HABER MERKEZİ– Gençlere karşı uygulanan baskı ve özel savaş politikalarının yanı sıra Rojava’ya yapılan saldırılara tepki gösteren İbrahim Bayram, bu politikalara karşı gençleri daha örgütlü ve daha güçlü mücadele etmeye çağırdı.
Ajansımıza konuşan İbrahim Bayram isimli Amed’li genç, özel savaş politikalarına ve Rojava’ya yapılan saldırılara tepki göstererek şunları ifade etti;
”Gerek siyasi, gerek ekonomik, gerek kültürel olsun sürekli baskıya maruz kalıyoruz. Örnek verecek olursak mesela fikirlerimizi açık beyan edemiyoruz. Fikirlerimizi dile getiremiyoruz. Getirince sürekli bir baskıya maruz kalıyoruz. Bu bazen politik oluyor, bazen ekonomik oluyor, her türlü baskıya maruz kalıyoruz. Bundan dolayı fikirlerimizi açıkça dile getiremiyoruz. Ama bu tabii ki dile getirmeyeceğiz anlamına gelmiyor. Fikirlerimizi her daim dile getireceğiz. Bu baskılar bizi yıldırabilecek baskılar değildir. Bunlara her türlü karşılık vereceğiz. Gerek demokratik yollarla gerekirse farklı yollarla bunlara karşılık vereceğiz. Bu baskılar bizi yıldırmayacaktır.
Düşünün, bir halkın, kültürünün ana unsuru olan bir halay bile baskı altına alınmış. Bir halay çekmek bile bir tutuklama gerekçesi olarak görülebiliyor. Hatta tutuklamalar da oluyor son zamanlarda. Bu baskı son zamanlarda kayyumlarla da isimlendirebiliriz. Halkın iradesidir ama bir şekilde gasp ediliyor. Biz buna asla müsaade etmeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz. Gerek fikir olarak, siyasi, politik, ekonomik olarak her türlü yolda her türlü hakkımızı arayacağız. Ben şöyle diyeyim, gerek toplum olarak bunun içinde özellikle gençler olarak serbestçe fikirlerin dile getirmelidirler. Serbestçe daha güçlü bir örgütlenmeyle, daha güçlü bir ses birlikteliği olmalıdır. Bu şekilde baskılara son verebiliriz. Onların da yılacağı bir nokta vardır mutlaka. Bunu susarak değil, açıkça yapmak lazım. Çünkü bizi biz yapan fikirlerimizdir, değerlerimizdir. Bu siyasi politik de olabilir, ekonomik de olabilir, kültürel de olabilir. Bugün benim dilim yoksa, kültürüm yoksa, en basit kültürümün bir parçası olan halayı bile eğer ki çekemiyorsam, bu benim yok olduğum anlamındadır. Benim yok sayılmam demektir. Oysa insan değerleriyle vardır.
Biz bu değerleri elimizden geldiğince koruyacağız. Bunun için de gençlerimizden en büyük beklentimiz örgütlü bir gençlik olmaktır. Daha güçlü bir ses ve daha güçlü bir birliktelik olmaktır. Bu da bu faşist baskıcı, barbarlığa karşı en güçlü sestir diye düşünüyorum. Dediğim gibi bunun örnekleri çoktur. Bunun örneklerini Rojava’da da görüyoruz, farklı yerlerde de görüyoruz. Özellikle ve özellikle Kobani zamanında gördük. Birlikte güç, gençliğin birlikteliğinin nelere, hangi kazanımlara yol açacağını görebiliyoruz net bir şekilde. O yüzden daha güçlü bir örgütlük lazım. Tabi baskıda olacaktır, zor da olacaktır. Faşist barbarlığın da zaten amacı budur. Bizim amacımız bunu bertaraf etmektir. Bunun için fikirlerimize sahip çıkmamız lazım, değerlerimize sahip çıkmamız lazım. Bu özellikle ve özellikle Rojava’daki kazanımlara, onlara sahip çıkmamız lazım. Birlikte olursak neleri başarabileceğimizi hepimiz görüyoruz. Gençlerimizin de bunu gördüğüne inanıyorum. Buna yürekten inanıyorum. Çünkü bu çok net ve bir bellidir. Rojava’da, Kobani’den bellidir. Gençlerimizin nasıl bir rol üstlendiğini. Eğer ki bu şekilde devam edersek daha güçlü bir gençlik, daha örgütlü bir gençlik, daha fikrini beyan eden, fikrini dile getiren bir gençlik oluruz. Bunun üstesinden rahat bir şekilde geleceğimize inanıyorum. Bu şekilde başarabiliriz ancak. Korkularla değil, yaşamla korku bir arada olmaz. Eğer ki korkularınızı yenemezseniz, yaşamı tam olarak kavramış olmazsınız”