HABER MERKEZİ
KOMÜN:
Komün ortaklaşa ve paylaşma ekseninde oluşturulan, belli değerler doğrultusunda yaşamayı tercih eden ve belirli sayıda üyesi bulunan topluluklardır. Kelime anlamı Latincede paylaşmak demek olan communis kökünden türemiştir. Bu değerler ekonominin paylaşılmasından ibadet etmeye kadar çok çeşitli olabilir. Mülkiyetin paylaşılmasının yanında hiyerarşi karşıtlığı, toplumsal uzlaşı ile alınan kararların yanında sürdürülebilir ekolojik yaşam gibi ilkeler günümüz komünlerinde en çok ortaklaşılan değerler olarak ön plana çıkmıştır. Dünyada komünlerin tarihi araştırmacısı olarak bilinen, kendisi de bir komünde yaşayan profesör Yaacov Oved, komünü “üyelerinin hür iradeleriyle herkesten yeteneğine, herkese ihtiyacı kadar”ilkesiyle paylaşılan bir yaşamı seçtiği otonom bir topluluk olarak açıklamıştır.
Komünün tarihine bakarsak aslında çok da eskidir diyebiliriz. Örneğin ilkel komünal toplum yaklaşık insanlık tarihinde 2.5 yıl sürmüştür. Bu da insanlık tarihinin %97.5’una tekabül eder. Her ne kadar buradaki komünal yaşam bilinçli olmaktan ziyade şartların gerektirdiği bir toplu yaşam biçimi olsa da bu yaşama bizler ilkel komünal yaşam diyoruz. Demekki komünal yaşam insanlık tarihinin büyük çoğunluğunun komünal bir yaşamda geçtiği gerçeğini bizlere öğretiyor. Komünal yaşamı aslında her yerde görebiliriz. Köylerde, kasabalarda, şehirlerde aslında komünal yaşamın bir değişik versiyonudur. İnsanlar toplu olmadan birbirinden yalıtılmış bir şekilde yaşayamazlar. Birbirlerine zorunlu ihtiyaç her yönden ve her alanda vardır. Tabi bu zorunlu ihtiyaç daha çok yaşamsal varoluşlarını sürdürme ve soylarını sürdürmek içindir. Ancak bu yaşam içlerinde belirli bir amacı gerçekleştirmek için tüm yaşam tarzını buna göre ayarlayıp değiştiren kasıtlı toplum dediğimiz belli topluluklarda bilinçli komün yaşamını oluşturarak sadece zorunlu ihtiyaçtan dolayı değil kapitalist modernitenin bireyci, vahşi ve iğrenç yaşamında korunma ve ona alternatif olma anlamında bir komün yaşamını tarihte bir çok gerçekleştirdiklerini görmekteyiz. Hem dinsel anlamda hem siyasal hemde ekonomik anlamda oluşturulan bu komünler; bazen kurulu düzen tarafından acımasızca katliamlara uğratılmış, üzerlerinde yoğun baskı kurularak işkenceler pahasına vazgeçirilmeye çalışılmıştır. Yine mevcut düzene alternatif siyasal anlamda komün yaşamı daha da geliştirilerek tarihte Paris komünü diye adlandırılan bir büyük siyasi komünün hayata geçirilmesine de sebep olmuştur.
PARİS KOMÜNÜ:
Paris komünü 18 Mart’tan 28 Mayıs 1871’e kadar Paris’te iktidarı ele geçiren bir Fransız devrimci hükümetiydi. 1870-71Rransa-Prusya Savaşı sırasında Ulusal Muhafızlar Paris’i savundu ve askerler arasında İşçi sınıfı radikalizmi büyüdü. Eylül 1870’te 3. Cumhuriyetin kurulmasının ve Mart 1871’de Fransız Ordusunun Almanlar tarafından tamamen yenilgiye uğratılmasının ardından, Ulusal Muhafız askerleri 18 Mart’ta şehrin kontrolünü ele geçirdi. 2 Fransız generalini öldürdüler ve 3.Cumhuriyet’in otoritesini kabul etmeyi reddettiler, bunun yerine bağımsız bir hükümet kurmaya çalıştılar.
Komün, Paris’i 2 ay boyunca yönetti ve 19.yy’dan kalma birçok okulun eklektik bir karışımı olan, kendi tarzına sahip sosyalizmin ilerici, din karşıtı sisteme yönelik politikalar oluşturdu. Bu politikalar arasında kilise ile devletin ayrılması , öz denetim kiranın hafifletilmesi, çocuk işciliğinin kaldırılması ve çalışanların sahibi tarafından terk edilen bir işletmeyi devralma yer alıyordu. Tüm Roma Katolik kiliseleri ve okulları kapatıldı. Feminist, sosyalist, kominist eski tarz sosyal demokrasi ve anarşist akımlar Komün’de önemli roller oynadılar.
Bununla birlikte, 21 Mayıs 1871’de başlayan La semaine sanglante (Kanlı Hafta) sırasında, Mayıs ayının sonunda, ulusal Fransız Ordusu Komünü bastırana kadar, çeşitli komünarların kendi hedeflerine ulaşmak için 2 aydan biraz fazla zamanları vardı. Ordu Ul0usal Muhafızları savaşta öldürüldü ve tahminen 10.000 ila 15.000 Komüncüyü hızla idam etti, daha sonraki tahminler ölü sayısının 20.000’e kadar çıktığını gösteriyor. Komün, son günlerinde Paris Başpiskoposu Georges Darboy ile çoğu jandarma ve rahip olmak üzere yaklaşık yüz rehineyi idam etti. 1054’ü kadın olmak üzere 43.522 Komünar esir alındı. Yarısından fazlası hızla serbest bırakıldı. 15 bin kişi yargılandı, bunların 13.500’ü suçlu bulundu. 95’i ölüm cezasına, 251’i zorunlu çalışmaya ve 1.169’u sınır dışı edilmeye mahkûm edildi. Liderlerin birçoğu da dahil olmak üzere diğer binlerce Komün üyesi yurt dışına çoğunlukla İngiltere, Belçika ve İsviçre’ye kaçtı. Tüm mahkûmlar ve sürgünler 1880’de affedildi ve bazıları daha sonra siyasi kariyerlerine devam etti.
Sonrasındaki tarihçiler hatta sağ görüşlü olanlar bile komünün yeniliklerinin değerini kavramış ve onun vahşice yok edilmesine üzülmüşlerdir. Bununla birlikte komünün orta ve yüksek sınıflarda o zamana kadar benzeri görülmemiş bir nefret yaratmasının sebebini daha iyi anlamışlardı.
Komünistler, sosyalistler, anarşistler ve diğerleri Komünü katılımcı demokrasi temelindeki bir sistem üzerinde yükselen özgür bir toplumun ilk örneği olarak gördüler. Marx ve Engels, Bakunin ve daha sonra Lenin ve Troçki Komünü özellikle de devletin sönümlenmesi konusunda kuramsal dersler çıkarmaya çalıştılar.
KİBBUTZ:
Paris komününden sonra tarihte diğer komün, kooperatif ve meclis örneklerine geçersek şunları söyleyebiliriz. Kooperatif latince ortaklaşa, yardımlaşma demektir. İngiliz Robert Owen’in fabrika satın alması ve halkın temel ihtiyaçlarını karşılaması 1799’da gerçekleşmiştir. Owen, işçiler için kolektif tasarruf sandığı ve ihtiyaç temin mağazası açar. Üretim ve tüketim ortak geliştirilir. Ortak yaşam alanları kurulur. İşçilerle sınırlı kısmi bir komün ortamını oluşturur.
Yine diğer bir komün örneği de Kibbutzlardır. Kibutz İbranice de topluluk, birliktelik anlamına gelir. Joseph Bozat isimli çiftçi Yahudi 1909’da ilk Kibbutz’u oluşturur. Tarıma dayalı kolektif çiftlikler 300-700 aileyle oluşturulmuştur. Kibbutz’un tüm üyeleri genel meclisi oluşturur. Toplumun tüm sorunları ve ihtiyaçları genel mecliste seçilen komitelerle çözülür. Bu komiteler imar, sağlık, eğitim, mali, kültür komiteleridir. Haftada bir toplantı yapılır. Komiteler ve yönetim meclis tarafından denetlenir. Yeme, içme, temizlik, çocuk eğitimi gibi imkanlardan tüm topluluk yararlanır. Ailedeki kadın ve erkekler kolektif faaliyetlere katılırlar. Binalar ve üretim araçları kolektif mülkiyetindir. Elde edilen ürünler ortak maliyeye aktarılır. Bir kısmı ihtiyaçlara göre dağıtılır, büyük kısmıysa satılır. Gelirin bir bölümü ihtiyaç fonlarına, geriye kalanlarında çalışanlara ücret olarak ödenir. Yerleşimci evini satamaz, kiraya vermez. Haftanın 6 günü çalışma vardır. 1970’ler Kibbutzlar tarıma dayalı imalat, plastik, balıkçılık ve metal gereçler ürettiler. 1980’lerde Neo liberalizmden etkilenerek yozlaştılar. İsrail’in %25’i kibutzlardan oluşur.
MONDRAGON KOOPERATİFİ-BASK ÜLKESİ-İSPANYA:
Bilbao’daki Mondragon şehrinde papaz Jose Marie Arizmend Aretta önce komünal yaşam için ve dayanışma için halkın katkılarıyla meslek okulu açar. Bu okul kooperatifçiliğin zihniyet kurumlaşması haline gelir.
Halktan toplanan para ile soba üretimi yapan küçük bir fabrika kurar. 1959’da çalışan halkın bankasını kurar, arkasından bir sigorta şirketi kurar. Küçük dükkanların birleştirilmesiyle 1969’da kooperatif mağazaları Avrupa’nın en büyük en büyük kooperatiflerinden biri olur. 1970’lerin ortasında bir araştırma enstitüsü açılarak teknik yeniliklerin uygulanması araştırmaları yapılır.
Mondragon kooperatifi demokratik örgüt, öz yönetimden oluşuyordu. Sermayeyi ikincil araçlar olarak görür, kazancın paylaşılması. Toplumsallığa katkı zorunluluğu ve evrensel insani değerleri savunmuştur. Kooperatif üyeleri, yönetim kurulunu ve denetim kurulunu seçerler. Yönetim kurulu kooperatifin üst yönetimini seçer. Kooperatif çalışanlar tarafından yönetildiğinden işçiliğe de, patronluğa da yer yoktur. Elde edilen kazancın %10’u toplumun ihtiyaçlarına ayrılır. Geri kalanı ortak fona, diğer yarısı da üyelerin hesabına aktarılır. Üye kooperatiften ayrıldığında kendi hesabını çekebilir.
Mondragon kooperatifler birliğinin 2012 verilerine göre 7 ülkede 105 fabrika, 289 şirket, 80 bin çalışan, 41 ülkede de yan kuruluşlar ve ofisleri bulunur. Kooperatif; toplumun birlikte yaşamı içinde ekonomi faaliyetlerini birlikte üretim, paylaşım ve kullanımı üzerinde inşa etmesidir. Toplumun politik ve ahlaki varlığını korunmasını sağlayan sosyal-ekonomik bir örgütlenmedir. Devletin ve sermayenin baskılarına karşı bu topluluk emeğini, yeteneğini ve ekonomik imkanlarını birleştirerek kendi yaşamsal ihtiyaçlarını da karşılar.
LARZAC TOPLULUĞU:
Larzaclılar 1980’lerde komünal topluluğunu Fransa’ya kabul ettirdiler. Eğitim, sağlık, ekonomide özerk temelde kendilerini örgütlediler. Rüzgar enerjisi, okul, hastane, mandıra, fırınla temel ihtiyaçlarını karşılamışlardır.
BREZİLYA-MST(Topraksız Köylüler):
Şirketlerin gasp ettiği toprakları toplumun kullanımına ve denetimine geçmesi için mücadele etmiştir. 1979’da kurtulmuştur. 90’larda geniş halk kesimine yayılmışlardır.