözünün ve eylemlerinin doğruluğu üzerine kurduğu öğretisiyle, insanlık tarihine kalıcı bir etki bırakmış büyük bir filozoftur.
Zerdüşt’ün felsefesine göre evren, dört temel evreden geçer. İlk evre, iyilik ve kötülüğün ortaya çıkışıyla başlar. İkinci evrede, karanlık ve felaketlerin dünyaya hâkim olduğu bir dönem yaşanır. Üçüncü evre, iyilik ve kötülüğün mücadelesinde iyiliğin galip geldiği bir süreci ifade eder. Son olarak, dördüncü evre, kötülüğün tamamen yok olacağı ve nihai aydınlığın hâkim olacağı bir geleceği simgeler.
Bu dört evre, insanlık tarihine ve gelişim süreçlerine dair derin bir anlam içerir. Zerdüşt’e göre evren, iyilik ve kötülüğün zıt mücadelesiyle şekillenmiştir. Ahura Mazda (aydınlık) ve Ehriman (karanlık) bu savaşın başlıca güçleridir. Zerdüşt’ün dualistik felsefesi, varlık-yokluk, iyilik-kötülük gibi zıtlıkların yaratıcı bir gerilim içinde hareketi ve oluşumu sağladığını vurgular. Çelişki ve hareket, varoluşun temel unsurları olarak kabul edilir.
Zerdüşt’ün felsefesi, Nietzsche’nin Böyle Buyurdu Zerdüşt eserinde yeniden yorumlanmıştır. Nietzsche, Zerdüşt’ü insanın kendi değerlerini yaratma cesaretine ve özgürlüğüne adanmış bir figür olarak sunar. Bu perspektiften bakıldığında, iyilik-kötülük mücadelesi yalnızca dışsal bir çatışma değil, insanın kendi iç dünyasındaki sürekli bir sorgulama ve yaratma süreci olarak karşımıza çıkar.
Ahlak ve Ontoloji
Zerdüşt ahlakının temeli, “iyi düşünce, iyi söz, iyi eylem” prensibine dayanır. Bu üç ilke, felsefi olarak “fikir, zikir, eylem” anlayışına paralel bir düşünce sistemidir. Zerdüşt’ün bu yaklaşımı, bireysel ve toplumsal yaşamın ahlaki düzenini oluşturmayı hedefler. Düzen kurucu Ahura Mazda gibi, insanların da yaşamda her zaman doğruyu ve iyiyi sorgulamayı buyurur.
Zerdüştlük, doğayı ve yaşamı kutsal kabul eder. Tarım, hayvancılık ve doğaya saygı temel ahlaki öğretiler arasındadır. Memeli hayvanların öldürülmesine karşı çıkması ve hayvan kurban etme pratiğini sınırlandırması, onun doğaya bakışını yansıtır. Doğa, yaşayan ve korunması gereken bir varlık olarak kabul edilir. Bu anlayış, günümüzde ekolojik bilincin temel değerleriyle örtüşmektedir.
Kadın ve Toplum
Zerdüştlük, kadın ve erkek eşitliğini savunan bir inanç sistemidir. Kadın kültürünün etkisi, Zerdüşt felsefesinde görülebilir. Bu anlayış, kadını özgür ve eşit bir varlık olarak ele alır ve toplumsal yaşamda cinsiyetler arası dengeyi vurgular. Zerdüşt’ün kadına verdiği bu değer, Semitik toplumlardaki peygamberlik anlayışı ile Aryen kültüründeki bilgelik arayışının sentezi gibidir. Kadınların toplumsal ve kültürel yaşamdaki rolüne vurgu yapan bu öğretiler, günümüz kadın hareketleri için de ilham kaynağı olmaktadır.
Ateşin ve Güneşin Simgesel Anlamı
Ateş ve güneş, Zerdüştlük’te kutsal kabul edilen unsurlardır. Ateşin sürekli yanık kalması, bilincin ve aydınlanmanın sürekliliğini temsil eder. Ateş, yaşamın enerjisi ve bilginin sembolü olarak, Kürt halkının kültüründe hala canlıdır. Kürtlerin “ateşin ve güneşin çocukları” olarak tanımlanması, Zerdüştlük mirasının bugüne taşınan bir yansımasıdır. Güneş ise yaşamın ve adaletin ışığı olarak, karanlığı ve baskıyı yok eden bir simgedir.
Kutsal Metinler ve Kavramlar
Zerdüşt’ün öğretileri, “Gatalar” olarak bilinen metinlerde yer alır. Bu kelime Kürtçedeki “gotin” (söz) terimiyle kökensel bir ilişkiye sahiptir. Zerdüştlükte melekler, cennet, cehennem ve sırat köprüsü gibi kavramlar da bulunur. Bu kavramlar daha sonra tek tanrılı dinler tarafından benimsenmiştir.
Bu kavramlar, yalnızca dini inanç sistemlerinde değil, aynı zamanda ahlaki ve toplumsal sorumlulukları şekillendiren simgeler olarak, insanın hakikat yolculuğuna rehberlik eder. Sırat köprüsü, doğru ve yanlışın ayrıldığı anın metaforudur; bu an, insanın özgür iradesiyle seçimini yaparak kaderini belirlediği kavşaktır.
Özgür İrade ve Bilgelik
Zerdüşt, tanrıya bile sorgulayıcı bir zihinle yaklaşır ve “söyle sen kimsin” diye sorar. Bu tavır, özgür iradenin ve cesaretin bir ifadesidir. İnsan, aklını ve bilincini kullanarak doğru yolu bulmalıdır. Bu yaklaşım, yaşamın her aşamasında ahlaki bir sorumluluk taşır. Bilgelik, Zerdüşt’ün düşünce sisteminde, bilgiyi eyleme dönüştürmek ve adil bir dünya kurmak için mücadele etmekle eş anlamlıdır.
Sonuç olarak Zerdüşt felsefesi ve inancı, ahlak, doğa sevgisi, toplumsal adalet ve özgürlük gibi kavramları harmanlayan köklü bir düşünce sistemidir. Onun öğretileri, bugünkü varoluşsal ve toplumsal sorunlara çözüm arayışımızda derin bir ilham kaynağı olarak ışık tutmaktadır.