HABER MERKEZİ- Zamanın hızlandığı, gerçek ile hayal arasındaki çizgilerin iç içe geçtiği bir dünyada gençler, kendilerini zorluklarla dolu gerçek hayatlar ile onlara kaçış kapılarını açan sanal dünyalar arasında sıkışıp kalmış halde buluyorlar. Ancak sanal boyutlara bu kadar dalmanın ortasında derin bir soru ortaya çıkıyor: Gençlerin başvurduğu bu dünyalar, onları hayatın kısıtlamalarından kurtarmaya gerçekten katkıda bulunuyor mu, yoksa onların boşluk ve anlamsızlık duygularını derinleştiriyor mu?
“Neden sanal dünyalara kaçalım”
Gençler sanal dünyalarda kendilerini gerçekliğin kısıtlamalarından ve baskılarından kurtaracak bir sığınak buluyor. Bu dijital mekanlarda toplumun gözünden uzakta, zaman ve mekan sınırlarını aşıyorlar. Bu dünyalar onlara sosyal beklentilerden ve psikolojik yüklerden kaçma fırsatı sunuyor. Teknoloji, gençlerin özgürlük ihtiyaçlarını karşılıyor gibi görünse de, bu özgürlük geçici bir yanılsama olarak kalıyor ve kaçınılmaz olarak karşılaşacakları daha derin sorunları onun arkasına saklıyor.
“Teknoloji gençlerin memnuniyetsizliğini derinleştiriyor mu?”
Sanal dünyalara sürekli kaçış, gerçekliğin yükünü hafifletiyor gibi görünse de gerçekte gençlerin tatminsizlik ve anlamsızlık duygularını derinleştiriyor. Her sanal zaferde, ekranlar kapandığında bu başarıların değerinin ne olacağını merak ediyorlar. Bu hayali zaferlerin bıraktığı boşluğa dair farkındalık artıyor.
Çözüm
Bu dijital zaferler ve yapay kimlikler, her ne kadar geçici tatmin anları sağlasa da, gençlerin gerçek hayatlarında hissettikleri varoluşsal boşluğu dolduramıyor. Günlük zorluklar ve çatışmalar devam ederken onları cesur ve gerçek bir yüzleşme bekliyor.