HABER MERKEZİ- Sanal kumar baronları çeteleri yaratarak sokakları silahlandırırken, sonuç alıcı politikaların izlenmemesi kimlerin işine yarıyor? Kıskaca alınmak istenen gençler için çözüm nerede? Üniversite öğrencisi Baver Çoşkun değerlendirdi: Sanal olana değil yaşamsal olana bağlanın.
Sanal kumar haber serimizin üçüncü ve son bölümünde sanal kumarın politik arka planına odaklandık. Konuyla ilgili çalışmalar yürüten üniversite öğrencisi Baver Çoşkun, sanal kumar paralarıyla çeteler yaratılarak sokaklar silahlandırırken sonuç alıcı politikaların izlenmemesinin kimlerin işine yaradığını, bu politikayla kıskaca alınmak istenen gençler için çözümün nerede olduğunu anlattı.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi 6. sınıf öğrencisi olan Baver Coşkun, dijital teknolojinin artışıyla beraber sanal kumara erişiminin arttığını söyleyerek, bu artışın önemli nedenlerinden birisinin de bilinçli bir politika olarak yürütülmesi olduğunu vurguladı. Sanal kumarın “özel savaş politikasının” bir boyutu olduğuna dikkati çeken Coşkun, sanal kumar ile birlikte bu politikanın somutluk kazandığını ifade etti.
‘Sanal Kumar Özel Savaşın En Çok Görünen Yüzüdür’
“Özel savaş politikasının” tanımını yapan Coşkun, “Özellikle kapitalist modernite ile beraber son 200 senedir hayatın olan akışına giren ve fiziki olarak bir şeyi tamamen ortadan kaldırmaya değil, onu içten çürütmeye, değerleri yozlaştırmaya götüren bir boyuttadır. Kurbağa örneği var. Yumuşak ve yavaş bir şekilde aslında ölüme götürme durumu var. Özel savaş da bu şekilde ilerler” dedi.
Coşkun, sanal kumarın özel savaş politikasıyla bağını kurarak şöyle örneklendirdi: “Sanal kumar oynayan-oynatan kişiler neticede bazıları intihara sürükleniyor ama bu süreç içerisinde de sistem çarkını onun üzerinden var ediyor. Bir bedenin tamamen yok oluşu olmadığı zaman da zihnin ve bedenin çürüme durumu söz konusu. Bu zamanla oluyor. Kişiler bunun farkına varmıyor. Bu yönüyle sanal kumar özel savaşın görünmez olduğu değil, tam aksine en çok görünen yerlerden bir tanesidir.”
Her Kesime Özel Bir Yaklaşım Var
Sanal kumar oynamada tek bir nedenin olmadığını belirten Coşkun, her kesime özel bir yaklaşımın olduğunun altını çizdi. Coşkun, “Yani kişilere özgün bir yaklaşım var. Yoksula para vaadiyle gider. Başkasına duyguları, düşünceleri, ihtiyaçlarına cevap verme vaadiyle gider. Veya kişiyi eğlence üzerinden o cendere içerisine almaya çalışır ve bu şekilde manipüle eder. Ekonomik durumları iyi olmayan insanların önüne de sürekli kısa vadede, hızlı bir şekilde emek harcamadan kazanacağı propagandası yapılarak, sistemin çarkına girmesi sağlanıyor.
Öğrenciler açısından ise sınav, barınma, KYK yurtları gibi birçok sorun içerisine itilmiş. Bunlara toplumsal bir çözüm bulunamadığı zaman sürekli göz önünde tutulan ve reklamı yapılan sanal kumar, işleve girmiş bulunuyor ve o sistemin ağında kendini bulabiliyor. Yani herkese ayrı bir yaklaşım söz konusudur. Herkes aynı şekilde oraya girmiyor” ifadelerini kullandı.
Sanal Kumar Duygulara Müdahale Ediyor
Sanal kumarın doğal olan insani duygulara yapay bir şekilde müdahale ettiğini ifade eden Coşkun, “Normalde kişileri tatmin eden, mutluluğa sebep olabilecek, kişileri huzurlu bir noktaya getiren olayların, olguların kendisi yetmemeye başlıyor. Bu durum kapitalist modernite tarafından manipüle ediliyor ve olması gereken üretimin dışına çıkarılmış oluyor. Bir yerden sonra kişilerin beyninde şu dönüyor; ‘Ne olursa olsun sen devam et. Ne olursa olsun parayı bul, sisteme yükle ve bunu işletmeye çalış.’ İrade dediğimiz durum bir yerden sonra pasif olmaya başlıyor. Kişiler bir yerden sonra yalnızlaşmaya başlıyor. Ki bu da ana amaçlardan bir tanesidir. Yani bir kısır döngüyle maruz bırakılıyor. Bununla birlikte gençler yalnızlaşıyorlar ve neticesinde biliyoruz ki intihara varan olaylar yaşanıyor. Toplumdan kopmuş, çetecilik ve mafya ağlarında kendini bulan gençleri görüyoruz” dedi.
‘Artık O Çarktan Bir Kişidir Ve O Çarkı Yürütmek Zorundadır’
Sanal kumarın odak noktasının duyguları manipüle etmek olduğunun altını çizen Coşkun, burada iradenin gücünü vurguladı. Sanal kumarın bireysel bir sorun olmadığını söyleyen Coşkun, tek başına iradesizlik ve ahlaki zayıflığın da olmadığını ifade etti. Coşkun, “Sanal kumar sistemi kişiyi oynamaya çekerek borçlandırıyor. Bu sanal kumarın bir yan etkisi değil. Sistemin tam olarak hedeflediği şeyin kendisidir. Yani bu sisteme girip neticede daha da borçlu olmayan insan göremeyiz. Evet, ilk başta oynayan konumundadır. Sonradan belki oynatan konumuna geçtiğinde borçlu değilmiş gibi gözükebilir. Ama artık o çarktan bir kişidir ve o çarkı yürütmek zorundadır” diye belirtti.
Politika Gençleri Apolitik Hale Getirme
Kürdistan’da ve Kürt gençleri arasında sanal kumar artışı, çete ve mafyanın artışının devletin uyguladığı politikalarıyla ilişkisinin olduğunu kaydeden Coşkun, ayrıca bu artışta sanal medyanın büyük önemde olduğunu kaydetti. Özellikle Kürt gençlerini manipüle etmek için çetelerin sanal medyada Kürtçe şarkılar ve devrimci marşlarla propaganda yaptıklarına dikkati çeken Coşkun, “Politika gençleri apolitik etme üzerinden yürüyor. Neticede gençler politikadan, üretimden, kültür-sanatla uğraşmaktan, kimliğinin özgürlük mücadelesini vermekten uzaklaşan bir noktaya geliyor. Sistem, ‘Aylarca emek vererek çalıştığın parayı bir günde kazanabilirsin’ sözleriyle kendini çekici kılıp lümpenliğe ve mafya-çete ağına itiyor” değerlendirmesinde bulundu.
Sanal kumar bağımlılığı ile madde bağımlılığı arasındaki benzerliğe değinen Coşkun, bu bağımlılıkların çeşitli aşamalarla oluştuğunu ifade etti. Coşkun, “Bir anda kimse kendini uyuşturucu içerisinde uyuşturucu kullanır ya da torbacı bir konumda bulmuyor. Ya da sanal kumar oyunları içerisinde bulmuyor. İlk başta reklamını görüyor. Zaten bu reklamlar herhangi bir denetime maruz kalmıyor. Bu sistemin bilinçli bir tercihidir. TRT’nin sanal kumar reklamı yapma durumu söz konusu.
Örnek olarak uyuşturucu konusunda kişi ilk başta kullanan konumundayken bir yerden sonra çeşitli nedenlerle satıcı konumuna geliyor. Yani torbacı olmaya başlıyor.
Bu sanal kumar açısından da ilk başta oynayan insan bir yerden sonra borçlu olma durumunu aşabilmek için oynatan konumuna girmeye başlıyor. Bunu yayma, linkleri paylaştırma gibi şeyler yaparak komisyon alıyor. Bu iki örnek bile aslında bütünden özel savaşın kendine bağımlı etme, kendine mecbur kılma yönteminin benzer biçimlerde yürüdüğünü gösteriyor” ifadelerini kullandı.
‘Kapitalist Sistem Boşluklara İzin Vermez’
Coşkun, bu politikaların özellikle Kürtlerin, Alevilerin, sosyalistlerin, demokratların yaşadığı bölgelerde yoğun bir şekilde yürütülmesinin tesadüfi değil ‘üzerine yoğunlaşmış ve sahaya sürülmüş politikalar serisi’ olduğunu vurguladı.
Bunun siyasi ve politik ayağının çok baskın olduğunu söyleyen Coşkun, “Kapitalist sistem boşluklara izin vermez. Yani bir boşluk gördü mü orada kendini var etmeye çalışır. Gençlerin apolitik olması, örgütlenmemesi, kendi hakkını aramaması için bu politikalar yapılıyor. 2010’da dönemin Siirt Valisi bunu çok net bir şekilde söylüyor. ‘Siyasallaşacağınıza fuhuş yapın’ demişti. Bu net bir şekilde medyada yer bulan örneklerden bir tanesi. Yoğun, şiddetli ve onlar açısından sonuç alıcı politikalar uygulanıyor” diye konuştu.
‘Sanal Kumarın Bilinçli Bir Şekilde Önü Açılıyor’
Sanal kumarın yaygınlaşmasının önüne kolay bir şekilde geçilerek engellene bilineceğini belirten Coşkun, bilinçli bir şekilde propagandasının yapılarak önünün açıldığını söyledi. Coşkun, “Bahsin iki biçimi var, yasa dışı ve yasal diyerek ayrım yapıyor. Baktığımızda aslında bir yönünü gizleme durumu da var. Yani yasal bahis diyerek emeğin yok edilmesi, kişilerin hayattan kopartılması, intihara sürüklenmesi yokmuş gibi bir imaj çizilmeye çalışılıyor. Kesinlikle ikisi arasında belirgin bir fark söz konusu değil. Yani sistemin yürütülen politikaları buna hizmet etmekte. O yüzden bunu yok etmek için, denetimini artırabilmek için yapılan şeyler yok. Ama bunlar çok kolay bir şekilde yapılabilir” dedi.
Panzehir Toplumsallaşmaktır
Tüm bu politikaların panzehirinin toplumsallaşmak olduğunun altını çizen Coşkun, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu da örgütlülükten geçiyor aslında. Yani bu noktada gençlerin kendi kimliklerine daha çok sarılması, yaşamsal olana daha çok bağlı olması, bununla ilgili çalışmalar yürütmesi, kendini konumlandırması ve yaşatan bir çerçevede hayata bakması çok değerli. Çünkü biliyoruz ki bu durum kişiyi yalnızlaştırıyor. İntihara sürüklüyor. Bizim kaybedecek hiçbir gencimiz yok. Bu sorundan çıkış yolunu sanatla, sporla, kültürle uğraşmaktır. Bir enstrümanla beraber yaşamını idame ettirmektir. Bu noktada ilişkilerimizde boşluk bırakmamak aslında en büyük noktadır.
Yani özel savaşı konuşurken ‘Ben bu durum içerisinde değilim’ dememek gerekiyor. Özel savaşın sadece bir boyutu yok. Çok sinsi, çok kurnaz bir şekilde kendini var eden bir durumdan bahsediyoruz. Ya da sürekli yanı başımızda olan telefon ve sürekli reklamı yapılan, erişimi çok kolay olan bu sanal kumara bugün düşmemişsek yarın düşmeyeceğimizin bir kesinliği yok. Bunu kesin olan bir hale getirebilmek için tedbirleri daha güçlü bir şekilde almak gerekiyor. Ve bunu daha da deşifre etmek gerekiyor. Bu sistemin gençlerimiz, halkımız arasında kendine nasıl vücut bulduğunu deşifre etmek gerekiyor. Herkese anlatmak gerekiyor.”
*3 BÖLÜMDEN OLUŞAN SANAL KUMAR DOSYAMIZ, KOLLEKTİF BİR EMEĞİN SONUCU OLARAK ORTAYA ÇIKMIŞTIR.










