Enter your email Address

  • Anasayfa
Cumartesi, Haziran 20, 2026
Berû Ajans
  • Analiz
  • Dijital Medya
  • Ekoloji
  • Ekonomi
  • Gençlik
    • Genç Kadın
    • Genç Kalemler
    • Üniversite
  • Güncel
  • Kültür-Sanat
  • Özel Dosya
  • Röportaj
  • Spor
  • Teknoloji
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Gör
  • Analiz
  • Dijital Medya
  • Ekoloji
  • Ekonomi
  • Gençlik
    • Genç Kadın
    • Genç Kalemler
    • Üniversite
  • Güncel
  • Kültür-Sanat
  • Özel Dosya
  • Röportaj
  • Spor
  • Teknoloji
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Gör
Berû Ajans
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Gör
Anasayfa Analiz

Gençlik ve Öz Savunma

20 Haziran 2026
in Analiz, Gençlik
0
Gençlik ve Öz Savunma
Share on FacebookShare on Twitter

   ‘‘Gençlerini kaybeden toplum veya tersine, toplumunu kaybeden gençlik yenilmiş olmaktan öte kendi varlık hakkını kaybetmiş, ona ihanet etmiş demektir. Gerisi çürüme, dağılma ve yok olmadır. Buna karşı temel toplumsal görevi, varoluşunun temel amaçları olarak eğitim kurumlarını geliştirmektir. İçerik olarak bilimsel, felsefi, sanatsal, dilsel yorumlarını bilim-iktidar yapılanmasından ayrıştırmaktır. Anlam devrimini başarmaktır.’’    – Özgürlük Sosyolojisi-

Gençlik, toplumun varoluş hakkını yerine getiren ve süreklileştiren en dinamik güçtür. Toplumun yarını-geleceği olarak değerlendirilse de, aslında dinamik, akışkan ve yeniliğe açıklığıyla an’ın inşa gücüdür. An’da yoğunlaşarak yarını-geleceği biçimlendirmek onun işidir. Çünkü an’da gerçekleşemeyenin yarını-geleceği şekillendiremeyeceğini yine en iyi o bilir. Tarih ve şimdi, şimdi ve gelecek ilişkisi an’daki oluşla belirlenir. An’da ne kadar pratikleşir ve oluşursan, şimdi ve geleceği o kadar belirlemiş ve tarihin kendisi haline gelmiş olursun.

Bu bağlam içerisinde madde-enerji ilişkisi ne ise, toplum-gençlik ilişkisi de odur. Toplum maddi form iken, gençlik onun birikmiş arayış halindeki enerjisidir. Toplum-gençlik ilişkisinin doğru kurulabilmesi; toplumun, varoluş hakkını doğru kullanmasına; gençliği kendi öz kültürü, ahlaki ve politik değerleri doğrultusunda eğitmesine bağlıdır. Bağlam böyle kurulduğunda madde-enerji akışkanlığı kaçınılmazdır. Aksi söz konusu olduğunda maddi formun enerjiye dönüşmesi bir tarafa, çürümesi kaçınılmaz hale gelir. Çünkü toplumsal öz savunma gençliğin savunulmasından, yani gençliği kendinin etmekten, kendine dair öz bilinç edinmesini sağlamaktan başlar. Öz bilinç edinmemiş, öz bilinci gelişmemiş insan, öz savunmasını yapamaz. Demek ki gençliğin öz savunması da, kendine dair öz bilinç edinmesiyle, onu o yapan toplumsal kimliğin hem bir parçası hem de bütünü olma özelliğini özümsemesiyle başlar.

İktidar ve devlet yapılanması, özellikle de ulus devlet, toplumsal gerçekleşmenin bu boyutunu iyi bildiğinden ‘‘zorunlu eğitim’’ adı altında sürece müdahalede bulunur. Küçük yaşlarda okul sistemine tabi tutulan çocuklar, devlet aygıtının dil, bilim, sanat, tarih, felsefe ve din öğretisi ile yetiştirilip biyolojik olarak ailelerinin / toplumun çocukları gibi görünseler de cevheren devletin öz çocukları, gençleri haline getirilirler. Kendine ve toplumuna yabancılaşmanın ilk adımları bu okullarda atılır. Devletin ideolojik aygıtlarından olan okullara bir de medya endüstrisi eklendiğinde, gençlik üzerinde müthiş bir kültürel sömürgecilik furyası estirilir. Kültür endüstrisinin tüketim cenderesi içerisine alınan gençlik, maddi yaşamın biyolojik sınırlarına hapsedilir. Toplumun fethi, gençliğin ele geçirilip kafeslenmesiyle gerçekleştirilir. Sonuç; yitirilen gençlik, yitirilen toplumsal varoluş hakkıdır.

Toplumun, sömürgeciliğin baskısı ve kuşatması altına alındığı zamanlarda ise her şey daha da acımasızcadır. Gençlik toplumun en dinamik ve direngen yapısını meydana getirdiğinden, sömürgeciliğin ana hedefidir. Sömürge toplumun gençleri, çoklu özel savaş yöntemleriyle ya zaaflarından yararlanılarak ya da iş vaadiyle düşürüp ajanlaştırma, fuhuşa zorlama, uyuşturucuya alıştırma, devlet uzantısı mafya-hırsızlık çetelerinin tetikçileri haline getirme amaçlı özellikle hedeflenirler. Politik mücadele içerisindeki yurtsever aile, çocuk ve gençlerini bu uygulamalar içerisine çekmeyi başarmak, onlar için üstün performans göstermek niteliğindedir. Sömürgeci devlet aklı, politikleşmiş gençliği kendisi için büyük tehdit görür. Nedeni, politikleşmiş gençliğin kendi öz bilincini, öz tarihini ve bu doğrultuda oluşmuş politik kimliğini ve dilini sahiplenmesi; özgürlük ve özerklik talebiyle tüm potansiyelini örgütlü mücadeleye sevk edebilmesidir. Bunun önüne geçebilmek için gençliği kendi öz değerleriyle karşı karşıya getirmek, ihanet eder duruma düşürmek gerekir. Fakat sömürgeci devlet aklı bununla da yetinmez. Ahlaki-politik öz kimliğini sahiplenmeyen pasifist, edilgen gençliği de aynı sömürü cenderesinin ‘‘yumuşak güç/ kadife eldiven’’ stratejisine tabi tutar ve zekalarıyla yaratıcılıklarını sömürerek kendine mal etmeyi ıskalamaz. Ne de olsa devlet malı haline getirilmişlerdir ve üzerlerindeki her türlü tasarruf devlete aittir.

Frantz Fanon ‘‘Siyah Deri Beyaz Maskeler’’ adlı eserinden, ‘‘akla seslenmekle veya insan onuruna saygı çağrılarıyla gerçekliğin değişebileceğini sanmamalıyız. Eğer farklı bir gerçeklik, farklı bir dünya istiyorsan, mevcut olanı değiştireceksin’’ tarzında seslenirken, kuşkusuz bizleri şevk ve arzu gerektiren eyleme çağırır. Zira sömürgecilik tarafından özgürlüğün yok edilmesi, insanın en insan, insanı insan yapan yanının yok edilmesidir. Adaletsizlik, sömürü, baskı ve sömürgeci şiddetle insanın insanlaşma sürecine müdahale edilerek gelişmesi durdurulur. Ancak ahlaki ve politik toplumun özgürlük ve adalet mücadelesiyle bu engel ortadan kaldırılıp insanın insanlaşma serüvenine kalındığı yerden devam edilir. Demek ki, ‘‘özgürlük yalnızca hayatın tehlikeye atılmasıyla elde edilir… hayatını ortaya koymamış bir birey, kuşkusuz bir kişi olarak tanınabilir; fakat o, bağımsız bir öz bilinç olarak bu tanımanın gerçeğine erişememiştir.’’ (1) Devrimci Halk Savaşı stratejisi bu bilinçle kendini pratikleştirirken, kadının yanı sıra gençliğe sadece belirli bir alanda öncülük misyonu yüklemez. Kadın ve gençlik, öz savunma mücadelesinin tüm boyutlarında da öncü ve yürütücü güçtürler. Genelde iktidar ve devlet tekellerinin, özelde ise ulus-devlet sömürgeciliğinin en büyük saldırılarını yönelttikleri kadın ve gençlik, öz savunma hattını oluştururlar.

Gençliğin öz savunması, kendi öz bilincini özümsemekten, yani toplumsal öz kültürü bilince çıkarmaktan başladığına göre, bilinçlenme en başta gelen eylemdir. Kapitalist modernite öğretilerini aşan bir bilim, felsefe, sanat ve dil yorumunu geliştirmek; araştırma-inceleme yöntemini baz alarak düşünce ve eylemde kendini yetkinleştirerek karşıtlarının bilme düzeyini aşan bir bilinç yaratmak, gençliğin temel çıkış noktasını oluşturmalıdır. Önder Apo’nun vurguladığı içerikte anlam devrimini gerçekleştirmenin yolu, böylesi bir bilinçlenmeden geçmektedir. Gelişmiş bir öz bilinç, yaratıcılıkta sınır tanımayan bir öz savunma kültürü demektir. Aksi yöndeki her emekten, fikri yoğunlaşmadan kaçış; kolaycılık, taklit ve ezbere yöneliş, anlam devrimine değil anlam yoksunluğuna yol açar. Anlam devrimi için gençliğin kendi okul, akademi sistemini örgütlemesi elzemdir. Demokrasi karşıtı devlet baskısının söz konusu olduğu zeminlerde, kendi öz okul ve akademilerini veya eğitim komünlerini yer altında, evlerde inşa etmek öz savunmanın özüdür. Özünü korumak ve toplumunu savunmak isteyen işe bilinçlenmeyle, aydınlanma ve aydınlatmayla başlamak durumundadır. Bu da önce zihinlerimizi iktidar ve devletten, ulus-devlet faşizminden kurtarmamız manasına gelir.

Öğrenci gençlikle işçi, emekçi ve köylü gençliği; eğitim, akademi ya da komünlerinde bir araya getirerek sosyal-siyasal etkileşim içerisine girmelerini ve deneyimlerini paylaşmalarını sağlamak, toplumsal kültür ve bilinci geliştirdiği gibi siyasal kimliğin oluşması açısından da ciddi katkılar üretir. Sistemin topluma dayattığı derin bireycilik yöntemiyle paylaşım ve dayanışmayı, kolektif iş yapmayı ortadan kaldırarak insanı örgütlü doğasından uzaklaştırma ve yalnızlaştırarak teslim alma stratejisi de bir yerden kırılmaya uğratılmış olur. Öz savunma öze dönüş, öze dönüşte halka/ topluma dönmek anlamına geldiğinden, kurulan bu ilişkisel bağlam bir yeni varoluş biçimini benimsemeyi ifade eder. Buna katılan hiçbir insan eskiden olduğu gibi kalamaz. Nihayetinde bilmek bilinçlenmeyi, bilinçlenme de ahlaki ve politik bir öğe haline gelerek sorumluluk almayı koşullar. Gençlik bu yeni varoluşun öznesi, dinamosu olma özelliğiyle zamanı örgütleme sorumluluğu alır. Peki bu sorumluluk ne anlama gelir?

Zamanı örgütleme sorumluluğu, zamanda ifadesini bulan sosyal, siyasal, kültürel, ekonomik, bilimsel, sanatsal, askeri, hukuki, diplomatik, sportif vb. tüm varlık bulma alanlarını örgütlemek ve bu alanlarda örgütlü halde bulunmaktır. Böylece zamanı kendi yeni varoluşumuzun kurucu inşa çabası haline getirmiş oluruz. Bu uğurda ne kadar çok şey yaparsak, zamanı o kadar çok kendimizin yapar ve o oranda var oluruz. Dolayısıyla gençliğin öncülük ve öz savunma görevi belirli alanlarla sınırlandırılamaz. Bu noktada her kim gençliği belirli alanlarla sınırlandırma gayretindeyse, bilmeli ki esasta toplumun öncülük ve öz savunma pratiğini sabote etmekte, engellemektedir. Tersinden bir tutumla gençlik, toplumsallığın bulunduğu her alanda öncülük ve öz savunma görevleriyle varlık kazanmak durumundadır. Çünkü topluma bilinci, örgütlenmeyi ve eylemi taşırarak toplumla birlikte öğrenmeyi ve yapmayı gerçekleştirecek olan da yine gençliğin kendisidir.

Varlığını koruma ve özgürlüğünü sağlamaya dönük tüm eylemler öz savunma kapsamına girmekle birlikte, sadece var olanı koruma mantığı gütmezler. Dikkat edilirse Devrimci Halk Savaşı, hedefini salt bir toprak parçasını ve bir halkı savunmakla sınırlandırmıyor. Bir taraftan ahlaki ve politik toplumsallığın yaşam bulduğu her coğrafyayı savunmayı kendine görev bellerken, diğer taraftan bunu da aşan bir hedefleşmeyle demokratik sosyalist yeni bir insan kişiliği ve bu kişilik kanalıyla da demokratik sosyalist yeni toplumu açığa çıkarmak istiyor. Öz savunma Savaşı’nın temel gerekçesi bu hakikatten güç alıp beslenmektedir. İddia ve kararlılığıyla eylem halindeki gençlik, bu realitenin ışığında denebilir ki eylem halindeki tarih ve toplum, oluşmakta olan sosyalist toplum ve insan kişiliğidir. Gençliğin öz savunma görevlerine bu ufuktan yaklaşması, varoluş hakkını gereğince anlamlandırması bakımından onu daha güçlü ve aktif kılacaktır.

Gençlik öncülüğünde kapitalist moderniteye ve onun ulus devlet yapılanmalarına, sermaye ve iktidar tekellerine karşı özgürlük, demokrasi ve adalet talebiyle yöneltilen her karşı hareket, ahlaki ve politik bir harekettir. Sömürgeci saldırganlığa, yabancılaşmaya, eşitsizliğe, ayrımcılığa, cinsiyetçiliğe, ekolojik yıkıma vb. yönelik bütün karşı eylemler, baştan aşağı ahlaki ve politik bir nitelik taşırlar. Bu nedenle öz savunma hattını toplumsallığın tüm mecralarına yayarak sivil toplum örgütleri de dahil komün, meclis ve komitelerle dokumak, etik ve demokratik bir sosyalizmin kültürel dokunuşlarla hayatı yeniden şekillendirmesine fırsat tanımak olacaktır. Bütün bunları pratikleştirebilmek için de gençliğin, demokratik modernite paradigması ile bilinçlenmesine ve bu bilinçlenme ile özgür yaşam ahlakına ulaşmasına ihtiyaç vardır. Önder Apo’nun ifadesiyle, ‘‘… ideolojik ve politik yeterlilikle birlikte, özellikle her koşul altında özgür yaşam ahlakına bağlılığı sergileyecek güçte olmak durumundadır. Orta Doğu kültüründe ‘İnsan-ı Kâmil’ denilen kendi kendine yeterli birey olma gücünü güncelleştirerek sağlamak durumundadır. Tüm iktidarcı, milliyetçi, cinsiyetçi, dinci ve liberal köreltici ve hakikatten uzaklaştırıcı ideolojileri ve yaşam tarzlarını boşa çıkaracak gücü sergileyebilmelidir. Çağlar boyunca İnsan-ı Kâmillere duyulan ihtiyaç en çok günümüz için gerekli olup, bu da ancak modern sosyalist kadrolar olmakla mümkündür.’’ (2)

Öz bilinç edinmeyle başlayan öz savunma, gençliğin ideolojik kimlik kazanmasıyla en olgun dönemine ulaşır. Bunun anlamı, insan bireyinin toplumsal ahlak sahibi olması ve bununla toplumsal varoluşu kesinleştirmesidir. Demek ki toplumsal varoluş, kendini sahiplenmeyle, ideolojik güç haline gelmekle gerçekleşmektedir. İster geçmişin hafızası (mitoloji, din), ister şimdinin sistem siyaset kuramları ve ister geleceğe yönelik ütopik tasarımlar biçiminde olsun, ideoloji ve ideolojik kimlik daima toplumsal varoluşun ruhu ve beyni olma işlevi görmüşlerdir. Tek bir toplum sistemi yoktur ki zihne ve iradeye dayalı olmasın; her biri mutlaka zihni ve iradeyi tanımlayan ideolojik kimlikle varlık bulmuş ve bu kimliklerle anılagelmişlerdir. Hakiki öz savunma tam da buradan, ideolojikleşmeden kav alarak kendini görünür ve etkiler konuma getirir. Gençliğin tüm zihniyle ideolojikleşmesi, bütün çabasını örgütlemede yoğunlaştırması ve tüm yaratıcılığını harekete geçirerek devrimci-demokratik eylemlere yön verme kabiliyetine erişmesi, Devrimci Halk Savaşının kök salarak başarıya ulaşmasının garanti altına alınması demektir.

İdeolojik eğitim, örgütlenme ve eylem; bunlar toplumsal varoluşun, dolayısıyla gençliğin varlığını anlamlandırma çabasını tanımlarlar. Demek ki öz savunma, aynı zamanda yaşam iddiasında bulunan toplumun ve gençliğin var olma, varlığını anlamlandırma çabasıdır.

   Nasrullah Kuran

Önceki Haber

Berkin Elvan Katledildiği Yerde Anıldı

Sonraki Haber

Sûr’da Öğrenciler Film Gösteriminde Buluştu

Berû Ajans Editor

Berû Ajans Editor

Sonraki Haber
Sûr’da Öğrenciler Film Gösteriminde Buluştu

Sûr’da Öğrenciler Film Gösteriminde Buluştu

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trend
  • Yorumlar
  • Sonuncu
Konferansa Katılan Gençler: Gençliğin Bayrağı Devralması Gerekiyor

Konferansa Katılan Gençler: Gençliğin Bayrağı Devralması Gerekiyor

15 Haziran 2026
Gençlik ve Öz Savunma

Gençlik ve Öz Savunma

20 Haziran 2026
İstanbul’da Kürt Öğrencilere Yönelik Irkçı Saldırı Protesto Edildi

İstanbul’da Kürt Öğrencilere Yönelik Irkçı Saldırı Protesto Edildi

15 Haziran 2026
İzmir’de Öğrencilerden Irkçı Saldırılara Tepki

İzmir’de Öğrencilerden Irkçı Saldırılara Tepki

15 Haziran 2026
Sûr’da Öğrenciler Film Gösteriminde Buluştu

Sûr’da Öğrenciler Film Gösteriminde Buluştu

0
Berkin Elvan Katledildiği Yerde Anıldı

Berkin Elvan Katledildiği Yerde Anıldı

0
Konferansa Katılan Gençler: Gençliğin Bayrağı Devralması Gerekiyor

Konferansa Katılan Gençler: Gençliğin Bayrağı Devralması Gerekiyor

0
İstanbul’da Kürt Öğrencilere Yönelik Irkçı Saldırı Protesto Edildi

İstanbul’da Kürt Öğrencilere Yönelik Irkçı Saldırı Protesto Edildi

0
Sûr’da Öğrenciler Film Gösteriminde Buluştu

Sûr’da Öğrenciler Film Gösteriminde Buluştu

20 Haziran 2026
Gençlik ve Öz Savunma

Gençlik ve Öz Savunma

20 Haziran 2026
Berkin Elvan Katledildiği Yerde Anıldı

Berkin Elvan Katledildiği Yerde Anıldı

16 Haziran 2026
Konferansa Katılan Gençler: Gençliğin Bayrağı Devralması Gerekiyor

Konferansa Katılan Gençler: Gençliğin Bayrağı Devralması Gerekiyor

15 Haziran 2026
Twitter Youtube Telegram Facebook Instagram

KATEGORİLER

  • Analiz
  • Anket
  • Bilim
  • Dijital Medya
  • Ekoloji
  • Ekonomi
  • Genç Kadın
  • Genç Kalemler
  • Gençlik
  • Güncel
  • Kültür-Sanat
  • Özel Dosya
  • Röportaj
  • Spor
  • Tarih
  • Teknoloji
  • Üniversite

© 2024 BERÛ AJANS - TÜM HAKLARI SAKLIDIR!.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Gör
  • Analiz
  • Dijital Medya
  • Ekoloji
  • Ekonomi
  • Gençlik
    • Genç Kadın
    • Genç Kalemler
    • Üniversite
  • Güncel
  • Kültür-Sanat
  • Özel Dosya
  • Röportaj
  • Spor
  • Teknoloji

© 2024 BERÛ AJANS - TÜM HAKLARI SAKLIDIR!.