İSTANBUL- DGB, kendilerini polis olarak tanıtan kişiler tarafından telefonla arandıklarını belirterek, gençlerin geleceksizlik ve yoksulluğa mahkum edilmek istenilmesine karşı mücadelelerinin kriminalize edilmek istenildiğini belirtti.
Devrimci Gençlik Birliği (DGB), kendilerini polis olarak tanıtan kişiler tarafından telefonla aranarak tehdit edilme ve ajanlık dayatmasına karşı İstanbul Beyoğlu’nda bulunan İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde basın toplantısı gerçekleştirdi.
Açıklamada konuşan DGB üyesi Yağmur Koç, gençlere yönelik saldırıların sistematik halde devam ettiğini belirterek, yakın zaman içinde çok sayıda arkadaşlarının ve ailelerinin Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından arandığını ifade etti. Yağmur Koç, arayan kişilerin kendilerini İstanbul Emniyeti’ne bağlı polis memurları olarak tanıttığını ve ailelere “Çocuğunuz terör olaylarına karışıyor. Eylemlere katılıyor” denilerek zorla görüşmeye çağrıldığına dikkati çekti. Koç, “Aramalarla tehdit edilmek istendiğini, ajanlık dayatıldığını açık bir biçimde görmekteyiz. Özellikle de aileler üzerinden mevcut işlerini kaybetme tehdidi ile baskı kurulmak istenmektedir. Ailelere, ‘Çocuklarınızın ne yaptığına dikkat edin, görüştüğü kişileri bizlere bildirin’ denilerek adeta çocukları hakkında ajanlık dayatmasında bulunulmaktadır” diye konuştu.
📌DGB’den tehdit ve ajanlık dayatmasına karşı açıklama
DGB, kendilerini polis olarak tanıtan kişiler tarafından telefonla arandıklarını belirterek, mücadelelerinin kriminalize edilmek istenildiğini belirtti.
https://t.co/XrUk4uifsK https://t.co/HttyPY8ctH
— Berû Ajans (@beruajans) October 19, 2026
Milyonlarca gencin geleceksizlik ve yoksulluğa mahkum edildiğini ve buna karşı mücadelelerinin kriminalize edilmek istenildiğini belirten Yağmur Koç, bu olayları ilk defa yaşamadıklarını kaydetti. Bu uygulamanın hiçbir yasal dayanağının olmamasına dikkati çeken Yağmur Koç, bunun gençlere yönelik baskı ve yıldırma politikalarının bir parçası olduğunu ifade etti. Koç, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Bizler bunu kabul etmiyoruz. Bu baskı ve zorbalık politikaları bizleri üniversitelerimizde parasız eğitim hakkını savunmaktan, işten atılan ve greve çıkan işçi ve emekçilerin yanına dayanışmaya gitmekten, emperyalist savaş ve saldırganlık politikalarına karşı çıkmaktan, kadın cinayetlerine ses çıkarmaktan alıkoyamaz. Arkadaşlarının başına gelebilecek herhangi bir durumdan İstanbul Emniyet Müdürlüğü sorumludur. Bu saldırılar karşısında susmayacağız.”








