AMED- Dicle Üniversitesi öğrencileri, katledilen kadınlar için kampüste yürüyüş gerçekleştirdi. Fen Fakültesi’nden Eğitim Fakültesi’ne yapılan yürüyüşün ardından yapılan açıklamada, kadın cinayetleri ve şüpheli ölümlerin cezasızlık politikalarının ve erkek egemen sistemin sonucu olduğu vurgulandı.
Dicle Üniversitesi öğrencileri, Gülistan Doku, Rojin Kabaiş, Nur Sena Düzgün, Narin Güran ve öldürülen tüm kadınlar için Dicle Üniversitesi Fen fakültesi kantininden eğitim fakültesine doğru yürüyüş gerçekleştirdi. Eğitim Fakültesi önünde Kürtçe ve Türkçe okunan basın açıklamasında “jin jiyan e, jiyan nekûje” pankartı açıldı. Öğrenciler adına açıklamayı Esra Pekür okudu.
Erkek Egemen Aklın Politikaları
Erkek egemen sistem, gerçeği ortaya çıkarmaktan değil, gerçeği örtmekten beslendiğini vurgulayan Pekür; Gülistan, İpek, Narin, Rojwelat ve Rojin gibi aydınlatılmayan dosyaların tesadüflerin, ihmallerin ya da birkaç görevlinin hatasının sonucu olmadığının değinerek, sözlerine şöyle devam etti: “Bugün burada yalnızca yürümek için değil, gerçeklerin gün yüzüne çıkması için toplandık. kadınlar kaybettiriliyor, çocuklar korunmuyor, gençler yaşamdan koparılıyor. Ardından dosyalar kapatılıyor, deliller karartılıyor, sorumlular korunuyor. Bu dosyalar, erkek egemen devlet aklının ve cezasızlık politikasının ürünüdür, münferit değil cezasızlığı büyüten, erkek egemenliğini koruyan, adaleti siyasallaştıran sistemin sonucudur. Bizler biliyoruz ki, cezasızlık yeni acıların, kayıpların önünü açar. Etkin yürütülmeyen soruşturmalar, karartılan deliller, geciken süreçler ve sessizlik; toplumsal adalet ve vicdan duygusunu zedelemektedir. Oysa yaşam hakkı kutsaldır ve her kayıp, her şüpheli ölüm, her faili meçhul dosya titizlikle araştırılmak zorundadır”
‘Özel Savaş Politikalarının Karanlığına Teslim Olmayacağız’
Gülistan Doku dosyasının yıllarca aydınlatılmaması, devletin gücünün yetmediğini değil; o gücün, hakikati ortaya çıkarmak yerine hakikatin üzerine çöken bir gölgeye dönüştüğüne dikkat çeken Pekür: “Bu dosyada dönemin tüm sorumluları, valisinden emniyet müdürüne, rektöründen sağlık müdürüne kadar tüm kamu görevlileri sorumludur, sorgulanmalıdır. ‘Ucu nereye giderse gitsin’ diyorsanız, o uç nereye gidiyorsa oraya kadar gidin. Gülistan ve kaybedilen, katledilen tüm kadınlar için adalet sağlanana kadar susmayacağız. Kadınların yaşamını hiçe sayan erkek egemen politikalardan hesap soracağız. Yargıyı sarayın ve iktidarın aparatı haline getirenlerden hesap soracağız. Delilleri karartanlardan, soruşturmaları sürüncemede bırakanlardan hesap soracağız.
Bizler de üniversiteli gençler ve genç kadınlar olarak özel savaş politikalarınızın karanlığına teslim olmayacağız. Üstü örtülmeye çalışılan kadın cinayetlerine ve “şüpheli” bırakılan ölümlere karşı sessiz kalmayacağız, kampüslerden sokaklara mücadelemizi sürdüreceğiz. Mücadelemizi her yerde daha da büyütüp kadın devrimi ile taçlandıracağız” dedi.
Açıklama “jin jiyan azadî” , “ katledilen kadınlar isyanımızdır”, “ jinên ciwan dimeşe erd û ezman diheje” sloganları ile son buldu.








