AMED– Barışın ve demokratik toplumun inşasındaki sorumluluklarını ve komünlerin önemini tartışmak üzere Dicle Üniversitesi’nde forum düzenleyen KÖDER, ‘Bir üniversite öğrencisi barışa neden ihtiyaç duyar?’ sorusuna cevap aradı.
Dicle Komün Öğrenci Derneği (KÖDER), Dicle Üniversitesi’nde forum düzenledi. Fen Fakültesi Bahçesi’nde gerçekleşen forumda “Barış ve Demokratik Toplumu Tartışıyoruz” yazılı pankart açan öğrenciler, barışın inşasında komünlerin önemine ve kadın öncülüğüne ilişkin tartışmalar yürüttü.
Forumda ilk olarak konuşan Hasan Karsu, bu forumun sadece KÖDER ile ilişkili olmadığını üniversitedeki bütün öğrencileri ilgilendirdiğini belirterek herkesin katılması ve fikirlerini belirtmesi çağrısında bulundu. KÖDER’i tanıtan Karsu, üniversite öğrencilerinin toplumun öncülüğünü yapacak kişiler olduklarını ve bu nedenle pek çok alanda oluşturdukları komünlerle çalışmalarını yürüttüklerini kaydetti.
Sağlık kömününe değinen Karsu, “Eşit, ücretsiz, nitelikli ve anadilinde sağlık hakkını savunan sağlık komünü çalışmalarını bu kapsamda yürütüyor. Bu komünde sağlık öğrencileri ve tüm öğrenciler olarak ne yapabiliriz diye düşünmemiz gerekiyor. Sağlık alanı herkesi ilgilendiren bir alan olduğu için herkesin fikirlerini belirtmesi, neler yapabileceğimizi tartışması çok önemli” dedi.
Ekoloji Komününe de değinen Karsu, bireyin şehirlerde, hava kirliliği, su kirliliği ve toprak kirliliği içerisinde kendini var edemediğini belirtti. Ekoloji komününün de bu kapsamda çalışmalar yürüttüğünü söyledi.
Sonrasında söz alan Halit Konuk, mevcut sağlık sisteminin alternatifinin yaratılması beklentisinde olduğunu söyleyerek, “Mevcut sağlık sistemi, egemenin kendi dilini kullandığı, bir rant alanına dönüştürdüğü bir alan haline geldi. Benim sağlık kömününden beklentim mevcut sistem yaklaşımını mahkum edip özgür demokratik bir sağlık inşasına öncülük etmektir” ifadelerini kullandı.
Kültür, Sanat ve Dil komününe ilişkin konuşan Emine Şahin kültürün bir halkın bütün yaşamını içinde barındıran ve bunu dil ile yaşamsallaştıran bir alan olduğunu kaydetti. Günümüzde çarpıtılmış bir tarih anlayışı olduğunu söyleyen Emine Şahin bu tarihin bireyi özellikle akademik alanda yalnızlaştırdığını kaydederek söz konusu komünün bu yalnızlaştırmayı engelleyebilmek için bir alternatif olduğunu söyledi. Emine Şahin, “Çok dilli ve çok kültürlü bir coğrafyanın gittikçe tek tipleşmesi ve bir milletin tahakkümü altına girmesine karşı bir mücadele yürütmek önemli. Bu mücadele mimari ve ekolojik olarak da yürütülebilir. Var olan baskılar nedeniyle birey kendi dilinde ve kültüründe üretemiyor. Başta üniversitelerde olmak üzere anadilinde eğitim görememesi ve kendi kültürünü yaşayamaması nedeniyle çarpık bir kişiliğe dönüşüyor” şeklinde konuştu.
Kadının yaşamı kuran öncü rolünün komünde de kendini gösterdiğine değinen öğrenciler, kadının eve hapsedilmesine, katledilmesine karşı ses çıkarıldığını, örgütlenmelerin olduğunu ancak komünlerle yaşanan kırıma karşı daha güçlü alternatifler sunulabileceğini belirtti. Öğrenciler, kadının metalaştırılarak, toplumdan uzaklaştırılarak özgürleşmesinin engellendiğini kaydetti.
BİR ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİSİ BARIŞA NEDEN İHTİYAÇ DUYAR?
27 Şubat 2025’ten bu yana devam eden “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”ne değinen Hasan Karsu, bu süreci toplumun ve kendilerinin nasıl değerlendirdiklerini tartışmanın önemli olduğunu belirterek, “Bir üniversite öğrencisi neden barışa ihtiyaç duyar?” diye sordu.
Değerlendirmede bulunan bir diğer öğrenci “Üniversitelerde bugün gençlerin tartışma alanı olmalı. Bugün yaşamın her alanında sorun var. Her alandan öğrenciler olarak bizim kendi alanlarımızda ne kadar yoğunlaşmamız var? Gençler, üniversite öğrencileri kendilerini toplumdan kopuk ele alamazlar. Üniversite gençleri topluma öncülük etmekten çok toplumla beraber ilerlemeyi düşünmeli” dedi.
Savaşın tek bir alanda yaşanan bir durum olmadığını var olan bütün komünlerin savaşın yıkıma neden olduğu alanlar olduğunu söyleyen Fatime Baltacı, “Bugün üniversitelerde pek çok kurum, grup var ancak şunu soruyoruz; Biz ne için bir araya geliyoruz? Toplumsal ahlak gibi pek çok sorunu kendine dert eden arkadaşlar olarak bir araya geliyoruz. Ben bir kadın olarak yaratan üreten biri mi olacağım, ekonomik sorunları, kültür kırımını, kadın kırımını mı kabul edeceğim yoksa bütün bunların karşısında duran ve barışın sadece bir süreç değil her zamana ve her alana yayılmasını sağlayacak bir yerde mi duracağım? Bütün bu soruları kendimize soran ve barışı söylem düzeyinde tutmayan bir yerde durmak istiyoruz.” Fatime Baltacı son olarak şunları söyledi: “Barışı herkesin haykırması gerekiyor. Eko kırım, kadın kırımı sadece savaşın sona ermesiyle bitmeyecek. Bu süreç her zaman devam edecek. Etrafında örgütlenmemiş her şey kırımdan geçiriliyor. Bu nedenle her birimiz, kendi alanımızda, kendi kimliğimizde olmaktan daha fazlasını yapıp her alanda her şekilde barışı istememiz gerekiyor. Barışın bir ana sığdırılmayacak kadar değerli olduğunu görebiliyoruz.”
‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE’ DERSİNE KARŞI ‘BARIŞ VE DEMOKRATİK TOPLUM DERSİ’
Aydın Dinler, süreç başladığından bu yana “Terörsüz Türkiye” dilinin kullanılmasını eleştirerek İçişleri Bakanlığı’nın 18 Eylül’de üniversitelere ilişkin “güvenlik” kapsamında gönderdiği genelgede “Terörsüz Türkiye” dersi verilmesini kabul etmediklerini söyledi. Dinler, “Biz bunu kabul etmiyoruz. Bu derse karşı biz üniversite öğrencileri olarak kendi bahçemizde ‘Barış ve Demokratik Toplum Dersi’ni işleyeceğiz. Bütün üniversite öğrencilerine de çağrımdır; gelin birlikte barışı ve demokratik toplumu tartışalım” dedi.
Üniversite öğrencileri forumun ardından KÖDER’in tanıtımını yapan broşürleri dağıttı.








